Katilsiniz Katiller Katiliz ???.Ka?

27.11.2017         tkoc@comu.edu.tr

Evet evet bilerek ve isteyerek yazdım. Yanlışlık falan yok.

 

 
Katilsiniz Katiller Katiliz ….. Katil.
Bilimde bir olayın tanımı ne ise o söylenir. Sanırım aslında söylenmesi gereken olay, davranış veya duruma söylenmesi gerekeni söyleyemediğimiz için bu durumdayız.
İnsan olarak söylenmesi gerekeni gerektiği zamanda gerekli kişi ve/veya kişilere söyleyemediğimiz için buradayız.
Bu yazıyı geçtiğimiz hafta gündeme gelen iki katliam nedeni ile yazıyorum.
Hangi katliamlar bunlar?
Bu tarihler “24 Kasım Öğretmenler Günü” ve “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddeti Karşı Uluslararası Mücadele Günü”.
Haydi 25 Kasım tamam da 24 Kasım Öğretmeler Günü ne alaka diyeceksiniz. Hatta konuyu “Bu gün Atatürk’ün başöğretmenliği kabul ettiği gündür. Yoksa sen Atatürk’ün başöğretmenliği ve bundan hareketle Atatürk devrimlerini kabul etmiyor musun?” noktasına dahi getirebilirsiniz.
Durun hemen. 
Yargısız infaz yapmayın. 
Zaten istenen de bu. 
Emperyalizmin ve taşeronlarının böl ve yönet politikasını uygulamada en yaygın uyguladıkları yöntem kavramlar ile oynamaktır.
İşte üzerinde konuşmamız gereken konu bu.
Öncelikle nedir ve kim tarafından belirlenmiştir 24 Kasım Öğretmenler Günü?
Öncelikle sormak istiyorum; 
12 Eylül faşizmini lanetlemeyen insan var mı?
Cumhuriyeti bütün kurumları ile yok eden, Atatürk’ün aydınlanma hedefini en büyük düşman ilan eden FETÖ ile paralelleri ile diğer benzerinin yolunu açan 12 Eylülden faşizminden başka nedir?
12 Eylül faşizmi, şimdiki mirasçılarının yaptığı gibi, Atatürkçü görünüp cumhuriyeti demokrasiye taşıyan ilke ve devrimlere en büyük zararı vermemiş midir?
Vermiştir.
Ülkenin bütün değerlerinin satılarak dışa bağımlılığının önünü açan 24 Ocak kararlarının uygulayıcısı 12 Eylül faşizmidir.
Eğitim ve bilim çalışanlarını sürgüne gönderen, hapse atan, işkence eden, öldüren 12 Eylül faşizmidir.
Ülkenin çöküşünü hazırlayan eğitim ve bilimin niteliksizleştirilmesinin yolu 12 Eylül faşizmi tarafından açılmıştır. 
Kenan Evren katilinde sembolleşen 12 Eylül faşizminin elinde eğitim ve bilim insanlarının kanı varken ne yaptı?
Ben sizi yeterince öldürdüm şimdi de size Öğretmenler Günü veriyorum ve bunu yaparken de Atatürk’ü kullanıyorum diyor.
Yanlış mı bunlar.
Hayır.
Biz şimdi “24 Kasım Öğretmeler Gününü” kutlarken bütün bunları bilmiyor muyuz?
Biliyoruz hem de çok iyi biliyoruz.
O halde Atatürk’ü katliamlarına örtü yapan faşizminin bu yemini bile bile yutmak katiller ile iş birliği yapmak değil midir?
Tamam, onlar katiller ama biz de onların yemini bile bile yutarak katil olmuyor muyuz?
Güncel durumda da aynı şey yapıldığında da aynı yemi yutacak mıyız?
Eğer bu yemi tekrar yutarsak katil olmuyor muyuz?
Buyurun yanıtlayın ???
 
Gelelim 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddeti Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne. Bu konuyu uzun uzun anlatmaya ihtiyaç yok. Erkekle olarak aslında erkek egemen kafanın her gün kadın öldürdüğünü bilmeyen mi var?
Kadınlar öldürülüyor?
Biz ne yapıyoruz?
???
Kendimizi değiştirerek dönüştürerek başlıyor muyuz?
Başlamıyoruz.
Bu durumda ne oluyor bizde cinayetin ortağı oluyoruz.
Ülkemizde ve dünyada insan kanı ile beslenen sistem daha da güçleniyor ve bizler her gün biraz daha mücadele etmemek için çeşitli gerekçeler buluyoruz.
Bu ifadeler delice ifadeler diyeceksiniz.
Evet, yaşamda gerçekleri söylemek tam anlamı ile delilik olarak algılanıyor.
Hayır, hayır delilik falan değil.
Bana göre bu yapılması gereken de bu bana göre.
Her olayı ve konuyu bütün netliği ile konuşamadığımız için hep kaybediyoruz.
Bu nedenledir ki Cumhuriyet devrimi gerçekleştirildikten sonra bize bırakılan ilke ve devrimleri koruyamadık.
Cumhuriyet devrimi bilimsel düşünce temellidir. Bilimde de bir konu ne ise odur. Diğer bir ifade ile eğer gerçekleştirdiğiniz ölçüm sonucu 15 ºC ise bunu aman birisi kızmasın diye 12 ºC diyemezsiniz.
Mustafa Kemal Atatürk’ün "Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir doğma, hiçbir kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır... Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, bilimin gelişimini inkar etmek olur..." sözünü bilirsiniz. Atatürk bu sözü Fransız Devrimini anladığı için ifade etmiştir.
Ne zaman herhangi bir konuyu ya da sorunumuzu bütün netliği ile oturup konuşabildik?
Konuşamadığımız için ve konuşurken bilimsel verilerden hareketle düşünce oluşturamadığımız için temel sorunları bildiğimiz halde mücadele edecek gücü bulamadık. 
Ne yaptık?
Temel sorunları bütün netliği ile konuşmak yerine birbirimiz ile didişerek iş yaptığımız sandık ve avunduk.
Ben söyleyeceğimi söyledim.
Karar sizin.
Katil miyiz değil miyiz?

1422

Yazarın daha önceki yazıları

Yazarın Arşivine ulaşmak için tıklayınız.
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER