Hayvanlar ve “itler” arasında TKB

15.09.2015         gemici@yandex.com

“Hayvan Çiftliği” benim tarafından yazılması gerekirken 1945’te George Orwell tarafından yazılmış. Kitabı okursanız canınız feci sıkılacak. İyisi mi okumayın! Zaten bugün yaşadıklarınızla karşılaşacaksınız.

 11-13 tarihlerinde Tarihi Kentler Birliği toplantısına Çanakkale olarak ev sahipliği yaptık. Türkiye’nin her yerinden belediye başkanları buradaydı. Duymuşsunuzdur… Ama iki tanıklığımı yazmam gerektiğini düşünüyorum…

Cumartesi günü misafirlere Kent Gezisi yapıldı. Özgürlük parkında çay içildi. Seramik müzesi gezildi sonra kordondan yürüyerek gezi devam ediyordu ki, en önde yürüyen iki beyefendi koluma girip; “Baya bir fotoğraf çektin. Ben Tosya Belediye başkanıyım sana birkaç soru soracağım” dedi. “Tabii sorabilirsin” dedim. “Başkanın ilk dönemi mi? Ondan önce hangi partiydi” “Hayır 3,5’uncu dönemi. Ondan önce de CHP’deydi.”  Yanındakine döndü. “Demek adam çalışıyor.” dedi… “Memnunsunuz yani” diye benim onayımı bekledi.

Sesimi çıkarmadım… Ki, kentin onayını üç kere almış belediye başkanını linç etmeye kalktığımızı nasıl söyleyecektim ki? Provokasyona getirilmiş kentin gençlerinin öfkeyle saldırdığını…

Türkiye’nin her yanında yaşanan olayların burada da yaşanabildiğini… Elinde olmayan sebeplerle (İnsan nerede ve nasıl doğacağına karar veremez. Zaten hiç de önemi yoktur.) Diyarbakır doğumlu bir genci dövüp, eline bir bayrak tutuşturup “Bozkurt” işareti yapmaya zorlayan “şiddetin” insanla nasıl izah edilebileceği nasıl anlatabilirdim ki? 

Umarım Tosya Belediye Başkanı makamına gittiğinde Çanakkale Siyasi Tarihine bir göz atmıştır.

İkinci olay Barış Kordonunda (2. Kordon) yaşandı. Belediye sokak hayvanları için koyduğu yiyecek, su kaplarının önünde yaşandı. Büyük bir olasılıkla iktidar partisinden iki belediye başkanı aralarında konuşuyor. “Bak, burada itleri de doyuruyorlar…” Diğeri; “Öldürüp günaha gireceğini topla itleri getir buraya bırak…” “Yau başkanım çok uzak. O kadar iti buraya nasıl getireyim…” Yakın olsa kesin getirecek. Büyük olasılıkla ayaküstü hesap yaptı. “İtleri” buraya getirmek daha maliyetliydi…

Böyle bir farkımız vardı…

Canlıya (Ota, ağaca, kuşa, kurda, tırtıla, insana) sahip çıkmak insan olmanın birinci şartı kabul eden bir anlayışla, “insan” tanımını sunni Müslümanlıkla sınırlayan bir anlayış…

Çanakkale ondan güzel… Dağımızla, suyumuzla, çevremizle, sokak hayvanlarımızla, kuşlarımızla, börtü böceklerimizle yaşayacağız. Barış içinde… Şiddeti bu topraklarda yeşertmeyeceğiz!    

Provokasyonları engelleyeceğiz… Şiddeti kaşıyanları uyarırım! Yarın insanlığınızdan utanmak zorunda kalırsınız! Sizleri, kendi düştükleri bataklığa çekmeye çalışıyorlar!

-geMici-

gemici@yandex.com

BATI-feneri ÇAKMAYA DEVAM EDİYOR…

 


938

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun