KUTSAL DAMACANA

26.03.2017         

Yazının başlığı size aynı adlı filmi çağrıştırmasına rağmen konumuzun film veya konusu ile uzaktan yakından ilgisi yok. Asıl konumuz Zemzem Suyu. Çoğumuzun tarihini bile bilmediği ama mutlaka duyduğu, kutsallığı ile ünlü zemzem suyu. İslam dünyası tarafından şifa kaynağı olduğuna inanılan zemzemin tarihini sizin için araştırdım ve ilginç gerçekleri sizlerle paylaşmak istedim.

 

 

 

Zemzem olarak bilinen kutsal su, Mekke’de Mescid-i Haram’da Kabe’nin 20 m yakınında yer alan Zemzem Kuyusu’ndan adını alıyor. Ancak tarihi İslam öncesine dayanıyor. Yani zemzem kuyusu İslam’dan ve Hristiyanlık’tan binlerce yıl önce Hz. İbrahim zamanında açılmış. Hz. İbrahim, Mekke`de kuş konmaz kervan geçmez, bitkisi olmayan tamamen kurak bir yere hanımı ve çocuğu İsmail`i bırakıp geri dönmek durumunda kalıyor. İsmail’in annesi Hacer, yanındaki azık bitince, çocuğunu beslemek istiyor. Ancak Hacer’in sütü de gelmeyince yüksek bir tepeye çıkıyor. Tepede bir suyun sızdığını görünce, can havliyle suyun akmasını önlemek için önüne kumdan bir takım set yapıyor. Hacer bu suyu içtikten sonra da çocuğunu besleyebilmesi için göğsünden süt gelmeye başlıyor. Suyun akıp gitmemesi için set oluşturan Hacer, set oluştururken `dur dur` anlamına gelen `zem zem` diye seslenmesinden dolayı da suyun adı zemzem suyu diye akıllarda kalmış.

 

Zemzem suyu, Hz. İbrahim`den başlayarak Hz. İsmail`in ve Hz. Muhammed`in de içmesinden dolayı kutsal sayılıyor. Ancak Kur-an`ı Kerim`de zemzemle ilgili bir ayet de bulunmuyor. Dolayısıyla zemzem içmek bir sünnet olduğu için kutsal. Ancak bilimsel olarak, 30 metre derinlikten çıkarılan 3 damardan birleşen herhangi bir yer altı suyu.

 

Tabii, asıl konumuz suyun kutsallığını yargılamak değil. Bilakis kutsallığı üzerinden günümüzde aldığı şekli anlamaya çalışalım. 771 yılında Abbasi Halifesi El-Mansur döneminde iki sarnıcı mevcut. Bir tanesi ibadet için kullanılırken diğerinden su ihtiyacı karşılanıyor. 775’te ise Mehdi üzerini mozaik kaplı bir kubbe ile muhafazaya alıyor. 835’te mermerle kaplanarak restorasyonu devam ediyor. 1417’de Memlükler dönemindeki bir yangında büyük hasar görüyor. 1430 ve 1499 tarihlerinde yapılan restorasyonlarla bu hasar iyileştiriliyor. 1915’te Sultan II.Abdülhamit döneminde kalabalığa daha iyi hizmet verebilmek için Kabe’yi tavaf eden hacıların ibadetini rahatlatmak adına orijinal yerinden taşınarak ayrı bir yer inşa ediliyor. Kuyudan modern pompalarla çekilen zemzem, yeni tesisine borular vasıtasıyla iletiliyor. Kadınlara ve erkeklere ayrı noktalardan sunuluyor.

 

Buraya kadar tamam. Bitti mi? Hayır. Hacca gidenlerin bir sünnet olarak zemzem içmesi kadar doğal bir şey olamaz. Hatta evlerine dönerken, küçük plastik şişelerde aldıkları zemzemleri kutsal bir hediyelik olarak satın alıp sevdiklerine götürmeleri ve onları da sevindirmeleri güzel bir ritüel. Ama bir tık daha ileride kantarın ayarı yine para kazanma hırsı yüzünden kaçmış gibi. Çünkü biraz evvel de değindiğim gibi zemzem, sünnet olması dışında bir kutsallığı olmayan sıradan bir kaynak suyu. Şimdi ne alemi var bunu damacanalara doldurup deniz aşırı ticaretini yapmanın!? Tabii ki daha çok para kazanmak, ve daha çok. Kaldı ki dünya zemzem pazarında her şişedeki suyun gerçekten zemzem mi olup olmadığı da tartışma konusu. Pazarda bile çürük domatesle sağlamını karışık satan tüccar, laboratuvar olmayan ağzımıza hangi suyu içirtir anlayamazsınız. Diyanetin ve İslam konusunda bilgili kişilerin yaptığı açıklamaya göre zemzem satmak caiz değil. Zaten caiz olmayacağını düşünmek çok da zor olmasa gerek.

 

Son olarak da, geçtiğimiz yıllarda doktor sıfatı ile karşımıza çıkan Japon sözde-bilim adamı Dr. Masaru Emoto zemzeme el atmış. İlk başta zemzemden bihaber bildiğimiz normal suyun zekası olduğunu öne sürmüş ve bu şarlatanlıktan epey kazanmıştı. Emoto aslında uluslararası ilişkiler mezunu ve bu alanda bir doktorası mevcut değil. Hindistanda alternatif tıp okuyarak bu alanda doktora sahibi oluyor. Müspet bilimler perspektifinden alternatif tıbbın bir saygınlığı yok. Fotoğrafçı yönünü de katarak donmuş su kristallerini görüntülüyor ve suya müzik dinletilerek ya da konuşularak ilintili kristaller elde edildiğini öne sürüyor. Tabii zemzemi duyan Emoto durur mu. Hemen sağda solda konuşmaya başlamış. Bu su harika, mucize, eşsiz, kutsal, şöyle ilahi böyle muhteşem diye. Sahtekarlığını da Dünya Sağlık Örgütü (WHO) nun yaptığını öne sürdüğü bir analize dayandırmış. Ezan okununca bu su berraklaşıyormuş. İçinde asla bakteri barındırmazmış ve dünyanın bilinen en temiz suyuymuş. Bilimadamları da suyun nasıl da böyle bir özelliği var araştırdıklarında bulamıyorlarmış. Ve daha bir sürü miş muş… Aziz İnternet’te yaptığımız araştırma gösteriyor ki, mineral açısından gerçekten zengin olan bu suda WHO’nun üst sınır olarak kabul ettiği Arsenik miktarının 3 katı arsenik çıktığını görüyoruz. Meraklısı şu adresten tahlil sonucunu inceleyebilir: www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22138338

 

Sözün kısası şu ki; birisi size bir şeyi allaya pullaya sunuyorsa büyük olasılıkla cebinizdeki paranın peşindedir. Damacanalara gelmeyin sonra, benden söylemesi...

 


539

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

Maç D Smart’ta
23.08.2017    32