Karışık

03.07.2017         tkoc@comu.edu.tr

Merhaba Tekrar merhaba Bayram nedeniyle bir hafta sohbet edemedik ve sizi özledim. Kafam hem çok karışık hem de çok net, hem kızgınım hem de umutlu.

 

 

Sizinle sohbet ettiğimde bir derece olsun sakinliyorum. Yani bir çeşit tedavi oluyorum. Bu sohbetlere çok ihtiyacım var.

Bu gün kafam çok karışım. Bu yazıyı 1 Temmuzda yazıyorum ve 3 Temmuz’da yayınlanacak.

Bu gün durum:

Bütün Türkiye “adalet” için yürüyor.

            Nuriye ve Semih adaletsizce işleri/aşları ellerinden alındığı için gerçekleştirdikleri açlık grevinin 114. Günündeler ve ÖLÜYORLAR.

Yarın 2 Temmuz, yani 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamının yıldönümü.

Binlerce emekçi hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden işinden atılmış durumda.

Askerlerimiz Irak, Suriye ve Katarda.

Öğrencilerim mezun oldu ama işsiz.

Ülke bütün dünya ile savaş halinde. Atatürk’ün “Yurtta Barış Dünyada Barış” ifadesi unutulmuş.

Barış istemek suç olmuş.

Hapse atmak bir siyaset yöntemi olmuş.

Ülke OHAL (Olağanüstü Hal) yaşıyor ve bütün insan hakları askıya alınmış.

Düşünmek, sorgulamak, üretmek ve paylaşmak suç.

Yerli tohum yasaklanmış ve ülkenin tarımı çok uluslu şirketlerin kontrolünde.

İnanç özgürlüğü kalmamış.

Eğitimde biyoloji dersinin saati azaltılmış, evrim kuramı müfredattan çıkarılmış ve devamında şeriat kurallarının öğretilmesine başlanmış.

Bütün devlet görevlileri israfta sınır tanımıyor.

Ülke kamu kaynaklarının har vurulup harman savrulması bakımından tam bir “Ayranı Yok İçmeye, Tahterevalli İle Gidiyor ….ya” şeklinde yaşıyor.

Ülkenin bütün fabrikaları, madenleri, yolları, köprüleri ve hatta dağları çok uluslu şirketlere (ÇUŞ) satılmış durumda.

Yapılan yeni yatırımlar “Yap İşlet Devret” modeli ile yapılıyor. Daha doğrusu yağmanın ya da ülke kaynaklarının satılmasının bir diğer şekli ile ülke pazarlanıyor.

Nerede bir doğal güzellik görülse orayı mahvedecek bir katliam başlatılıyor.

Terör almış başını gidiyor.

… daha neler yazılabilir neler!!!

İşte bu nedenle kafam karışık.

Çünkü şikayet etmek değil çözüm üretmek zorundayız.

Çözüm için öncelikli konu birlikte olmak zorundayız.

“Birlikte olmak”, “Birlik olmak” gibi kavramları çok kullanıyorum ama daha önemli olan yöntemini bulmak en önemlisi. İşte bu noktada halk herkesin birlikte olabileceği yani ortaklaşabileceği kavramı buldu: ADALET.

Halk Ankara İstanbul arasında ve Türkiye’nin her yerinde ADALET için yürüyor.

Herkese ADALET diyerek yürümek kadar güzel ve bütün herkesi kapsayan bir kavram için Türkiye halkı yürüyor.

Biliyorum işimiz çok zor.

ÇUŞ ve yerli ortakları hak, özgürlük ve adalet adına her istemi boğarak sömürülerini devam ettiriyorlar.

Aslında halk düşmanı oldukları halde halkın bir kısmını inanç ve milliyet kavramlarını kullanarak kandırıyorlar.

Ama sanırım artık halk uyanıyor!!!’

Halk ADALET için yürüyor.

Ne güzel.

Bize düşen haklar, özgürlükler, adalet yani yaşanabilir bir ülke ve dünya için verilen bu emeği çoğaltmaktır.

Ülkenin her köşesinde ADALET yürüyüşüne emeği geçenleri selamlıyorum.

ADALETİN bir arada ve birlikte olmamız için kaçınılmaz temel taşlarından birisi olduğunu düşünüyorum.

Haydi, ADALET yürüyüşünün finalinde milyonlar ile birlikte olarak ADALET’e sahip çıkalım.

 


1607

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

Bu nasıl Müdür?
17.11.2017    9753
Yılın nikahı
20.11.2017    3915
O Müdüre suç duyurusu!
19.11.2017    3002
Ezine sular altında
20.11.2017    2447
Dev ihale nefes kesti!
16.11.2017    2245