Felaket!

07.05.2014         tsavas@comu.edu.tr



“Nisan yağmurları” başlıklı yazımı gazeteye göndermiştim ki Gökçeada’dan sel felaketi haberi geldi. Bu arada Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çanakkale’de olduğu için Biga’da Çanakkale tarımına ilişkin bir toplantı vardı. Dolayısıyla yazıma not düşemedim.
Ne yazık ki Gökçeada’da, yazımda bahsettiğim erozyon ve toprak kaymalarının ötesinde bir olumsuzluk yaşandı.
Bunları bizler sıkça yaşıyoruz. Tüm Dünya yaşıyor belki ama bizim gibi ya da daha da geri kalmış ülkelerin bu tür felaketleri daha fazla yaşadığı açık.
Tabi öngörülemeyen olgular var ama öngörülenleri de var. Muhtemelen öngörülse dahi “bir şey olmaz “ tavrımız bu öngörülerimizin önüne geçiyor. Yahu böyle yağmur kırk yılda bir görülür, bir şey olmazzzz. Zaten sorun da bu değil mi? Zaten felaket de bu değil mi? Herhalde belli bir yerde her gün felaket görülmez. Kırk yılda bir olduğu için adına felaket diyoruz. Ama kırk yılda bir bile olsa oluyor sonuç da ve acısını piyangonun (!) vurduğu nesil çekiyor. Üzücü…
Açıklamalar Gökçeada’daki selin nedeninin insan kaynaklı olduğuna işaret ediyor. Tabi ki yağmuru yağdıran insan değil. Ancak dere yatağına yapılaşan, dere yatağını kapatan, sele neden olan yağmur sularını derleyip, toplayıp en az zarar verecek düzeye indirecek olan dereyi ortadan kaldıran Homo sapiens. İşte bunun sonucunda 40 yıl sonra gelen yağmur felakete neden olur.
Yağmurların bu şekilde yağması da bir tür felaket değil mi? Evet evet bu yağmurların bu şekilde yağmasının küresel iklim değişiminin bir sonucu olmadığını kim söyleyebilir? Küresel iklim değişiminin son 200 yılda açgözlü Homo sapiens’in faaliyetlerinin bir sonucu olmadığını söyleyebilir misiniz?
Büyük felaketlerle karşılaşmasak bile kendi küçücük yaşantımızda dahi, belki yalnızca kendimizi etkileyen benzer olayları kim bilir kaç kez yaşıyoruz, değil mi? Kazalar, su baskınları, yangınlar…
Ancak Homo sapiens balık hafızalı, hemen unutuyor. Ne yazık ki Gökçeada da unutacak; önlem almadan unutacak. Gelişmiş toplumlar bu unutkanlığa (!) karşı da önlem alıyorlar. Unutulmamasını sağlamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Böylece önlemleri sürekli kılıyorlar.
Doğal afetleri hep yaşadık, hep yaşayacağız, hatta daha bir sıklıkla… Felaketleri engellememiz mümkün olmasa da önlem almak elimizde; önlemlerle felaketlerin etkilerini kırabiliriz.
Nasıl önlemler? Bir kere HES’ler, nükleer santraller, madencilik faaliyetleri, yollar, yapılaşma vs. vs… Bunların bütünü ya da bunlarda yapılan mühendislik hataları, umursamazlıklar, bir şey olmaz canımlıklar… Tümünün sonucu felaketlere yol açabilecek faaliyetler; öncelikle bunlara bir dönüp bakmamız gerekiyor ve kendimize gelmeliyiz, silkinmeliyiz. Önlem için her bir detay çok önemlidir.
Gökçeadalılara geçmiş olsun diyorum ve umarım Gökçeada’da böyle bir afet bir daha yaşanmaz. Ancak bunu ummam için önlemlerin alındığına ilişkin bilgilenmem gerekiyor. Çünkü sele yol açabilecek yağışı tekrar yaşayacak Gökçeada, 40 yıl sonra olsa bile…
Tek tesellimiz felaketin insan kaybına yol açmamış olması…

1439

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun