Kim?

30.01.2017         tkoc@comu.edu.tr

Herkes sorunları belirliyor ve dert yanıyor. Ben de pek çok yazımı incelediğimde sorunları sıralamışım.

 

 

Kime sorsanız aşağıdaki sorunları sıralıyor:

İşsizlik artıyor.

Dolar rekor kırıyor.

Artık kimse ekonomik bunalım bizi teğet geçer/geçecek/geçti diyemiyor.

Kimse dış politikadaki başarılarımızdan bahsedemiyor. Başarı diye bahsettiklerimizin hepsi de aslında daha önce mucize yöntem, “komşularla sıfır sorun”, Büyük Ortadoğu Projesinin Eş Başkanlığı, Amerika’nın stratejik ortağı, Rusya’nın düşmanı, Rusya’nın ortağı, “One minute”, Mavi Marmara ile Filistin ambargosunu aşmak, Mavi Marmara’yı organize edenlere fırça atmak, Stratejik ortak İsrail, …, …, gibi her biri kendi döneminde büyük başarılar olarak sunulan politikalardan geri dönmek, dönmek, dönmek oluyor.

Emevi camiine namaz kılmak.

Esed’in ülkesini dağıtmaktan Esat ile barış görüşmelerine oturmak.

Mehmetçiklerimizin emperyalizmin Ortadoğu politikasında piyon olarak ölmesi.

Eğitim ve bilim cumhuriyet tarihinin en kötü noktasında ve daha kötüye gidiyor.

Öğrencilerin gözlerindeki mutlu gelecek ışıltısı gittikçe azalıyor.

Eğitim ve bilim çalışanları korku ile sinmiş durumda.

Yalnız eğitim ve bilim çalışanları mı?

Hayır, bütün toplum korku içinde sinmiş durumda.

İnsanlar insan olmanın temel özelliği olan düşünce üretmek ve konuşmaktan korkuyor. Konuşmayan halkın ne düşündüğünü kimse bilmiyor.

Vergiler her geçen gün artıyor.

Dünyanın en pahalı yakıtını tüketiyoruz.

Büyük başarı gibi pazarlanan köprü, otoyol, tünel, tüp geçit her hangi biri açıldığında halkın vergi yükü artıyor.

İsraf ve adam kayırma Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar artmış durumda.

Gazeteciler tutuklu.

Ceza ve tevkif evleri kapasitelerinin üç, dört misli dolu.

Üretim yok tüketim pompalanıyor.

Fabrikalar kapanıyor ama yeni cezaevleri projeleri var.

Ülkenin yatırım notu düşüyor.

Yapılan araştırmalarda hukuka güven en alt seviyelerde.

Sokaklar güvensiz.

Artık sokaklarda ölenlerin sayılarına göre değerlendirme yapılıyor.

TBMM’de sesini çıkarmak isteyen vekillere saldırılıyor.

TBMM’nin bir kısmı hapishanede.

Öldürülüyoruz, kimin öldürdüğünü öğrenene kadar tekrar öldürülüyoruz.

Hiçbir işe yaramadığı bilinse de “Kanı yerde kalmayacak” nutukları atılmaya devam ediliyor.

Etnik aidiyet, inanç, cinsel tercih hangi gerekçe bulunursa toplum ona göre bölünmeye çalışıyor.

Farklı düşünen herkes ötekileştiriliyor.

Faklı düşünen ve düşüncesini ifade eden herkes mafya temsilcilerinden devlet yetkililerine kadar değişik kanallardan tehdit ediliyor.

Halk açlık ve yoksulluk ile boğuşurken halka hizmet etmesi gerekenler saraylar, saltanatlar, makam arabaları, korumalar, …, …, ile zevk sürüyor.

Bütün bu sorunlar yazmakla biter mi?

HAYIR

Bu sorunları çözmek için görevlendirilmişlerden çözüm üreten var mı?

HAYIR

Bu sorunların sorumluları istifa ediyor mu?

HAYIR

Bu olumsuzluklar bu şekilde gider mi?

HAYIR

Bütün bu baskı ve olumsuzluklara rağmen çözüm üretme çabamızdan vazgeçeceğiz mi?

HAYIR

Haydi HAYIR’lı günler.

HAYIR’lı günlerin gelmesi için bir arkadaşımızın da HAYIR’lı günlere katkı vermesi için emek verme zamanıdır.

 

 

 


500

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER