Mecbur muyuz?

21.12.2015         tkoc@comu.edu.tr



Geçen haftaki yazıma “İster” diye devam edecek konulara başlamıştım. İlk olarak da “Yönetici ister” konusunu ele almıştım. Buradan hareketle halk, birey, toplum, emekçi, bilim insanı, sanatçı ve bunlar gibi başlıklar ile devam ettirmeyi düşünüyordum. 
Eee, ne oldu diyeceksiniz.
Öncelikle kim ister sorusunun yanıtını vermek istiyorum. Emperyalizmin, adı ABD, AB, Almanya, Rusya, Çin, veya kısaca G20 olarak özetleyebileceğimiz yapının ne isteyeceğini hatırlatmak ve paylaşmak isterdim ama bu çabaya daha başında bu yazıda ara vermek zorunda kaldım.
Ülkem kan gölü daha ne olsun?
Ülkemin kan gölü olması yeni mi? Elbette hayır.
Ülkemin yöneticilerinin başka ülkeleri kan gölü haline getirme sevdası peşinde koşarken ülkemin bu kan gölüne çekilmemesi mümkün mü? Elbette hayır.
Ülkemin hiçbir yerinde insan haklarından bahsedilemiyorken ülkemin kan gölü olmaması mümkün mü? Elbette hayır.
Basın özgürlüğü yokken ülkemin kan gölü haline gelmemesi mümkün mü? Elbette hayır.
Hukuk yokken ülkemin kan gölü olmaması mümkün mü? Elbette hayır.
Oluk oluk kan akacak diyenlere hukukun bir soru dahi sormadığı şartlarda ülkemin kan gölü olmaması mümkün mü? Elbette hayır.
Maraş, Çorum, Sivas gibi nice katliamın hesabının sorulmaması durumunda ülkemin kan gölü olmaması mümkün mü? Elbette hayır.
Hiçbir faili meçhul/belli cinayetin hesabının sorulmaması durumunda ülkemin kan gölü olmaması mümkün mü? Elbette hayır.
Hırsızlığın en büyük beceri/başarı/günah işleme özgürlüğü olarak algılanması durumunda ülkemin kan gölü olmaması mümkün mü? Elbette hayır.
Laikliğin olmaması …….
Bilimin dışlanması ……..
Halkın cahil bırakılması ….
Eğitim kalitesinin dünyanın sonlarında olması…..
Sorgulayıcı aklın tehlike olarak görülmesi ……
Irkçılığın siyaset olarak pazarlanması ……
Kadının cinsel araç olarak görülüp aşağılanması……
Kendi halkına saldırmak için eğitime ara verilebilmesi ….
İnanç ve milliyetin böl ve yönet malzemesi olarak kullanılması …..
Yöneticilerin kendisini çoban olarak görmesi….
Gizlenmesi gereken bu kadar kirli işlerin olması….
İnsanların çok kitap okuduğunda deli olacağını sanması ….
Felsefenin bir kazak markası sanılması ….
Düşünce ve/veya kişilerin putlaştırılması ….
…..
….. durumunda ülkemin şu yada bu nedenle kan gölü haline getirilmemesi mümkün mü? ELBETTE HAYIR.
Ama biz buna mecbur muyuz?
ELBETTE HAYIR
Bize “Kırk katır mı kırk satır mı” kıvamında ŞİDDETİN sunduğu seçeneklere mecbur muyuz?
ELBETTE HAYIR
Bizler egemenlerin sunduğu kanlı alternatiflere mecbur değiliz.
İki yoldan birisini değil üçüncüsünü, beşincisini, on beşincisini oluşturacak gücümüz var.
Kardeşime, arkadaşıma, öğrencime, dayıma, enişteme, babama, yoldaşıma, yengeme, …, …, …, benim adıma şiddet uygulama hakkın yok.
Dünya halklarının binlerce yıllık birikiminden yararlanarak her türlü sorunumuzu KONUŞARAK çözebiliriz. Konuşmaktan bu kadar korkmanın ve konuşanlara düşman olmanın nedeni bu mu?
KONUŞARAK
Her sorunumuzu çözeceğiz ve bunu başardığımızda SEN de çözülmüş olacaksın…

1043

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun