Katliam devam ediyor…

10.10.2016         tkoc@comu.edu.tr

Bu kadar yazacak konu olup yazamamak insanı çok sıkıyor. Bu yazının başında dönüp durdum. Kafamda bir sürü düşünce ama oturup yazamamanın sıkıntısı.

 

 

            Ne yazacağım şimdi?

            Bu gün 10 Ekim 2016. 10 Ekim 2015 katliamından sonra bir yıl geçmiş. Ne yazılır şimdi?

            101 Emek, Demokrasi ve Barış yolcusunu, devletin/AKP’nin gözü önünde ve hatta yönlendirmesi ile yaşanan Türkiye tarihinin en büyük katliamında Ankara Garı önünde bırakmışım. Ne yazsam şimdi? Bu aşamada şu yaptı bu tuttu, bu yardım etti ve bu yönlendirdi tartışmasına girmiyorum.

            Nasıl anlatılır “Emek, Demokrasi ve Barış” isteyenlerin öldürülmesi ve bu ölüme sevinilmesi. Ben de biliyorum emperyalizmi ve onun kanlı yöntemlerini. Tarih boyunca faşizmin kan ile beslendiğini. Bunu uzun uzun kavram tartışması ve sınıfsal temelleri ile anlatabilirim. Katilleri de biliyoruz.

            Ama anlayamıyorum.

            Benim bildiklerimi bu katiller ve bu katilleri yönlendiren esas katiller de biliyor. Bu yaratıklar her katliamlarında aslında biraz da kendilerindeki insanı öldürdüklerini de biliyorlar. Öldürdükçe kararan çehrelerinin çirkinliğini görmüyorlar mı?

            Hangi inançta ve/veya ideolojide var bu çirkinlik. İnsan düşüncesi bu çirkinliği nasıl üretmiş olabilir?

            Ölenin milliyeti, dini, cinsiyeti sorulur mu?

            Hangi toplum katilin elindeki kan arttıkça ona daha fazla kulluk eder?

            Bu durum bir hastalık/cinnet hali değil de nedir?

            Bütün bu çirkinlikleri örtmek için mi kuran, bayrak gibi kavramları gözümüzün içine sokuyorlar?

            Hangi kavram bu çirkinlikleri örtebilir?

            Bizim bildik ve söylediklerimizden daha fazlasını bilen ve aynı zamanda bire bir sohbetlerde söyleyen insanlar neden susuyor?

            İktidar ve/veya sömürü için öldürmeye devamlarının sonunda öldürecek kimse kalmayınca ne yapacaklar?

            Bu varlıklar bu kadar çirkinlik, kin ve nefret ile kendi çocuklarını nasıl büyütüyorlar?

            Bundan mıdır aydınlığa, düşünceye, sorgulayıcı akla ve bilime düşmanlığın?

            Bak gülen, mutlu ve umutlu birisini gördüğünde nasıl da kuruyor büzülüyor ve bütün kötülüklerini dışa yansıtacak derece de çirkinleşiyorsun.

            Bu nedenle mi Eğitim Sen örneğinden hareketle güzelliği arayan herkesi hedef alıyorsun?

            Özellikle de bilimsel düşüncenin öğretilmesi ve aklı esas alan eğitim mi korkutuyor seni?

            Yetmedi mi; yandaş, ırkçı, gerici ve kindar sendikalar ile bölmeye çalıştığın, öldürdüğün?

            Işıktan korkuyorsun değil mi?

            Aydınlıkta bütün pisliklerin görünür hale geliyor.

            En çok da gülen, üreten ve direnen Haziran çocuklarından korkmuştun değil mi?

            Her zaman olduğu gibi yine seni üreterek ve güzelliklerle yeneceğiz.

            Daha önce olduğu gibi bak hukukta birer birer kazanıyoruz.

            Sana inat ve sana rağmen kazanıyoruz.

            Senin katliamların devam ediyor ama katliamların arttıkça korkuların da artıyor.

            Ey çirkinlik aydınlıktan korktuğunu bildiğimiz için bu gün bir mum daha yakıyoruz.

            Ercan ADSIZ arkadaşımızın adını sendika binamızda aydınlık üreteceğimiz salona veriyoruz.

            Şimdi daha kork. Çünkü bu salonda aydınlık üretimi bundan sonra daha coşkulu olacak.

            Katliamların devam ediyor ama emekçiler de daha kararlı bir şekilde mücadeleye devam ediyor.

            Bak Eğitim Sen’in güneşi daha güçlü parlıyor.

            Şimdi işin daha zor…

            Mutlaka ama mutlaka yeni katliamlarını engelleyeceğiz…

 

Kandan Kına Yakılır mı ?

Vurma dedim vurulursun
Kandan kına yakan var mı
Kandan kına bre yezit
Yakınıp da onan var mı
Sen yarını ne sanırsın
Yarın vuran bre yezit
Bu dünyada barınır mı

 

Nasıl kıydın şu sabaha
Ürkmedi mi ellerin
Ellerin bre yezit
Ekmekten korkmadı mı
Nasıl kıydın şu insana
Kolların bre yezit
Kırılıp sarkmadı mı

 

Kanlı el kanlı ekmek
Sofra değil leş başı bu
Sofra değil bre yezit
Sardı dünyayı kokusu
Sevmek ağlamak gülmek
Hakkın değil bre yezit
Seninki kahpe korkusu

 

akrep desem yılan küser
yılan desem sırtlan kızar
soyun sopun bre yezit
bu susar o susar
susmaların bre yezit
elbette ki bir sonu var

 

Nasıl kıydın şu güzele
Yok mu senin sevenin
Sevenin bre yezit
Şu dünyada tek sevenin
Nasıl kıydın şu cana
Sevilenin bre yezit
Sevilenin yok mu senin

 

Yaratanım dünya dünya
Yaşatmaktan bıkılır mı
Kan dökerek bre yezit
El içine çıkılır mı
Nasıl kıydın şu yarına
Kandan kına bre yezit
Kandan kına yakılır mı (Hasan Hüseyin Korkmazgil)


624

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun