Güvercinler, kanaryalar, atlar, kömür ve Soma

21.05.2014         tsavas@comu.edu.tr



Çocukluk merakı güvercinler konusunda sohbet ederken Sevgili Murat ağabey (Prof. Dr. Murat TÜRKEŞ) sıkça çocukluğunun geçtiği Soma’dan bahseder. Ben hiç bulunmadım Soma’da, yalnızca içinden geçtim birkaç kez.
Bir de Somalı “Talebe” Melih ağabeyimiz vardı, o Çanakkale Eğitim Enstitüsünde okurken tanışmıştık, ortak meraklarımız nedeniyle… Büyüklerimiz “Talebe” adını takmışlardı, haliyle bizim için de Talebe ağabeyimizdi. Ne yazık ki bundan birkaç yıl önce bir trafik kazasında kaybettik.
Kömür madenlerindeki grizu patlamalarını duyardık, her birinde bir, üç, beş, onlarca madenci ölümleri. Haberlerde sayılırdı ölümler, kayıplar… Oralarda değildik, her insanı etkiler, hümanistleri daha da fazla, ancak yine de bizden uzaktı, oralardaki insanlar gibi etkilenmemiz mümkün değil…
Eskiden, teknolojinin bu denli gelişmiş ve yaygın olmadığı dönemlerde madenciler ocağa kanarya kafesi asarlarmış, kanarya bayılınca anlarlarmış ki gaz birikimi tehlikeli seviyede ve terk ederlermiş ocağı.
Küçük atlar, midilliler yetiştirmişler madenlerde ocak arabalarını çeksin diye. Bunlar yaşamlarının neredeyse tamamını maden galerilerinde geçirirlermiş. Madenlerde madenciler yanı sıra ahırcı denilen seyisler çalışırlarmış, atların bakımını yapan…
Maden galerileri, ne kadar çok farklı alanlarda kullanılıyor şu “galeri” sözcüğü, tek başına hiç de korkutucu gelmiyor. “Maden galerisi” denince de başta ürkmüyor insan ama… Maden galerileri insanları yutuyor; işte bu ürkütücü, iç acıtıyor.
Kömür madenleri denince bir de aklıma belgeseller geliyor, içerisinde özellikle İngiltere’den ve Almanya’dan maden ve madencilik tarihine ilişkin siyah beyaz görüntülerin yer aldığı belgeseller. Görüntülerde madencilerin kömür karasına bulanmış mutsuz yüzlerini seçebiliyorsunuz.
Soma kömürünü çocukluğumuzdan bu yana tanırız; Çan kömürü kalitesiz ve ucuz, Soma kömürü kaliteli ve pahalı… Doğal gazın ulaşmadığı yerlerde, kaloriferlerde hala kullanıyoruz.
Geçen hafta Soma’da yaşanan ve adını koyamadığım acı kayıplarımıza ilişkin haberleri izlerken aklımdan geçenlerdi bunlar; dönüp durdular, insanların, kadınların acılarını haberlerde izledikçe, canım yandıkça yukarıda anlattıklarım tekrar tekrar canlandı gözümde.
Ölümler karşısında nutkum tutuluyor, konuşamıyorum, her şey yapmacık geliyor. Ne denebilir ki, teselli mi? Nasıl teselli edilir ki evlilik arifesinde ölen oğulların anaları, ardında onca çoluk çocuk bırakmış kocaların karıları, babaların çocukları… Siz teselli olur musunuz? Hele ki dingin ölümlere karşın bu tür bir ölümün korkunçluğunu düşününce…
Batı, madencilerin bu şekildeki ölümlerini kader olmaktan çıkardı. Batı’da bunlar 100 yıl öncesine kaldı; madenlerdeki kanarya ve midilli atlarının zamanında…
Bu ölümleri atlatmak kolay değil. Bu ölümleri ana, eş, çocuk olarak atlatmak çok çok daha zordur, eminim; tasavvur dahi edemiyorum, yaşamadım. Bu nedenle benim gibi söyleyebilecek fazla bir şeyi olmayan tuzu kuruların yapabilecekleri tek bir şey var.
En azından susun be birader!

1541

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun