Farkettiniz mi?

23.11.2015         tkoc@comu.edu.tr

Hani eskiden beri söylerler ya “Bakmak ve görmek aynı değildir” diye tam da böyle bir süreci yaşıyoruz. Artık hem bakmak hem de görmek zamanıdır.

   Neden bunu yazma ihtiyacı hissettim?

            Oysa G20 tiyatrosunu yazmak istiyordum bu hafta. Hafta boyunca da düşünmüştüm. G20 ye bakmak ve görmek üzerine yazacaktım. G20 toplantısına katılanların ellerinin nasıl kanlı olduğunu ve bu toplantının da biz emekçilerin kanının daha iyi içmek için yapılmış olduğunu. Ama bu konunun ayrıntısına daha sonra üzerinde dururuz. Bu gün paylaşacağım konuda G20 tarzının bir yerel uygulaması.

            Konu; 24 Kasım Öğretmenler Günü kandırmacası.

            Şimdi şu soruları duyar gibi oluyorum:

            Ne demek kandırmaca öğretmenlere bir günü bile mi çok görüyorsun?

            24 Kasımın Atatürk’ün başöğretmenliği kabul ettiği gün olduğunu bilmiyor musun?

            Bu ve benzeri sorular çok olacaktır. Biliyorum ki öğretmenlik en önemli mesleklerden birisidir. Eğitim ve bilimin gelişmesi ancak ve ancak nitelikli öğretmenler ile mümkündür. Eğitim ve bilimin gelişmesi demek bir ülkenin bağımsızlığının gerçekleşmesi demektir. Diğer taraftan Atatürk’ün başöğretmenliği kabulü benim için de çok önemli. Ama bakmak ve görmek gerekir.

            Nedir bu konu ile ilgili bakılması ve görülmesi gereken?

            24 Kasım ne zaman “Öğretmenler Günü” oldu?

            12 Eylül sonrasında ve yalakalarının artık çıkar bitince ölümünde bile yalnız bıraktığı Netekim Paşa zamanında oldu.

            Bu konuyu en iyi TÖBDER ve TÖS sürecine emek veren öğretmenler anlıyor. Çünkü 12 Eylül Faşizmi kendi kanlı elleri ile hazırladığı darbe koşullarının birinci sorumlusu olarak üniversiteler ve okulları göstermişti. Yani öğretmenler ve bilim insanlarını.

            Dikkat ettiniz mi güncel durumda da hedef öğretmeler ve bilim insanları. Yani 12 Eylül Faşizmi daha da ustalaşarak devam ediyor. Sonuç olarak da eğitim ve bilim yani öğretmenler ve bilim insanları itibarsızlaştırılan kesim.

            Son yıllarda öğretmenlere ve bilim insanlarına hakaret etmeyen bir milli eğitim bakanı oldu mu?

            Yalnız bakanlar mı en yetkili makamlardan en alt kesimdeki partililere kadar öğretmenleri aşağılamayan oldu mu?

            Eğitim ve bilim çalışanlarının aylarca tatil yaptığı yalanından mı bahsetmediler?

            Eğitim ve bilim çalışanları dövülmedi mi?

            Eğitim ve bilim çalışanları sürgünlerde ömür geçirmedi imi?

            Eğitim ve bilim çalışanları işkencelerden geçirilmedi mi?

            Eğitim ve bilim çalışanları öldürülmedi mi?

            Bu günlerde bütün memurların ve özellikle öğretmenin iş güvencesini yok ederek parti memuru (kişiliksiz, kimliksiz, düşünmeyen ve sorgulamayan) haline getirmek istemiyorlar mı?

 

            Bütün bunları neden yaptılar?

            Atatürk tarafından başlatılan akıl ve bilimin yol göstericiliğinde ulaşılmak istenen LAİKLİK hedefini yok etmek için değil mi?

En son 10 Ekim Ankara katliamı eğitim ve bilim çalışanlarının temsil ettiği sorgulayıcı düşünce ve aydınlığı hedef almadı mı?

            O halde ne yapıyorsunuz sevgili eğitim ve bilim çalışanları?

            Cellâdınızın sunduğu yeme boyun uzatarak aslında kafanızı koparacak GİYOTİNE hazırlık yaptığınızın farkında değilmisiniz?

            Birleşerek başaracağımız gerçeğini ne zaman unuttunuz?

           

            ŞİMDİ FARKETTİNİZ Mİ?

 


799

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun