Kahroluyorum…

12.06.2017         tkoc@comu.edu.tr

Bu günlerde çok güzel olaylar yaşıyorum. Son sınıf öğrencilerimizi/arkadaşlarımızı/meslektaşlarımızı mezun etmenin heyecanı her yıl daha güzel oluyor.

 

 

Mesleğimizin en güzel taraflarından biri de değişik düşünce, bakış açısı ve aidiyetten fakat bilimsel düşüncenin temellerini almış ve üretme heyecanı dolu arkadaşları meleğimize katmaktır.

20 Haziran tarihinde mezuniyet törenlerini yapacağımız arkadaşlarımız bana umut veriyor. O kadar içten ve iyi niyetliler ki onlara bakıp mesleğimiz ve ülkemiz adına heyecanlanmamak mümkün değil.

Her birine, onları memleketlerinde veya görev yaptıkları yerlerde ziyaret etme sözü veriyorum. Mesleğimizde arazi çalışmaları çok oluyor. Arazi çalışmaları veya tatilleri her öğrencimi bir hafta ziyaret ederek bedavaya getirmeyi planlıyorum. Bunu kendilerine ifade ettiğimde hayli hoş sohbet oluyor. Paylaşılacak güzel günler umudu ile “gülüyoruz”. Evet hala gülebiliyoruz.

İşte tam bu noktada içim buruluyor. Güncel gelişmeleri değerlendirme ve ne yapacak bu genç meslektaşlarım diye düşünüyorum:

İşsizlik artıyor.

Herkese öğretmenlik formasyonu veriliyor.

On binlerce öğretmen KHK’ler (Kanun Hükmünde Kararname) işinden ve hatta hayattan atılıyor.

Nuriye Gülmen (bilim insanı) ve Semih Özakça (öğretmen) işlerini istedikleri için açlık grevi yapıyorlar ve şu anda işerinin verilmesi bir yana hapiste her saniye ölüyorlar!!!

Milli Eğitim Bakanlığının yayınladığı strateji belgesinde 2017-2023 döneminde iş bekleyen öğretmenlerin sayısının 1 000 000’u (bir milyon) geçmesinin beklendiği ifade ediliyor.

Askerlerimiz Suriye’de savaşıyor (neden?).

Trump ve Recep Tayyip Erdoğan görüşmesinde Trump Kore savaşında ABD’yi desteklemek için gönderdiğimiz (çoğu geri gelemeyen) askerleri hatırlatıyor.

Türkiye Katar’a asker göndermek için karar alıyor.

Türk askerinin Katar’da ne işi var?

Son zamanlarda neredeyse her yıl Türkiye bütçesinde kaynağı açıklanamayan paralar aklıma geliyor.

“Türkiye’nin Arjantin’den tek farkı stratejik pozisyonudur. Bu stratejik pozisyonuna bağlı olarak, Türkiye’nin en iyi ihracat ürünü de ordudur.” (Milliyet 4 Mart 2002). Bu söz aklıma geliyor ve birden irkiliyorum.

İşte bunlar ve benzerleri konular aklıma geldiğinde daha da kaygılanıyorum.

Ne olacak benim meslektaşlarım?

Yüzlerinde gülümseme genişleyerek çoğalarak insan olma, kendini arama çabasına devam edebilecekler mi yoksa emperyalizm ve onun taşeronlarının oyunlarında harcanacaklar mı?

Bunları düşünürken Eğitim Sen tarafından yayınlanan dönem değerlendirme raporundaki bilgiler aklıma geliyor ve kaygım artıyor.

Eğitim Sen değerlendirme raporumda eğitim ile ilgili yapılan değerlendirmede:

Özelleştirme.

Güvencesizleştirme.

Niteliksizleştirme.

Dinselleştirme.

Cinsiyetçi bakış açısı (Erkek egemen bakış açısı).

Demokratik uygulamaların yok edilmesi.

Eğitimin yandaşlara iş kapısı haline getirilmesi.

Tek parti iktidarının ideolojisini dayatma ve/veya başka bakış açılarını suç/kötü/terör sayma.

İşte bu noktada kahroluyorum.

Büyük bir heyecanla mezun olan meslektaşlarımıza sunduğumuz gelecek bu!!!

Kahroluyorum…

Biz hala böl ve yönet oyunun parçası olarak birbirimiz ile uğraşmaya devam edelim.

Kahroluyorum…

 

 


489

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER