Konuşamazsak…

28.03.2016         tkoc@comu.edu.tr

Konuşamazsak anlaşamayız. Sanırım istenen de bu. Hiç kimse konuşmasın ve yalnızca o konuşsun. O her şeyi bilir ve her konuda konuşur.

             Haberiniz oldu mu?

            "Bu suça ortak olmayacağız" başlıklı bildiriye imza atan 1128 akademisyen arasında yer alan Nişantaşı Üniversitesi`nden atılan Yrd. Doç. Muzaffer Kaya, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Esra Mungan ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Kıvanç Ersoy ‘terör örgütü propagandası yapmaktan tutuklanmıştı.

Evrensel gazetesinden Mithat Fabian Sözmen’in haberine göre, 3 günlük müşahede süresinin ardından Cuma günü koğuşa alınması beklenen Esra Mungan için cezaevi idaresi "Tek kişilik koğuşta kalması uygun" kararı verdi (Radikal).

 

            Soru sormak gerekiyor.

            Daha fazla soru sormak.

            Siz Türkiye’de ve dünyada terör örgütü kuranların, yönetenlerin, başta silah sağlamak üzere her türlü yardım yapanların gerçekten tutuklandığını ve hatta tecrit amaçlı olarak hücreye atıldığını düşüyor musunuz?

            Ben düşünmüyorum.

            O halde Esra Mungan’ın gerçek suçu ne?

            Bana göre Esra Mungan’ın tutuklanma ve tecritte tutulması ile ilgili iki büyük suçu var: Düşüncesini açıklamak/konuşmak ve kadın olmak.

            Şu anda Türkiye’de erkek olduğunda ve emir komutaya uygun şekilde yani yalakalık yapacak şekilde konuştuğunda sana bütün kapılar açılır.

            KADIN olmak

            KONUŞMAK

            Ne büyük suçlar değil mi?

 

            Toplumun ve yaşamın yarısı olan ve hatta daha fazlası olan KADINlara duyulan bu kin ve nefret neden?

            Hastalıklı cinsel bakış açımızdan.

            Nereden biliyorum?

            Haberlere bir bakarsanız; taciz, tecavüz ve kadınlar ile çocuklara yapılan saldırılardan geçilmiyor. Bana göre bu konuda toplum olarak hastayız. Bu hastalığın temel nedeni insanca olan her şeyi yasaklayan ve yok sayan bakış açısıdır. Toplumumuzun bu hastalığı kapitalizmin erkek egemen ve her şey satılık anlayışı ile birleşince de yaşadığımız sonuç ortaya çıkıyor. Diğer taraftan bu çirkinlikleri hazırlayan bir başka neden ise cinsellik konusunda eğitim almamamızdır.

 

            Gelelim KONUŞMAK suçuna.

            Soru şu: “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini imzalayan akademisyenler bu bildiriyi bir yıl önce yayınlamış olsa idi hiçbir sorun ile karşılaşırlar mıydı?

            Bence hayır.

            Hatta takdir bile görebilirlerdi.

            Yani KONUŞMANIZ değil egemenlerin ve/veya diktatörlerin istemediği zamanda konuşmanız sorun oluyor.

            İyi ama İNSAN ve özellikle BİLİM İNSANI konuşmasını egemenlerin zamanlamasına göre ayarladığında o sözlerin ne anlam kalır?

            Önemli olan düşünceni herhangi bir kısıtlama olmaksızın açıklayabilmektir.

            Yaşam; sınırsız bir şekilde sorgulanabildiğinde ve bu sorgulamadan çıkan düşünceler açıklanabildiğinde güzelleşebilir.

            Bu gün Türkiye ve dünya ile ilgili konuşmaya başladığımızda güzellikler, sanat eserleri, bilimsel başarılardan mı yoksa insanlık dışı olaylar ve katliamlardan mı bahsediyoruz?

            Dostlar bana göre KONUŞMAZSAK her şey daha çirkinleşecek.

            İnadına, her konuda ve daha fazla KONUŞALIM.

            Dikkat ettiniz mi konuşmamız gereken her konuya yasak getiriliyor.

Yasaklar sorun çözülüyor mu?

Hayır, aksine çözümsüz hale geliyor ve çirkinleşiyor.

Çözüm daha fazla KONUŞMAK

 


694

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

Tarih yerine AVM
18.01.2017    2524
Çanakkale’de su kesintisi
19.01.2017    1252
Kaza mı, kasıt mı?
23.01.2017    905