Karadağ

06.08.2014         tsavas@comu.edu.tr



Geçtiğimiz hafta Çan Karadağ köylülerinin yaptıkları eylemi duymayanınız yoktur. İnsan nerelerden nereye demeden edemiyor.
Çanakkale Çevre Platformu gönüllülerinin birçoğuna göre aktif çevre mücadelesine katılmam nispeten yeni. Yine Çanakkale Çevre Platformu gönüllülerinin birçoğuna göre işlerimin yoğunluğu nedeniyle çevre konularına yeterince zaman ayıramıyorum. Akademik anlamda da, çalışma alanımın çevre konularının çok kısıtlı bir kısmını kapsaması nedeniyle yeterli desteği veremiyorum.
Çevre mücadelesinde özveriyle çalışan çevre gönüllüleri bu anlamda çok önemli ve çok değerli… Her bir gönüllü üzerine düşeni elinden geldiğince yerine getirirse aslında sorun kendiliğinden çözülüyor. Bu güne değin gönüllülerin gayretleri ile bu durumun oldukça sağlıklı bir biçimde sürdürüldüğünü söyleyebilirim.
Karadağ köylülerinin kendi başlarına çevre ve yaşam alanları için eylem yapmaları çevre mücadelesinin çok önemli bir başarısıdır. Çanakkale halkı artık yaşam alanlarını savunmak üzere kimseyi beklemeden harekete geçmektedir. Bu başarı başta Çanakkale Çevre Platformu gönüllüleri olmak üzere Çanakkale’de çevre mücadelesine omuz verenlerin başarısıdır.
Karadağ köylülerinin yaptıkları Çanakkale çevrecilerine moral vermiştir, umut olmuştur; deyim yerindeyse umutları katlanmıştır. Ancak bu durum aynı zamanda çevre mücadelesinin sürekliliği anlamında çevrecilere önemli bir sorumluluk da yüklemiştir; çevre mücadelesinin sürekliliği, hatta artarak devam ettirilmesi sorumluluğu...
Çevre mücadelesinin başarısı beraberinde mücadelenin daha da ileriye taşınmasına yönelik bir zorunluluk doğurmuştur. Artık çevre gönüllülerinin gündeminde daha sıkı örgütlü bir yapıya bürünmek vardır. Bu yapıyla birlikte daha “profesyonel” (tam uymuyor ama) bir yaklaşım söz konusudur. Bu yapıyla birlikte ulusal ve uluslararası çevre örgütleriyle sıkı ilişkiler kurulması vizyonunun gerçekleştirilmesine yönelik adımlar atılacaktır. Bu ulusal ve uluslar arası ilişkiler, her bir yerel sorun için, daha güçlü bir mücadele yeteneğini de beraberinde getirecektir.
Ancak öte yandan şunu kesinlikle unutmamak gerekiyor. Çevre mücadelesi için kafa yoran, sürekli çevresini dürtükleyen, çevre mücadelesi faaliyet ve eylemlerinde amelelik yapan, ben yaşamım için mücadele ediyorum diyen hiç kimsenin “artık ben yoruldum” deme hakkı yoktur. Mücadele yöntemi farklılaşabilir ama gönüllüler olmazsa bu iş olmaz. Bu savaşın, başta çevre mücadelesine doğrudan katkısı olabilecek her meslekten gönüllüye ihtiyacı sürecektir. Bu anlamda bu işleri yapan gönüllüler arasında nöbet değişimi olabilir. Ama hiç kimse kendi yerine nöbet tutacak birilerini bulmadan çevre mücadelesindeki yerini bırakamaz. Hayati bir konu olmadığı sürece hiç kimse üstlendiği gönüllü işin daha örgütlü bir yapı içerisinde kurumsallaşmasını sağlamadan bir yere ayrılamaz. Ayrılırsa ne olur? Samimiyeti sorgulanır.
Beni anlıyor musunuz?

1357

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun