Ne desem?

04.01.2016         tkoc@comu.edu.tr

Ne desem? Ya da; Ne demesem? Şaşırmış durumdayım.

            Aslında “Senin ne dediğin değil karşındakinin ne anladığı önemli.” diye bir ifade var. Bütün gelişmeler bu ifadeyi doğruluyor.

            “Milliyetçiliği ayaklar altına aldık.”

            “Hırsızlık babadan evlada geçer. Evlattan babaya değil.”

            “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir”

            “Birkaç Mehmet öldü diye meclis toplanmaz.”

            “İster kabul edilsin ister etmesin Türkiye’nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir.”

            Mahkeme kararına karşı “Sıkıysa gelip yıksınlar.”

            “Ben Ergenekon davasının savcısıyım.”

            “Başkanlık sistemi bir Amerikan özentisidir.”

            “Ne istediler de vermedik?” (PKK isteklerine karşı söylenmiştir).

            “Allah şahittir, ne istediler de vermedik?” (Fetullah Gülen’e karşı söylenmiştir)

            “Yürüyenler şehitlerimizi öldürenlere destek veriyorlar.”

            …. Bu ve benzeri pek çok ifadeyi sıralamak mümkündür.

Bu ve benzeri ifadeleri dönemin özelliklerine göre çok farklı yetkili (!) kamu görevlisinden duyduk. Yalnız bunlar mı? Elbette hayır. Siyasetçinin yaptığı mitingde “Asgari ücreti 1500 TL yapacaklarmış” dediğinde, çoğu asgari ücretli kişinin, bu vaadi dile getirenleri yuhaladığını da gördük. Son alınan karar ile asgari ücret 1300 TL oldu. Bununla birlikte 2016 için uygulamaya konulan vergi dilimlerinden hareketle asgari ücretliler ekim ayından sonra bir üst vergi diliminden vergi ödeyecekler (Yoksulluk sınırının 4 183 TL ve açlık sınırının 1592 TL olduğu koşullarda hiç vergi ödememeleri gerekirken).

Ne oluyor anlayabilmiş değilim. Anlamış olsam da halkıma bu davranışı yakıştıramıyorum.

Söylenen mi önemli yoksa kimin söylediği mi önemli?

Herhangi bir sözü o ifadenin anlamına göre değerlendiren toplumda kimin söylediğinden daha çok ne söylendiği önemlidir. Bu durum aslında toplumun ve bunun temelinde de bireylerin kişiliğinin oluşup oluşmadığı ile ilgilidir.

Dostlar sizler ile paylaştığım konularda genellikle tanımlara başvurduğumu bilirsiniz. İşte tam da bu aşamada “Kişilik” tanımını paylaşmak istiyorum.

kişilik, -ği a. 1. Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü, şahsiyet.  2. İnsanlara yakışacak durum ve davranış. 3. top. b. Bireyin toplumsal hayatı içinde edindiği alışkanlıkların ve davranışların bütünü. (www.tdk.gov.tr).

 

            Bu mu bizim toplumumuzu oluşturan bireylerin toplumsal hayat içinde öğrendiği davranış şekli?

            Evet, üzülerek söylüyorum ki maalesef bu.

            Oysa sağlıklı bir toplum kim söylerse söylesin eleştirilmesi gereken yerde eleştirir, destek olunması gereken yerde destek olur. Önemli olan söylenenin doğru ya da yanlış olmasıdır.

            İyi de bir konuda sağlıklı tepki verebilmek için o konunun doğru veya yanlış olduğunu araştırıp davranış geliştirmek gerekir. Bunu yapabilmeniz için araştırma yapmanız yani emek vermeniz ve devamında göstermiş olduğunuz tepkinin sorumluluğunu almanız gerekir. Bu durum kişilikli bir bireyin ve bundan hareketle toplumun gerçekleştireceği bir davranıştır.

            Kişilikli bir birey düşüncesi ve davranışı için emeğini verir sorumluluğunu alır. Bu birey aynı zamanda hem toplumun her kesiminin bu şekilde davranmasını hem de yöneticilerin bu ilkeye uymasını bekler.

Yalnızca bekler mi?

Elbette hayır.

Yalnızca beklemez. Olması gereken için düşünür, konuşur, yazar, tartışır yani emek verir.

Bu yazı ve konu nereden mi çıktı?

Haber özeti (2 Ocak 2016 Radikal): Başkanlık sistemine destek için arama konferansları yapılacak. Eğer gerek görülür ise erken seçime gidilecek.

Yeter artık.

Bunların olması demek oy arttırmak için daha fazla kan dökülmesi demek.

 

İşte tam da bu noktada ne desem bilemiyorum.

Bana göre bu halk bunu hak etmiyor.

İyi ama bu halk bunu hak etmediğini neden göstermiyor?

Bu halk neden kendisine karşı terör uygulandığında buna karşı demokratik haklarını kullanmıyor.

Evet, bu halka karşı uygulanan kapsamlı bir terördür. İsterseniz “Terör” tanımına bakın tam da bu duruma uyuyor.

Ama yine de her ne pahasına olursa olsun ve nasıl anlaşılırsa anlaşılsın doğru bildiğimizi söylemekten geri kalmamamız gerekiyor sanırım. Bu nedenle 2016 daha fazla düşündüğümüz, konuştuğumuz, yazdığımız ve paylaştığımız bir yıl olacak. Halka uygulanan teröre izin vermeyeceğiz.

 

 

 

 


1010

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun