Hırsız kardeş getir şu çantayı…

07.06.2016         gemici@yandex.com

Biraz geç de olsa da hırsızıma seslenmek isterim: “Hırsız arkadaş arabanın arka koltuğundan yanlışlıkla aldığını düşündüğüm –hırsızıma alenen hırsız diyemediğim için- sırt çantasını getir. İçindeki makine senin işine yaramaz. Ben sana kullanabileceğin bir makine veririm… Ayrıca lap-top gözünde diplomam var. Bir işime yaramasa da torunlarım için bir anı bırakmayı düşündüğüm için özenle o çantanın içinde saklıyordum. Bir zahmet getiriver. Aldığın yere bırakırsan sevinirim…”

 

 

Diplomamı hırsız ele geçirince okula telefon açıp çaldırdığımı bildirdim. Onlar da banka numarası verip bir Meblağ yatırmamı istediler. Yeni diplomayı adresime göndereceklerini de eklediler. Bu kadar basit… Umarım bu kadar basittir. Ben bu kadar basit halledebildiğime göre, Cumhurbaşkanı için “basit demek” bence büyük bir hakarettir…

Diploma işini gayet basit bir şekilde çözmüş oldum… Keşke bütün sorunlarım bu kadar basit çözülse… Lakin Cumhurbaşkanının bir türlü diploma işi çözülemiyor. Pazar günü televizyon haberlerinde kendisi bu mevzuya değinerek “Emine söyledim. Arşivlerden diplomayı bulup bu konuda laf edenlere göstermesini istedim” benzeri bir cümle etti.   

Anlaşılan Cumhurbaşkanı da diploma konusunda problem yaşıyor… Diploma kayıpsa, problem 35-40 yıldır devam ediyorsa acaba seçim evrakları YSK’ya teslim edilirken diploma problemi nasıl çözüldü? YSK’ya diploma yerine ne verildi? Ayrıca bu sorun neden ısrarla devam ediyor?

Bizim sınıftan üç-beş arkadaş okulda teknik eleman ve öğretim görevlisi olarak kaldı. Onları aradım benim diploma işiyle de alakadar oluverin falan da dedim. Sağ olsunlar yakinen ilgilendiler. Eeee, kolay değil beş yıl birlikte aynı oksijeni yaktık…

Bence Cumhurbaşkanının da mutlaka sınıfı arkadaşlarından -en az- biri okulda asistan olarak kalmıştır. Şimdiye kadar mutlaka profesör mertebesine de ulaşmıştır. Eğer ulaşamadıysa tüm ilişkisini kessin. Bir insan bunca yıldır prof olamamışsa Sayın Cumhurbaşkanımızın sınıf arkadaşlığını hak etmiyordur…

“En az biri” derken de Sayın Cumhurbaşkanımızın kuşağının çok zeki, yetenekli, iş bilen kılıç kuşanan bir kuşak olduğu da mutlak bir gerçek… En az bir derken alt limiti koyuyorum… Kim bilir kaç tane prof var? Benim bile en az 5 tane dönemimden prof çıktıysa…

Bugün mübarek ramazanın birinci günü… Oruç tutmak bir şey değil de Ramazan programlarına dayanmak ciddi bir sorun. Hala sakızla oruç arasında bozulmaz ikili soru gündem de… Sanırım seneye de gündem aynı olacaktır. Ramazan ne zaman yüzme sezonundan çıkar da kayak sezonuna denk gelir bu sorular da o zaman biter…

Müslümanlıkta din sınıfı yok dimi? Yok! Peki, bunca profesyonel imam, müezzin kadrolu olarak profesyonelce nasıl oluyor da bizim vergilerimizden toplanan parayla maaş alıyorlar?

Maaş almaları bir şey değil de fetva vermeye başlayınca işin rengi değişiyor… Bi susun be… Sorulmadan bütün cevapları –kendinizce- vermeye kalkmayın. Önce sakız sorunsalını çözün, sonra deniz işine girersiniz. Adım adım…   

-geMici-

gemici@yandex.com

BATI-feneri ÇAKMAYA DEVAM EDİYOR…

 

 

 

 


709

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun