Koalisyon…

22.07.2015         gemici@yandex.com

“Ak Parti’nin yolsuzluk suçlamaları, kibir vs gibi yoğun suçlamalara hedef olan tavırlarla ahlaki üstünlüğünü kaybettiğini” tespit eden Başbakan Davutoğlu olduğunu basındaki köşe yazılarından anlıyoruz…

 Bunlara katılmam mümkün değil… AKP ne zaman ahlaki üstünlüğü yakaladı da biz fark ed(e)medik? Vatandaşların; “çalıyorlar ama çalışıyorlar” gibi saçma sapan gerekçelerle AKP’ye neden oy verdiklerini açıklayan birçok kahve sohbetine tanık olduğunuza eminim… Hırsızlığı yüz kızartıcı suçlar kapsamından çıkardıysanız sorun yok…

Yani “ahlaki üstünlük” ya da “ahlaki çöküntülük” AKP’nin kaybettiği oyların temel tespiti olma olasılığı pek yok. Zaten bu tespiti yapanların da ya da destekleyenlerin de buna pek inandıklarını sanmıyorum.

İnansalardı 80’er milletvekili olan iki partinin RTÜK üyelikleri tespiti bu şekilde olmazdı. Buradan da anlaşıldı ki, meclis başkanlığının karşılığı “al gülüm ver gülüm”dür… Bilmeyene bir not: Mecliste geçerli olan milletvekili sayılarıdır. Aldığınız oy oranıyla iş görülmez…   

TBMM, ülkenin tartışılmaz tek sorumlu organıdır. Seçim sistemine, partiler yasasına katılmasam da öyle ya da böyle TBMM’nin üstünde başka bir kurum yoktur. Seçimle gelen meclis üyelerinin “biz sol tarafı flu görüyoruz.” red edişi aynı zamanda kendi durduğu yasal seçilmiş zemini yok saymaktır.

8 Haziran süreciyle başlayan bu red edişin sonunda bir meclis başkanlığı ve bir RTÜk üyesi kazanan müstakbel koalisyon üyeleri yoluna nazlı nazlı devam ediyor…

AKP’nin “ahlaki üstünlüğü kaybetmesi” tespiti CHP ile kurulacak bir koalisyon hükümetiyle tekrar kazanılabilecek bir durum değildir. Her şeyden önce “ahlak” gibi bir üst yapı kurumunun alt yapıda üretim araçlarıyla üretim ilişkilerini değiştirmeden değişmesini beklemek oldukça komik olur… Bu espriyi benim bile yapma olasılığım şimdilik yok.

“Ahlaki üstünlük” aslına bakarsanız düşünce sistematiğinin bir yansımasından başka bir şey değildir. Mevzuya buradan bakarsanız ülkece içinde bulunduğumuz durumun nedenselliği 24 Ocak kararları gibi apaçık karşımızda durduğunu görürüz.

Dış politikadan iç politikaya, kurumların erozyonu, toplumsal şiddetin yükselişi, çevre katliamının vurdumduymazlığı, ekonominin nefessiz kalışı, “akarken doldur baba!” Lafları hepsi ama hepsi işte tam da bu noktada ayrışıyor…

Bu aynı zamanda hayata bakış açılarımızın da farklılıkları…      

Müşterek asgaride buluşma yalanlarını arkada bırakarak geleceğe bakmak zorundayız… Hiçbir asgari müşterek bu iki farklı düşünceyi bir araya getirebilecek, koalisyon kurmayı sağlayacak felsefeyi içermiyor… Hayat bazen bizi körleştirir… Size olabilecekmiş gibi gelebilir… Bir sakıncası yok.

“Dönülmez akşamın ufkundayız” tavırsızlığıyla yola devam…

-geMici-

gemici@yandex.com

BATI-feneri ÇAKMAYA DEVAM EDİYOR…


1072

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun