Kitapsız (!)

03.08.2014         tsavas@comu.edu.tr



Frans de Waal, Hollandalı primatolog ve davranış bilimci, ABD’de Emory Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde profesör… Fransa’da yaşayan bir arkadaşımın önerisiyle de Waal’ın “Bonobo ve Ateist” kitabını okudum en son. De Waal hümanist, barışçıl dünya görüşünü ağırlıklı olarak primatlarda (insansı maymunlar) yapılan çalışmalar üzerinden anlatıyor.
De Waal kitabında bir yandan “militan ateizmi” eleştirirken diğer yandan insanların “kötü” doğmadıklarını, bilakis sosyal “hayvanlar” olarak empati yetenekleri nedeniyle bir ahlak geliştirdiklerini anlatıyor. Şempanze ve bonobolarda yapılan çalışmalar üzerinden ahlakın yalnızca bize has olmadığını, toplumsal yaşamın mutlaka bir ahlak anlayışını da beraberinde getirdiğini ifade ediyor. Tabi şunu da ekliyor; şempanzelerin veya bonoboların ahlak anlayışı kendi türlerine özgüdür. Keza insanların ahlak anlayışı da toplumdan topluma, değer yargılarından değer yargılarına ve hatta siyasi görüşleri doğrultusunda değişir. Yani ahlakın mutlaka dine dayanması gerekmediğini vurguluyor de Waal kitabında.
Eminin de Waal’i okuduğunuzda çok daha geniş bir pencereden bakmaya başlayacaksınız dünyaya. Özellikle baskı ile tek tip insanlar yaratamayacağınızı anlıyorsunuz. Bilimsel düşünmenin insanlar için biyolojik anlamda ne denli zor olduğunu kavrıyorsunuz.
Bilimsel düşünceyi ne denli basit olarak anlatmak için gözlem ve mantığa indirgeseniz de yine de insanlar için anlaması zor. Bilimi kavrayamayanlar, anlayamayanlar arasında kendilerine akademisyen dediğimiz çok sayıda kişiyi de bulabilirsiniz. Şimdi bilim ile doğrudan ilgisi olmayanlar, bilimin yalnızca çıktılarından faydalananları anlayabiliyorsunuz da bilim çalışanlarının, bilimsel üretimi gerçekleştirenlerin “gözlem” ve “mantık” süreciyle özdeşleştirebileceğimiz bilimi anlamamaları toplumsal felaketi de beraberinde getiriyor. Şimdi anlıyor musunuz neden bilimde nal topladığımızı?
De Waal özellikle sosyal hayvanlar üzerinden örneklemelerini yaparak düşünmenin gelişimi hakkında da fikir veriyor. Ancak elbette ki bu konularda da insansı maymunlar başı çekiyor. Evrim karşıtları istedikleri kadar dedelerinin (!) maymun olmadıklarını ileri sürsünler. Onlarla biyolojik anlamda neredeyse her şeyi paylaşıyoruz. Genlerimizin %98’i ortak, kalbimiz, böbreğimiz ciğerimiz benzer, kanımızın rengi kırmızı ve içindeki hücreler de neredeyse aynı, gözleri var, burunları var, ayak ve elleri var; dahası ahlakları bile var.
Evrimsel süreç sonucunda gelişen beyinlerimiz sayesinde bilimsel düşünebilme yeteneğimiz var. Ama hala bilimsel düşünce çok zor, neden? Biyolojimize tam anlamıyla uymuyor. Ancak öteden beri söylediğim gibi, Homo sapiens’ten insanlığa geçişimiz biyolojimize söz geçirebilmemiz ile mümkün. Duygularımıza ne denli esir olursak o denli Homo sapiens’e yaklaşırız. İnsani duygulardan bahsetmiyorum elbette…
Bir süredir işlerimin yoğunluğu nedeniyle kitap okuyamıyordum. Bir süredir dediysem de işte en son Soma’ya taziye ziyaretine gittiğimiz zaman yolda okumuştum, Rus yazar Çernişevski’nin “Nasıl Yapmalı” isimli romanını…
Siz en son ne zaman okudunuz?

1271

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun