Köy Enstitüleri ve Demokratik Öğretmen Hareketi!...

19.04.2020         ensarilyasoglu@gmail.com

17 Nisan Köy Enstitüleri'nin kuruluş yıldönümü (1940)... Kuruluşunun üzerinden tam 80 yıl geçmiş... Üzerine sayısız kitapların, makalelerin yazıldığı, tartışmaların yapıldığı bir olgudur Köy Enstitüleri...

 

 
Biz bu yazımızda, Köy Enstitüleri’nin Türkiye Demokratik Öğretmen Hareketi’ne olan etkilerine ve ilişkilerine kısaca değinmek istiyoruz…
Köy Enstitüleri’nin ömrü, 14-15 yıl sürmüştür… Planlaması Mustafa Kemal’in sağlığında ve 30’lu yılların ortalarında başlamış, Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve Köy Enstitülülerin “Tonguç Baba” diye andıkları, İsmail Hakkı Tonguç önderliğinde kurulmuştur. 
Kısaca, Köy Enstitüleri’nin kurulduğu yılları anımsamakta yarar var… 
Nüfusunun çoğunluğunu köylülüğün oluşturduğu, okur-yazar oranının son derece düşük olduğu, sanayisi olmayan, sosyal ve toplumsal özellikleri hala imparatorluk kültürünü ve geleneklerini aşmayan bir toplum…
Dış koşullar açısından 1929 bunalımı sonrası, kapitalizmin krizinin Avrupa’yı bir savaşa sürüklediği, faşizmin yükseldiği, öte yandan Kurtuluş Savaşı’nı kazanmanın dinamizmi ve moral üstünlüğünü taşıyan genç bir cumhuriyet ve kuzeyinde sosyalist devrimini yapmış ve Kurtuluş Savaşı’na destek sunmuş bir Sovyetler Birliği ve yine Sovyetler Birliği’nin Stalin önderliğinde Hitler Faşizmine karşı verdiği savaşın yaşandığı yıllar!...
Kabaca Köy Enstitüleri’ni çevreleyen iç ve dış koşullar böyle… 
Kapatıldığı yıllar ise (1954), Sovyetler Birliği’nin ve sosyalizmin faşizmi yenilgiye uğrattığı, balkanlarda sosyalist devletlerin kurulduğu, Almanya’nın ikiye bölündüğü ve bir bölümünde sosyalist iktidarların olduğu, dünya halklarının sosyalizme karşı sempati beslediği… Kapitalist dünyada ise; savaştan diri çıkan ABD önderliğinde NATO’nun kurulduğu, Amerikan Emperyalizminin Truman Doktirini ve Marshall yardımı ile nüfuz alanlarını genişletip çoğalttığı ve Türkiye’nin NATO’ya girdiği tarihlere denk düşmektedir… 
Türkiye’nin Amerikan emperyalizminin yörüngesine girmiş olması, ABD emperyalizmi ile mali, askeri, diplomatik ve ekonomik ilişkilerin sıkılaşması ve geliştirilmesinin bir sonucudur Köy Enstitüleri’nin kapatılmış olması… 
Kısaca söylersek Köy Enstitüleri, köylü çocukların öncelikle alınıp eğitildiği, uygulama bahçelerinin, tarlalarının olduğu, hayvancılığın yapıldığı, iş atölyelerinin ve çeşitli laboratuarların kurulduğu, kendine yeten, kendi ihtiyaçlarını karşılayan kurumlardı…
Ayrıca o zaman, köy okullarının uygulama bahçeleri, tarlaları vardı ve oradan mezun olanlar, bu bahçe ve tarlalarda köylüye örnek olmak için ürünler yetiştirirlerdi, okulun ihtiyaçlarını karşılarlardı… 
Kimi eğitimciler, Köy Enstitüleri’ni “Üretim için eğitim” kavramsallaştırması ile formüle etmişlerdir… 
Elbette biz sadece Köy Enstitüleri’ne yönelik birkaç başlığı dile getirmeye çalıştık… Özellikle Köy Enstitüleri’nin kapatılması, Türkiye’nin Amerikan Emperyalizmi ile ilişkilerini geliştirmeye başladığı ve NATO’ya girdiği yıllardır ve geniş bir karalama kampanyası eşliğinde yaşanmıştır bu süreç!...
Bir örnekle açıklarsak; Ankara Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün yerleşke mimarisinin orak çekiç şeklinde yapılarak komünizm propagandası amaçlandığı gibi saçmalıklar tartışılmıştır… Ancak, Köy Enstitüleri, Cumhuriyetin bir aydınlanma, toplumun bilimle tanıştırılması, bilimsel yöntemlerin bir Köy toplumu, tarım toplumu olan Anadolu coğrafyasında uygulanmasını hedeflemiştir…
Bugün, 80 yıl sonra, bilimde, sanayide, eğitim alanında, çocuk psikolojisinde ve bir bütün olarak bilgide ulaşılan düzeye karşın, Türkiye’deki eğitimin A’dan Z’ye, Anaokullarından üniversiteye, içinde bulunduğu koşullar göz önüne alındığında, Köy Enstitüleri’nin Türkiye’ye getirmek istediği düzeyin, en azından bugün içinde bulunulan koşullar olmadığı açıktır ve tartışmasızdır…  
Elbette Köy Enstitüleri’ni, kendi bağlamında, o günün iç ve dış koşullarından bağımsız olarak ele almak gerçekçi bir değerlendirme olamaz ve objektif sonuçlara ulaşmamızı engeller… 
Ancak, bizim amacımız, Köy Enstitüleri’nin Türkiye Öğretmen Hareketine, onun demokratik niteliğine ve mücadele perspektiflerine önemli katkılar sunduğuna işaret etmektir…
Köy Enstitülü öğretmenler, aldıkları eğitimin niteliğinin de bir sonucu olarak, bulundukları alanlarda yurttaş bilincinin gelişimine önemli katkılar sundukları gibi öğretmen örgütlenmesinin de önemli motivasyon, bilgi ve güç taşıyıcı kaynaklarından olmuşlardır... Ve bu yönü ile de bütün Amerikancı siyasal iktidarların ve emperyalist merkezlerin hedefi haline gelmişlerdir. 
Köy Enstitüleri’nin kapatıldığı 1954 yılından sonra, Köy Enstitülü öğretmenlerin varlığını, öğretmen örgütlenmesinde görmeye başladık. 
8 Temmuz 1965 yılında, Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) kuruldu. Kurucuları arasında, Köy Enstitüleri çıkışlı, Fakir Baykurt, Dursun Akçam, Feyzullah Ertuğrul gibi isimler vardır. Ve yine Anadolu yazınına katkılar sunmuş olan Fakir Baykurt, Dursun Akçam’ın yanı sıra Mahmut Makal, Talip Apaydın, Mehmet Başaran, Kemal Bilbaşar …gibi isimler Anadolu’nun toprağını ve insanını anlatmışlardır… 
TÖS kısa sürede iktidarın hedefi olmuş, Amerikancı faşist 12 Mart Cuntası, TÖS’ü kapatmıştır. Ancak onun yerine 1971 yılında kısa adı TÖB-DER olan Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği kurulmuştur… TÖB-DER’in kuruluşunda da Köy Enstitülü öğretmenlerin her açıdan önemli katkıları olmuştur. TÖB-DER, kısa sürede yaklaşık 200 bin üyeye ulaşmış ve Avrupa’nın en büyük, en saygın ve mücadeleci örgütlerinden birisi olmuştur. 
Aynı dönem DİSK’in yükseldiği ve 68 rüzgarlarının hala etkisini sürdürdüğü bir dönemdir ve bu dönemin toplumu etkileyen dinamiklerinden birisi de Türkiye Öğretmen Hareketi ve onun örgütleri olmuştur. Bu örgütler, Türkiye’nin demokratikleşmesini, emperyalist ilişkilerden kopmasını, bağımsız ve demokratik bir ülke durumuna yükselmesini mücadelelerinin belirgin çizgisi olarak ortaya koyarken, sosyalist bilincin yaygınlaşması konusunda da önemli bir rol üstlenmişlerdir. Türkiye aydınlanmasına ve haklar için mücadele etme bilincine ulaşılmasına ve değişik toplumsal katmanların örgütlenmesine de ışık tutmuş ve katkı sunmuşlardır… 
Ve bu nedenlerle de 12 Eylül cuntasının kapattığı ve yöneticilerini yargıladığı bir örgüt haline gelmişlerdir… 
Ancak, demokratik öğretmen hareketi, kesintilere uğrasa da, günümüz açısından bölünmüş bir sendikal görünüm içerisinde olsa da, tarihsel çizgisini şu veya bu ölçüler içerisinde hala sürdürmektedir. 
Bugün açısından, Köy Enstitüleri’nin kuruluşundan 80 yıl sonra hala tartışılıyor olması, onun Türkiye aydınlanmasına olduğu kadar, demokratik öğretmen hareketine de katkısı ve etkilerinin bir sonucudur. 
Ve bugün, Türkiye Demokratik Öğretmen Hareketinin temsilcilerinin bir tarihsel görevi de, Köy Enstitüleri’nin aydınlanmacı yönünü olduğu kadar, Demokratik Öğretmen Hareketine katkılarını da yaşatma çabasını sürdürüp, geleceğe taşımalarıdır… Özellikle eğitim sisteminin; bilim dışına, çağdaş eğitim atmosferinin dışına, hurafeci, gerici bir çizgiye çekilmek istendiği bugünlerde daha bir önem kazanmaktadır. 
Biz, Köy Enstitüsü’nü kuranları, Köy Enstitülü öğretmenleri ve Demokratik Öğretmen Hareketine katkı sunanları, bu mücadele anlayışını bir kültüre ve geleneğe dönüştürenleri saygı ile andığımızı ve onları unutmayacağımızı ifade etmek isteriz… 

2405

Yazarın daha önceki yazıları

Yazarın Arşivine ulaşmak için tıklayınız.
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

Çanakkale'nin iki patronu!
25.02.2021    4928
Sultanlar şaşırttı
21.02.2021    1131