Görmeden Zirveyi Hedefleyenler..

07.09.2014         ercan@manyapi.com



Dağcılık Federasyonu Antalya İl Temsilciliği ile Gençlik ve Spor Antalya İl Müdürlüğü’nün birlikte organize ettiği etkinlikte, Antalyalı 15 dağcı ile 10 görme engelli 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı’nın zirvesine çıkmayı başardı. Zirveye çıkanlardan birisi de Tuncer Koç idi. Pamukyolu verdiği bloğunda tırmanışın hikâyesini kaleme almış bende oradan derleyip sizin ile paylaşmak istedim.
 
 
21 Ağustos 2014 Perşembe saat 10.00 yolculuk başlıyor, benim için böyle bir projede yer almak çok önemli bir duygu. Uzun bir yolculuktan sonra Ağrı Doğubayazıt’tayız hemen kaymakan’ın ziyaret edip soluğu İshakpaşa Sarayında alıyoruz. Kısa bir gezinin ardından Doğubayazıt Kaymakanlığın hazırlamış olduğu dinlenme yerimize yerleşip uykuya dalıyoruz.
 
 
Sabah tırmanış başlıyor. İlk hedef 2200 m çantalar hazırlanıp katırlara yükleniyor. Merve Demir kardeşimizin mihmandarıyım… Merve Demir B1 doğum sırsında kuvette koyduklarında gözünün bandajları tam kapatılmadığı ve açıldığı için B1 olmuş. O kadar mutlu o kadar sevinçli biri ki kitap okumayı çok seviyor, açık sözlü ve kendini hemen sevdiren kişiliğe sahip… Bir iki mola veriliyor derken öyle bir yere denk geliyoruz ki patikada küçük bir yer çatlağı var çatlaktan tam atlamak üzereyiz ki Merve’nin  ayağı kayıyor. Neyse ki düşmesin diye tutuyorum ve bir şey olmuyor. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra 3200 m kampına varıyoruz bu kamp alanı yemyeşil çayırlık bir alan. Hemen çadırlar kuruluyor yemekler hazırlanıyor ve çayımız içerek dinleniyoruz. Zaman hızla ilerliyor akşam oluyor bazılarımız çadırlarına çekiliyor bazılarımız çay eşliğinde muhabbet genel değerlendirme yapıyor ve geç saate uykuya dalıyoruz.
 
 
Sabah kalktığımızda etrafımızı onlarca dağcı sardığını görüyoruz. Güzel bir uykudan sonra yeşillikler içinde uyanmak o havayı solumak anlatılmaz. Görme engelli arkadaşlarla güle oynaya kahvaltı ise paha biçilemez. Onları mutlu görmek bana içimizde bazı kopan fırtınaları.
 
 
4200 m ikinci kamp alanına doğru 10.15 yola çıktık her şey güzel artık yüksek irtifaya doğru ilerliyoruz.  3750 m harika bir mola yeri var. Kısa bir molanın ardından yola koyuluyoruz. İkinci kampa geç kalınmamalı hemen ilerlememiz lazım. Yağmur çiseliyor ve yağmur eşliğinde kamp alanına varıyoruz. Kamp alanına vardığımda ilk şeytan deresinden gelen sesleri duyduğumda çok heyecanlarım ve biraz  da ürperdim. Hemen 4 engelli  arkadaşın çadırlarını kuruyoruz. Neyse ki yağmur kısa sürüyor. Burada kar suyu kullanıldığından gidip su getiriyorum. Beslenmemize dikkat etmeliyiz ekipte bazıları akut dağ hastalığına yakalanıyor. Benim gibi birçok kişinin baş ağrısı var ama ben şunu biliyorum ki bol su içip karnımı doyurursam geçecek.
Gece 24.30 toplanıyoruz ufaktan  yağmurda yağıyor ertelememiz lazım bir gün daha burada kalma kararı alıyoruz ve ben hemen çadıra dönüp yatıyorum. Sabah hafif yorgunluk var yükseklik insanın bünyesi değiştiriyor anlatılmaz yaşanır çok ayrı bir duygu… Kahvaltı yapılıyor ve ben şunu anlıyorum ki yüksek irtifada bal su kadar gerekli insana öyle enerji veriyor ki bundan sonra böyle bir yere gittim mi kesin ve kesin  Gündoğmuş balı götüreceğim…
 
 
Bu gün 4200 de kalacağımız için günü antrenman yapmaya ayırıyoruz. Bizler 4400 m çıktık diğer iki arkadaş da 4750 m çıkıp geri dönüyor. Derken akşam oluyor. Artık zirveye çıkmaya hazırız.
Gece yarısı 02.30 yola çıkıyoruz. 4500 lere geldiğimizde bir kaç kişi rahatsızlanıyor. Doğayla biraz daha mücadele verdikten sonra bir görme engelli arkadaşımız, mihmandarı ve kameramanımız dönmek zorunda kalıyor. 4750 m deyiz o kadar yavaş yürüyoruz ki kendime şaşıyorum mola verip bir yudum su içiyorum kendime anca geliyorum. Hafiften kar atıştırıyor bezen güneş içimizi ısıtıyor bir an geldi ki Ağrı dağının gölgesini fark ettik muhteşem görünüyordu.
Durmak yok hızlı hareket etmek de yok. Bir an hızlı hareket edeyim dedim damarlardaki kan dolaşımını hissettim biraz daha devem etsem kalpten giderdim herhalde. Neyse ki öyle yavaşladım ki hayatımda böyle yavaş yürümemiştim. Kramponları takip buzula girdik benim badi Kamil Çam kardeşimiz öylesine dinçti ki buzulda beni bırakıp biraz açıldı orada sanki nefesimiz gözümüz açılmıştı. Kamil Çam kardeşimiz B1 Antalya Beyaz Baston Görmeyenler Derneği kurmuş ve şimdide Görme engelliler federasyon üyesi. Bir zamanlar Isparta nın sütçüler köyünde yaşıyor ve gözü de görüyormuş. Evli ve çocukları var okutmuş onları tam bir yayla çocuğu gibi  bir zamanlar çobanlık yapmış dağlarda gezmiş, zamanla beyinden kaynaklanan nedenlerden dolayı görmesini yavaş yavaş kaybetmiş
Artık buzuldayız zirveye çok az kaldı, buzul çok farklı nefes problemi aza iniyor heyecan artıyor zoru başarmak üzereyiz. Yavaş yavaş ilerlerken bir anda zirveye gelmişim hiç farkında değilim. Hep birlikte bir araya geliyoruz koşa koşa zirveye merhaba diyoruz.

1056

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun