HERKES MERSİN'E

17.04.2017         

Burası Türkiye ve biz Türküz. Ama bir noktadan sonra bu tanımın çok yüzeysel olduğunu farkediyoruz. Türk ama hangi Türk? Asyadan göçen Türk? Osmanlı Türkü? Balkanlardan gelen Türk? Cumhuriyetçi Türk? Müslüman Türk? Hepsi? Hiçbiri? Keşke Türküz dediğimiz anda tek kelimeyle özetlenebilse ve ayrım olmadan yaşanabilseydi. Bakalım bütün bu karmaşa nasıl ortaya çıkıyor…

 Hepimizin bildiği gibi dünya üzerinde ülkeleri ve insanları ayıran fiziksel sınırlar yok. Aynı ortamda büyümüş insanlar toplumları oluşturmuşlar ve toplumlar da aralarında verdikleri savaşlar ile kendilerine yaşam alanları -yani ülkeler- ilan etmişler. Farklı coğrafya ve kültürler, farklı gelenekleri ve normaları oluşturmuş. Bütün bu değerler de toplumlararası etkileşimle zaman içinde homojenize olmuşlar. Japon kılıcını, kovboy tabancasını, şövalye mızrağını atmış. Herkes çadırdan çıkmış betonarme konutlara geçmiş. Yöresel kıyafetler yerini pantolon, gömlek, etek ve tshirt’e bırakmış.

 

Modernleşme dediğimiz bütün bu homojenleşme gerçekleşirken bu değişimin standartlarını batılı ülkelerin oluşturmasından rahatsızlık duyanlar kültürlerini ve değerlerini kaybediyor olmak adı altında bir savaş veriyorlar. Kendi ülkem adına düşünüyorum. Bir Türk aslında nasıl giyinmelidir? Neden kapanmış bir devrin yüzyıllar öncesi modasına geri dönmelidir? Ya da bu bir başarı mıdır? Cep telefonunu belime doladığım kuşağa mı sokmalıyım? Türk olmanın standartları hangi tarihler arasını kapsıyor? İskoçyalı etek mi giymeli?

 

Şu ülke büyük bir mozaik ve çok farklı düşünen bir sürü insan bir arada yaşıyor. Herkesin kafasınaki “Türk” tanımı, yaşam tarzı ve gelenekleri ayrı. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte toplumu çağdaş ülkeler seviyesine getirmek adına büyük çabalar sarfetti. Bu konuda ona katılmayanlar da oldu ve halen var. Onlar da “Türk”. Ülkede bir sürü Türk var ama herkes birbirine düşman. Neden? Çünkü herkesin kafasında bir Türk tanımı var ve Türkü başka şekilde tanımlayanları yeterince Türk bulmuyorlar. Bu o kadar ütopik ve saçma ki… Hem toplumdaki bireylerin özgürlüğünden bahsedeceksin, hem de diyeceksin ki “böyle yaşayacaksın”. Pekala, nasıl yaşamalıyız, neye inanmalıyız, ne yemeliyiz, ne içmeliyiz, ne giymeliyiz yeterince Türk kabul edilmek için?

 

Ayrıca batıya neden bu kadar düşman olduğumuzu da sorgulamak lazım. Batılılaşmaktan nefret ediyoruz ama nedense batının her şeyinden de istifade ediyoruz. Diyelim bunu başardık. Attık elimizden teknolojiyi, çektik şalvarı giydik çarığı. Vodka enerji yerine boza ve şıra içiyoruz vs. İnternet yok, televizyon yok, radyo vs hiçbiri yok. Çünkü hepsi batının bizim hayatımıza soktuğu şeyler. Tamam, şimdi daha mı Türk olduk? Sanki sadece zamanda geriye gittik gibi. Çünkü biz bunları hayatımıza sokmadan önce böyle yaşadık zaten. Peki bugün daha gerçek Türk, daha müslüman Türk, daha öz Türk olmak için neden geriye gitmemiz öneriliyor? Arap da artık kot giyiyor, o da spor ayakkabı giyiyor, o da teknoloji kullanıyor. Japonya’da samuraylar dolaşmıyor yollarda. Avrupa’da atlı şövalyeler filan yok. Herkes Mersine gidiyor, biz niye tersine gidiyoruz? En ilginç olan da, topluma bunu reva görenler kendileri en modern şekilde yaşıyorlar. Burada bir terslik yok mu?

 

Şu anda ülke genelinde kendini en Türk kabul eden çoğunluğun gözünden kendime baktığımda, kendimi batı özentisi, yozlaşmış, Türk örf ve adetiyle bağdaşmayan hayat süren biri olarak görüyorum. Ben ne ara bu kadar ötekileştirildim?! Ben Türksem bu insanlar kim? Yok eğer onlar Türkse, ben kimim? Bütün bunlar modern hayatın gerektirdiği gibi yaşamam yüzünden mi oldu? Ne ara Türklüğün yanından geçip gittim? Hani hep birlikte resmi geçitte marşlar söyleyerek şanlı Türk evladı olarak yürüyorduk… Türk kabul edilebilmek için kaç durak daha geriye gitmeliyim?


421

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER