Gerçek ve gereksiz yalanlar...

11.12.2015         gemici@yandex.com

Adam anlatıyor... Bacanağı hastaymış. Kanser her yerine sarmış. Lakin bu gerçek kendisinden saklanıyormuş. `Neden?` diye sordum... Bir şey demedi. Gerçeği söylememek gayet doğalmış havalarında... Aynı ifadeyle soruma boş boş bakıyor...

 Sorumu tekrarladım: "Neden? Bu ikinci "neden" uyarıcı etkisi yapmış olacak ki, toparlandı; "Bazı şeyler söylenmez..." dedi. Gerekçesi olmayan gereksiz bir cümle... "Bırakın öleceğini adama tüm yalınlığıyla söyleyin..." Ortalık buz kesti... Oysa espri yapmamıştım.

 

Kim bilir kaç kişi bu düşü kurmuştur. Zaten insanlık tarihinin iki ortak düşü vardır. Bir; ıssız bir adaya düşmek ama yanına da üç temel şeyi almak. Buradaki ince planı da görmek lazım. Adam ıssız adaya düşecek, gerekli materyaller yanında... Kim yutar bu denk gelişi? Yerse...

 

İki; "bugün hayatının son günü olduğunu bilseydin ne yapardın?" düşü... Yaklaşık  milyar cevabı ve eylemi olan mükemmel bir son dakika sorusu... Her çağda cevabı değişen bir soru...

 

Bugün vereceğin cevap, pek muhtemel "yarın" hiç bir değer taşımayacak... İşte bu kadar değerli bir konumda arkadaşın bacanağı...

 

Adamın bacanağına büyük ikramiye çıkmış ama bir türlü söylemiyorlar... Söyleseler neler neler planlayacak...

 

Bir galeriye girip en pahalı ful + ful spor arabayı alıp, gözünü kırpmadan basacak altına imzayı. Hiç bir şeye itiraz etmeden hem de... yarınsız kalmışsın. Sana ne... Senin ibreyi dibe vurdurman gerekiyor. Vurdur gitsin...

 

Belki de hiç yapmadı eylemlerde bulunacak... Valilik binasının önüne çıkacak, önüne geleni protesto edecek. Hakkında hakaret davası mı açacaklar. Açsınlar... Tebligatı da ona göre hazırlasınlar...

 

Belki de çok eski zamanlarda kalan taze bir aşkına söyleyeceği dolu dolu bir cümlesi var... Ne biliyorsun... Hep söyleyecek de zamanı değil diye düşünülmüş... Oysa artık sorun zamansızlık" olmak üzere. Bundan sonrası yok...

 

Adamın bacanağını bunlardan mahrum etmek "bacanağa" yazık değil mi? Yazık...

 

Gerçekler ve yalanlar böyle bir duygu kıskançlığı içinde gizleniyor. Ve ortaya "bacanak" koruma iç güdüsüne dönüşüyor. Tamamen bencil ve yalnız bırakılmış, içi boş bir taziye...

 

Bırakın adam son dakika golünü, gönül rahatlıyla atsın!  Tribünler şenlensin... Taraftar coşkusu "bacanağı yüzünde okunsun.....

 

-geMici-

 

gemici@yandex.com

 

BATI-feneri ÇAKMAYA DEVAM EDİYOR...

 

NOT: Geçen sene cezalı olarak yaptırdığım trafik sigortasına 345 TL ödedim. Bu yıl aynı araca 753 TL dedim. İnsaf yau... Dağıttığınız bedava kömürlerin parasını cebinizden ödeyin.  "Beni" soymayı bırakın! Sonra kalkmış beyefendi benim paramla bana siyaset yapıyor... Herif zaten hırsız gözlü... Çanakkale bağrına basmış diye manşet attılar. O Çanakkale ona bir basar, ne olduğunu anlayamaz... 

 

 


998

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun