Halksız devlet…

14.07.2015         gemici@yandex.com

Olunca her şeyi de yapabileceğini sananlar, “yeşil yolu” kendi yeşillerine dönüştürmeye karar verdiler! Halk da onlardı, devlet de… Her şey olunca da nergisliğin zirvelerinde kendilerine yeni yol aramaya koyuldular…

 

 

Zaten on üç yıldır yaptıkları tam da buydu!

Her şey onlara aitti ya da tabi… Halk tanımı da sandıktan çıkardıkları yüzde elliyle ölçülen “yaptığım yaptık” kitlesiydi. İnançları yeşile endeksli “kahramanlık türküleri” olunca da değil 2500 metre yükseklik uzayda olsa fark etmezdi… Bu kaçınılmaz durumdan “zevk almak” mümkün olmasa da önerilen buydu!   

Karadeniz’in doğusundan Kazdağıları’na kadar rastladığımız doğa tecavüzünün sonucu ortaya çıkan birçok çocuğa; termik, altıncı, Hes gibi isimler takan işbirlikçi “Bülentler” memleketin “mutlak sahipleriyiz” rolleriyle kendilerine “yeniçağın efendileri” rolünü kestiler…

Oysa ortada dolanan sadece kağıttan çiziktirilmiş kaplanlar vardı. Hayvanat bahçesinden kaçma lüksleri olmayan sermaye şekli verilmiş birkaç gözü doymazdan başka bir şey değildi.

Gerçeği yokmuş gibi yapıp “suni denge” üstünde oturan birkaç çeşidin oluşturduğu bürokratımsı sermayenin oligarşisinde “devlet” tanımı yeniden dizayn edilirken, kendi açtıkları doruklarda tosladıkları sıradan bir insanın devlet tanımı karşısında yapabilecekleri sadece yok olup gitmekti…

Ne dedi o yaşlı kadın: “Halk benim…”

Unutturmaya, uyutturmaya, korktukları kelime buydu… HALK…

1789 Devrimi beklenen bir devrim değildi… Ekim devrimi beklenen bir devrim değildi… Gezi Direnişi beklenen bir şey hiç değildi… Nicel birikim, nitel dönüşmeye yol açıyordu ve bu çok anlık bir sıçramaydı… Onların da unuttuğu buydu! Hatırladılar ve korktular!

Üretime değil de TOMA’ya yapılan yatırımın da nedeni buydu! Ortalıklara saçılan plastik mermilerin yerini ne zaman gerçeği alırsa devrimin tarihi de odur!

Mülki erkan, teknokrat, bürokrat… Polis, asker… Daha da ne varsa… Önlerine gelen tarihe iyi bakacaklar! Ve kararlarını verecekler! “Halk” mı, “yeşil yol” mu? Verdikleri kararlar sürecin de derinliğini belirleyecek… Şiddetin sınırlarını çizecek.

Gezinin çocukları hatırlanacak… Aklılarda kalan “kırmızılı kadın” gibi Karadeniz’den de o yaşlı kadının “Halk benim he!” haykırışı kalacak…

İyi bakın tarihe!

-geMici-

gemici@yandex.com

BATI-feneri ÇAKMAYA DEVAM EDİYOR…

Not: Bu bir çevre yazısı nedir…

 


1118

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun