Hoca bir gün…

15.08.2016         tkoc@comu.edu.tr

Hoca bir gün ağaca çıkmış bir adam görür. Bakmış adam üzerinde oturmakta olduğu dalın gövdeye bağlanan kısmını kesmektedir.

 

 

-       “Düşeceksin bre adam” der ve yoluna devam eder.

Birkaç dakika sonra az önce seslendiği adam yara bere içinde yanına gelir.

-       “Be mübarek hoca sen benim düşeceğimi nasıl bildin? Sen ne mübarek bir kişisin.” der.

            Dostlar fıkranın devamını biliyorsunuz. Hoca fıkranın devamında “Bindiğin dalı kesiyorsun” der.

            Durun durun yoksa siz “Hoca” diye başlayınca siz farklı bir şey mi bekliyordunuz.

            Anadolu kültüründe önce insan olan “Hocalar da” yaşadı. Nasrettin Hoca örneğinde olduğu gibi Anadolu halkı söylemek istediği pek çok şeyi bu güzel insanların ağzından söyledi.

            Nasrettin Hocanın gelişecek olaylar ile ilgili doğru öngörüde bulunmasını sağlayan doğaüstü güçleri mi idi?

            Elbette hayır.

            Bir gözleminin sonucunu söylemişti.

            Dostlar bizler de Nasrettin Hocaların torunları olarak “Sorgulayıcı akıl ve bilimsel veri/bilginin yol göstericiliğinden” hareket edenler olarak hep doğruyu söylemeye çalıştık ve hep haklı çıktık.

Üzülerek söylüyorum ki hep haklı çıktık fakat hiçbir zaman uyarılarımız dikkate alınmadı. Oysa Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunda “Sorgulayıcı akıl ve bilimin yol göstericiliğini” esas almıştır.

Türkiye’de 1980 12 Eylül darbesinde olduğu gibi 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminde de eğitim ve bilim hedef alındı. 12 Eylül darbesi eğitim ve bilim çalışanlarını hedef alarak 15 Temmuz’un hazırlanmasını sağlamıştır. Şimdi bütün uyarılarımıza rağmen aynı hata artarak devam ediyor.

FETÖ yapılanması arasına karıştırılmaya çalışılan emekçileri demiyorum. Bu emekçiler FETÖ yapılanmasının çalışmalarına devam etmesinin bir sonucu olarak hedef oldular ama karışıklığa getirme şansları yok. Bu yoldaşlarımızın kısa sürede görevlerinin başına dönmeleri sağlanacak.

Benim ifade etmek istediğim SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMEN            alımıdır. Bu öğretmenlerin de yapılan hatayı arttıracak şekilde MÜLAKAT/SÖZLÜ SINAV ile alınıyor olmasıdır.

Açıkça söylüyoruz ki devlet olarak BİNDİĞİMİZ DALI KESİYORSUNUZ

Bu hatalı uygulamadan vazgeçilmezse ülkemiz FETÖ den daha güçlü dinci terör örgütlerinin eline geçmekten kurtulamaz. Eğer amacınız bu ise devam edin. Eğer amacınız laik, demokratik ve tam bağımsız Türkiye ise bu hatalı uygulamadan vazgeçmelisiniz.

Soru ve yanıt gayet basit:

Diktatörlük, faşizm, tek adam uygulaması, terör ve başka insanlık dışı yaklaşımlar nasıl bir toplumsal ortamda gerçekleşebilir?

Bu yapılar; iyi eğitim almamış, ekonomik olarak kendisine yetemeyen, felsefe eğitimi görmemiş, özgür düşünce geliştirememiş, sorgulamayan bireylerden oluşan toplumlarda gelişebilir.

İnsanlık tarihine, düşünce tarihine bakın.

Sorgulayan toplum gelişmiş sorgulamayan toplum geri kalmış ve sömürülmüştür.

O halde önemli eylem olarak SORGULAMAK karşımıza çıkıyor.

Sorgulamak yaşanarak öğrenilir.

Bu açıklamanın devamında hemen sormamız gerekir; Sorgulamak nerede öğrenilir?

Toplumsal yaşamda ve eğitim kurumlarında.

Toplumda sorgulama kültürü yerleşmediği için “Burnumuz darbelerden kurtulmuyor”.

Toplumdan sorgulamayı öğrenemeyen çocuk için geriye tek seçenek olarak eğitim/okullar kalıyor.

Kendisi sorgulayamayan öğretmen bu davranışı öğretebilir mi?

Elbette ki hayır.

Eğitim öğretim kurumlarında Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan, Genel Müdür, Daire başkanı, Milli Eğitim Müdürü, Okul Müdürü, Okul Müdür Yardımcısı ……. Partisinden haline getirildi.

Geldik eğitim ve bilim çalışanlarına.

Sözleşmeli ve mülakat/sözlü/torpil sınavı ile alınan öğretmen de …….. Partisinden olacaktır.

Bu öğretmen mi öğrencilere “SORGULAMAYI” öğretecek?

Elbette ki HAYIR.

Dostlar benim ulaşabildiğim bilgilere göre bir ülkeyi yıkmanın en kestirme yolu eğitimi kötüleştirmektir.

FETÖ yapılanması bu gerçeği ülkeyi ele geçirmek için kullanmıştır.

İşte dostlar bütün bu sıralanan nedenlerle sözleşmeli ve mülakat/sözlü/torpil ile öğretmen alımı bir “Bindiğimiz dalı kesiyorsunuz” durumudur.

Bu uygulama toplumun her kesimi ve özellikle eğitim ile bilim kurumlarında çok yaygın idi ve gittikçe yaygınlaştırılıyor.

Bu süreçten demokrasi çıkmaz.

Biz …..cı olmayan eğitim ve bilim emekçilerine düşen, ne pahasına olursa olsun doğruları söylemek ve bu doğruların yaşama geçmesi için emek vermektir.

Daha dün FETÖ yapılanmasından en fazla zararı biz gördük ve bu yapılanmanın bize saldırısı devam ediyor. Buna ek olarak doğruları söylediğimiz için …….cı yapılanmasının da hedefi olacağız.

Keşke bindiğimiz dalı kesmesek de ülkede el birliği ile demokrasiyi gerçekleştirsek.

 


602

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun