Hiç olmadığı kadar bir bitişin tanıkları olduk!

21.11.2018         

Kendimi bildim bileli yazılı basının bir parçasıyım. Gelişen teknolojiyle birlikte yıllar ilerledikçe görsel medyayla da haşir-neşir oldum, olmasına ancak gerçeğim hep yazılı basında takılı durdu ve hala oradayım.

 

 

Tek mesleğim oldu; gazetecilik.

Ofis boyluktan temsilciliğe kadar uzanan uzun bir maraton, 44 yıllık bir yaşam biçimi. Bu maratonda çok tanıklığım, az da olsa sanıklığım oldu. Gazetede yayınlanan haberimizin kaç sütuna hangi sayfada nasıl kullanıldığının heyecanı ile sabahın köründe ana bayiinin kapısına yapılan hücumun ruh halinin o güne dair izlerinin hala diriliğini bünyemde hissederim.

Sırasıyla Tercüman, Güneş, Hürriyet gazetelerindeki görevlerim, sonrasında Diyarbakır’da iki yerel gazete deneyimim yazılı medyayla olan bağımın vazgeçilmezleri, aynı zamanda uzun maratondaki istasyonlarım oldu. Sıkıntılı anlarımız, aylarımız, yıllarımız, tersi iyi, tatlı, heyecanlı, mutlu dönemlerimiz oldu. Hiç maaş almadığımız, yarım yamalak aldığımız, çok fazla kazandığımız yıllarımız oldu. Ancak, bu son dönemlerde yazılı ve sonradan eklenen görsel basının bu kadar rezil, kepaze, ayaklar altına alınan bir dönemi olmadı, böyle bir tanıklığımız hiç olmadı.

Haksızlığa uğrayanların uğrak kapısı olan gazete ve gazeteciler, halk adına kamu hizmeti yapmayı ilke edinmiş bir boyuttan haksızlık yapanların savunucusu, haksızlığa uğrayanları gömen kurumlar ve kişiler haline geldi. Hala haksızlığa karşı çıkan meslektaşlarımı bu güruhtan elbette ki ayrı tutuyorum.

Yaygın basın kendini sattı, bünyesinde satıcı ‘gazeteciler’ yarattı, onlarla bir yol yürüyüşü gerçekleştiriyor. Kısmen de olsa direnen yerel gazeteler var, onlarda bitişin eşiğinde. Yaptıkları haberleri basacak gazete kâğıdını şimdilik yüksek fiyatlarla olsa dahi bulma imkânına sahip olsalar da bir süre sonra onu da bulamayacaklar. Bu durumdan kurtulmak için avazları çıktığı kadar bağırıyorlar, duyan yok, dikkate ve ciddiye alan ortada yok. Resmi ilan, yani devlet desteği ile ayakta durmaya çalışan yerel gazetelerin bitişi, kentlerin, yaşayanlarının haber alma, yayma, sesini duyurmasının sona ereceğinin fotoğrafı içimizi burksa da, burukluğumuz, bitirmenin mimarlarının hiç de umurunda değil, aksine bitirmeyi hızlandırarak son noktayı koyacak ataklarını geliştiriyorlar.

İsmail Küçükkaya’nın başlattığı ‘Yerel gazete satın alın’ kampanyasının bu anlamda çok değerli ve anlamlı olduğunu belirterek, yürekten desteklediğimi söylemek istiyorum. Özgür gazete ve gazetecilik yoksa toplumun yaşam damarları tıkanmış demektir. Özgürlük damarlarımızın tıkanmaması, kan akışının devam etmesi için bütün kentlerde, ilçelerde hak savunucusu yerel gazetelerin halk tarafından desteklenmesi, halkın kendi değerlerine sahip çıkması çok önemlidir, çok anlamlıdır. Her sabah bir yerel gazete alarak ayakta kalmalarını sağlamak toplumsal bir görevdir.    

 


1719

Yazarın daha önceki yazıları

Yazarın Arşivine ulaşmak için tıklayınız.
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER