Nasıl bir Rektör?

14.09.2014         tsavas@comu.edu.tr



Her tür düşünceye, değer yargısına eşit mesafede olan…
Liyakati, bilimsel düşünceyi kendi değer yargısının üzerinde tutan…
Mevzuatın verdiği yetkiden ziyade akademik teamüllere göre hareket eden…
Özü, sözü bir, davranışlarında demokrat…
Hukuku, personelini gözetmek için kullanan…
Daha da sayabiliriz ama sanırım yukarıda saydığım özellikleri taşıyan birisi için bundan sonra sayacaklarımın bir önemi kalmayacaktır. Zira böyle bir kişi tüm beklentileri fazlasıyla karşılayacaktır.
Şimdi haklı olarak deniyor ki şerefsiz biri çıkıp da “ben şerefsizlik yapacağım” demeyecektir. Adaylık bildirgesinde burada saydıklarımdan kat kat daha güzel şeyler söyleyecek, yazacaktır. Doğru, ama bu dönem her şey çok güzel ayrıldı, ak ile kara güzelce belli oldu. Şerefsizleri bir bir sayabilirsiniz. Ancak bunun ötesinde bazı beklentileri de karşılamalı, değil mi ya?
Bana göre en önemli beklenti dik duruş; bir rektör adayı dik duruş sergilemiş olmalıdır. Tabi özellikle şerefsizlerle fotoğraf vermemesi önemli; efendim kamuda süreklilik vardır. Hayır kardeşim, o süreklilikten kasıt kurumsallık düzlemindedir. Yoksa bir takım avantajlar elde etmek için fotoğraf verilmesi değil…
Bir diğer nokta dışarıdan birinin adaylığının desteklenmesi… Tamamen zavallılık; demek yüzünüz kalmadı, dışarıdan aday arıyorsunuz derler adama. Dost diyebileceğin, güvenebileceğin kimse kalmadı dışarıda arıyorsun. Zavallılık işte, başka bir şey değil. Kendini bile adamdan saymıyorsun da derler. Gerçi adamdan sayılmayacak çok da…
Bir kere kendimize saygımız gereği -atanır ya da atanmaz düşüncesini bir kenara bırakıp- gerçek bir seçim gibi, kafamızdaki üniversite hayalini gerçekleştirme olasılığı en yüksek olan adayın desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Kimsenin söylemine bakmadan, eyleme bakmak lazım...
Adayı bizler iyi tanımalıyız, aday akademiyi tanımalıdır. Akademinin içinden gelmeyen, akademide olsa bile akademik teamülleri umursamayan birisinin akademiye katkısı olabilir mi?
Asla!
Aday her aşamada ders vermiş olmalıdır, ders… Aday her aşamadan öğrenci yetiştirmiş olmalıdır, öğrenci… Aday öğrencilerin içinde yetişmiş olmalıdır…
Bu ölçütler öncelikli; ya diğer ölçütler?
Bir kere yalan söylememelidir, söyleyememelidir. Yalancıları ayırmak çok kolaydır aslında; tabi bunları ayırmayı istemek lazım. Yoksa yalancı işlerine geldiği için yalanını doğru kabul edecekler de çok ortalıkta…
Adayın vicdan sahibi olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bunu da bilebilmek öyle zor bir şey değil. Konuşması değil, davranışları değil, gözleri ele verir vicdansızı…
Ha diyorsun ki sen zamanında kendin anlayabildin mi? Anladım anladım, hep de sorguladım, ama vicdansız olmadığım için söylemleri dışında davranamadım.
Bırakın hangi koltuğu kapacağınızı, bırakın hangi kişisel avantajları elde edeceğinizi; bunlar sürdürülebilir değil! Üniversiteyi üniversite yapacak olana yönelin… Biz deyin, oyumuzu verdik, görevimizi yaptık, tarihe not düştük…
Bir temennim var, bir sonraki seçimlerde (!) bunları yazmak, konuşmak zorunda kalmamak…
Temennimizi ve beklentilerimizi karşılayacak kişi çok yakınınızda!

1654

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun