Kul hakkı!

27.04.2014         tsavas@comu.edu.tr



Her türlü "hatayı" affedebilirim. Hatalar insanlar içindir. Orhan Baba`nın en bilindik şarkısında olduğu gibi "hatasız kul olmaz". Ancak hata gerçekten hata olmalı, hata olarak sınıflandırılması çok önemli (Orhan Baba`nın akilliğini ne yapacağız diyorsunuzdur sanırım, valla bilmiyorum).
Her türlü yaşam biçimini kabul edebilirim. En azından kimin nasıl gezdiği, evinde kimin nasıl yaşadığı, hangi kitapları okuduğu, hangi tanrıya dua ettiği beni ilgilendirmez. Hepsiyle toplumsal gereklilikler içerisinde iletişimim olur ve sürer.
Yukarıda saydıklarımın tümü için elbette ki bir ön koşulum var, diğer insanların yaşamlarına saygılı olmak.
Kızımın alabildiğine özgür olmasına büyük önem veriyorum. Neredeyse hiçbir konuda ona karışmıyorum, zaman zaman çeşitli konularda konuşur, tartışırız. Birçok konuyu kendisi halletmeli diye düşünürüm, hallediyor da. Ancak tek bir konuda hiçbir toleransımın olmadığını biliyor, başkalarına zarar verebilecek davranışlar. Başka insanlara saygı en önem verdiğim husus ve üzerinde sürekli durduğum konu.
Diğer bir insanın yaşamını olumsuz olarak etkileyebilecek konulardaki fütursuzluk beni çileden çıkartıyor. Adam ben böyle düşünüyorum diyor, tartışmıyor bile, açıkçası beni ilgilendirmez diyor. Hah işte bunlar beni deli edenler. Bunlar bu işler kendi başlarına geldiği zaman ne yapacaklarını bilmezler, kimi yalarlar belli değil. Kendi başlarına gelmesin diye yalayıp duruyorlar zaten. Bu yalama ustalığının dini, imanı, siyaseti yok. Her birinde bunları görebilirsiniz.
Yalnız şu dönem nedense biraz arttı bu işler. Bu döneme damgasını vuran ve kendilerini dindar olarak ifade eden arkadaşlar, herhangi bir kişi hakkında karar verirken kılı kırk yarmak gerekmiyor mu? Bilmem ne korkusundan emirle hareket edip insanların yaşamlarını karartmak için ellerinden geleni yapanlar, bunun adı dinde "kul hakkı yemek" değil mi? Bu arkadaşlar kendilerine bu işleri nasıl anlatıyorlar acaba? Hangi birisinin başına böyle bir şey gelmiş? Bu işlere alet olan ve kraldan fazla kralcı geçinen benim tanıdığım arkadaşların arasında bu dönem maruz kalınan olumsuzlukları yaşamışlar yok. O zaman bunlar en hafif tabirle... (noktalı yerleri siz doldurun artık).
İnsanları olur olmaz şeylerle uğraştırmanın kabul edilebilecek hiçbir tarafı yoktur.
Bunların bir kısmı da aşağılık kompleksinin dışa vurumudur. Sığlığını, yetersizliğini böyle tatmin ediyor. Adamın hiçbir liyakati yok; sosyal ve kültürel açıdan yetersiz. Bulunduğu yerde hasbelkader bulunuyor. Adam kendini bir şey zannetmeye çalışıyor, ama kimse onu bir şey zannetmiyor.
Dedim ya, her tür konuda alabildiğine geniş düşünmeye çalışırım. Hataları hata oldukları için kabul ederim. Ama sistematik yanlışlar hata olmaktan çıkıyor. İnsanlara zarar veriyor. Bunu önlemek gerekiyor. Buna karşı önlem almak gerekiyor. Hukuk içerisinde gereği yapılacak... Bizler, bu dönem Homo sapiens`lerden zarar görenler biraz daha sabredeceğiz. Sonra önümüzdeki günlerde birileri çıkacak ve "üniversitede GERÇEK zulmün tarihi" başlıklı bir kitap yazacak. Hukuki materyal bolluğu var zaten...
...dosya dosya...

1285

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun