KURT ÇENLİ HAVAYI SEVER

29.04.2019         iensar_68@mynet.com

Belki de bilerek ve isteyerek toz dumana boğulmuş bir hava yaratılmak isteniyor?

                 Hani göz gözü görmez ya, hani dokunduğunu tanıyamazsın ya. Hani yönünü şaşırırsın ya, hani aklın karışır ya, hani feleğin de şaşar ya, galiba böyle bir iklim yaratılmak isteniyor. İnsanın ve toplumun dış çevreyi tanımlayamadığı, korkup sindiği, aşırı ürkekleştiği ve kendini güvensiz hissettiği belirsizliklere bütün ruhunu teslim edip, edilgenleştiği/edilgenleştirilmiş bir toplum!..

                Önce kürsülerde 90’lı yılların faili meçhullerle adları anılan “beyaz toros” senaryocuları çıkarılıp arz-ı endam eylediler/ arz-ı endam eylettirildiler. “Hayırdır inşallah” diye düşünmüştüm/düşünmüştük.

                Ve nihayet 31 Mart seçimleri… İstanbul kilitlendi… İstanbul çözülemiyor… AKP İstanbul’u bırakmak istemiyor. Güçler savaşı… İktidar bu kez kotaramadı…

                Neredeyse 31 Mart’ın üzerinden bir ay süre geçmesine rağmen belirsizlik/belirsizleştirilmiş süreç devam ediyor. Yetmedi, Kılıçdaroğlu linç girişimine uğruyor… İktidar sözcülerini dinlemek bile bırakınız hukuksuzluğumuzu, bırakınız anayasal bir ülke olma halini, demokrasiyi falan yasaların bile varlığından kuşku duyacağınız sayısız veri ile karşılaşabilirsiniz.

                Hani böylesi de görülmemiş. Onca darbe ile mağlul Türkiye demokrasisi, dile gelse neye uğradığını şaşırdığından başka bir laf edemez.

                Geçelim… Devr-i iktidarları döneminde borç almış başını gitmiş… Hazinenin dibi görünüyor. İşsizlik, kadına ve çocuğa şiddet, yoksulluk ve sefalet, borç, dış borç… Amerika ile Rusya arasına sıkışmış manevra alanı, bırakınız gün be gün, saat saat azalan bir dış politika… Suriye’de tökezlemişiz, AB ülkeleri ile sil baştan…

                Mapushaneler dolmuş, elinizi nereye atsanız yolsuzluk akıyor…

                …haber hakkı prangalı, kalemler tutsak!...

                Oradan birileri sesleniyor: “CHP ikazdan anlamamış!” “… öfkemiz sel olur!”. 12 eylül öncesinden ders alamayanlar, bu kaotik ortamdan başarıyla çıkacaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar.

                Ekonomik krizin, ülkeyi demokrasi kurallarıyla yönetememenin aczini yaşayanlar, provakasyonlardan ve yaratılan toz dumandan, belirsizliklerden medet umar hale gelmenin yanı sıra, kimi karanlık odaklara özgü yöntemlerle ve yine aynı taktiklerle Türkiyeli emekçiler ve halkları korkutarak saltanatlarını sürdürmenin peşinde görünüyorlar.

                Sorunlar birbirini etkileyerek hızla büyüyor… Önlem diye sunulan ekonomik paketler sonuç vermiyor. Türkiye içeriden ve dışarıdan beslenen sorunlarla gittikçe daha fazla sıkışıyor. Emekçilerin yaşamı giderek daha fazla kötüleşiyor; yoksulluk artıyor, ekonomik krizin sonuçları dalga dalga hayatın tüm alanlarını etkiliyor.

                Ve bu koşullarda İstanbul seçimleri ertelendikçe erteleniyor… Tek kelime ile söylersek, seçimlerin düzenlenmesi ve güvenliğinden sorumlu olanlar, başka yerlerde ve ilgisiz noktalarda sorumlu arayarak süreci uzatıp zamana oynuyor. Zaman, elde kalan yasa ve demokrasi kırıntılarını da toplum nezdinde hızla aşındırıyor. Toz dumandan beslenmek isteyenler, besbelli ki esen rüzgarları hesaba katmıyorlar. Eski yöntem ve söylemlerle toplumu ikna etmeye uğraşıyorlar. Oysa hayat, hayatın gerçekliği tüm oyunları bozuyor. Kim ne söylerse söylesin insanlar özellikle emekçiler, yaşadıkları sorunlardan, sıkıntılardan ve iktidarın politikalarından her gün yeni dersler çıkararak, haklarının bilincine daha çok ulaşıyor ve tepkilerini ortaya koyuyor.

                İstanbul seçimi yenilenirse eğer, bu bir seçimden, bir şehrin- bu şehir İstanbul bile olsa- daha fazla, daha derin; ekonomik, siyasi ve diğer tüm toplumsal değerler; hukuk, demokrasi ve demokratikleşme adına daha fazla bir anlam ifade edecektir. Ve faturası ve üreteceği tüm sonuçlar, bugünden kestirilemeyecek ölçüde gelişmeleri üretecek ve tetikleyecek bir potansiyeli bağrında taşıdığını da ifade etmek abartı sayılmamalıdır.

                Ne demek istiyoruz? İstanbul seçimlerini bir kentin yerel yönetimini kazanmak ve kaybetmekten daha fazla bir faturayı ortaya koyacağı bilinmelidir. Her koşulda bu faturayı göze alıyorsanız, İstanbul Belediyesi bugüne değin bir belediyeden daha fazla işlevselliğe(!) hatta öneme sahip bir anlam taşıyormuş meğer.

                Ve demektir ki bütün kaosun, bütün toz dumanın nedeni de burada düğümleniyor…muş!

                İşte bu iklim, bize “kurt çenli havayı sever.” Sözünü anımsattı/anımsatıyor.

                Ve belki tüm sıraladığımız şeyler için 1 Mayıs, bu kez daha çok önemlidir. Daha kitlesel, daha demokratik, bir gözü de İstanbul’a bakan, İstanbul diyen 1 Mayıs… Bütün demokrasi dışı, hukuk dışı hesapları da 1 Mayıs’ın coşkusu, kitleselliği; birlik, mücadele ve dayanışma değerleri üzerinden bozulabileceğinin de akıldan çıkarılmaması gerekiyor. Yani karanlıklarda yapılan karanlık hesapları, 1 Mayıs’ın kitleselliği ile bozmak mümkündür.

                Türkiye bir dönemeçtedir ve 1 Mayıs, önümüzdeki yılların yolunu aydınlatacak bir önem taşıyor. Unutulmaması gereken sorumluluklardan belki en başlıcası da budur.

 


462

Yazarın daha önceki yazıları

Yazarın Arşivine ulaşmak için tıklayınız.
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER