Ne olacak?

08.05.2017         tkoc@comu.edu.tr

Bu gün biraz ukalalık yapma günüm olsun diye düşündüm.

 

 
Çünkü biliyorum ki bu yazacaklarım benim haddim değil. Çünkü doğrudan bu konulara kafa yormuyorum ve aynı zamanda siyaset konusunda yetkinleşmediğimi de düşünüyorum. Bununla birlikte görebildiklerimi paylaşma ihtiyacı hissettim. Hem şu köşede kendimizce sohbet etmiyor muyuz?
Yanıtını aradığım soru:
Türkiye’de bundan sonra ne olacak?
En son söyleyeceğimi başta söyleyeyim; Yeni bir şey olmayacak…
Şimdi gelelim olacaklara:
Hukukun üstünlüğü değil üstünlerin yani güçlülerin hukuku olacak. Diğer bir ifade ile hukuksuzluğa kılıf biçmek hukuk olacak.
Asgari ücretin alım gücü azalacak.
Enflasyon artacak.
İşsizlik artacak.
İş güvencesi kalmayacak.
Emeklilik fiilen uygulamadan kalkacak.
Kıdem tazminatı fona aktarılacak ve bu fon yağmalanacak ve devamında fona bakıldığında içinin boşaltıldığı anlaşılacak. Olay daha önce “zorunlu tasarruf” ve “konut edindirme fonunda” olduğu gibi olacak. Konu; “Su nerede?; İnek içti. İnek nerede? Dağa kaçtı” hikâyesindeki gibi olacak.
Herkes yandaş olacak.
Bu seferde yandaşlar iş bulamayacak. O zaman ne olacak?
Daha az kitap okunacak.
Bilimsel çalışmalara ayrılan kaynaklar azalacak.
Bilim insanı kalmayacak.
Bilim insanı olmaya çalışanlar diğer ülkelere kaçacak.
Sanat diye bir şey olmayacak.
Sanat yapmaya çalışanların “Anasından emdiği süt burnundan getirilecek”.
Silahlanma artacak.
Daha fazla kadın öldürülecek.
Daha fazla kadın intihar edecek!!!
Çocuk gelinler suç olmaktan çıkacak.
Kadınlar sokağa çıkamayacak.
Daha fazla cinayet olacak.
Kitap okumak bile yasaklanabilir. Daha doğrusu izne bağlanabilir.
Belli bir saatten sonra kitap satın almak yasaklanabilir.
Tarım arazilerin betonlar ile kaplanması gelişme sanılacak.
Daha fazla yol ve köprü yapılacak.
Dış borcumuz artacak.
Daha fazla tüketeceğiz. Tükettikçe kendimizi tükettiğimizin farkında olmayacağız.
Irkçılık, milliyetçilik, mezhepçilik, ötekileştirme artacak.
Zorunlu temel eğitimin süresi kısaltılabilir.
Önce 4+4+4 yapılan eğitim 1+1+1 haline getirilebilir ve hatta bu bile fazla görülebilir.
Hem ne gerek var o kadar televizyon kanalına birkaçı dışında hepsi kapatılabilir. Ha diğer taraftan kanal sayısının çok olması farklı kanal olduğu anlamına da gelmiyor. Bu arada “Adnan hoca”, “Cübbeli hoca” ve benzeri hocaların kanallarına dokunulmaz. Muhteremler basın özgürlüğünü kullanmaya devam edebilir.
Kimin kiminle evleneceği ve kaç çocuk yapacağını belirleme merkezleri kurulabilir.
Muska yazma ve okuma, üfleme teknikerli ile uzay yolculukları geliştirebiliriz.
Mahalle muhtarları “Tek adam” tarafından atanabilir.
Bu süreçte beyinlere gerek olmadığından zamanla evrim sonucunda insanların beyinsiz yaşadığı aşamaya doğru geçilebilir. Evrim mi dedim elbette hayır. Evrim diye bir şey olur mu “tekamül” ile bunlar gerçekleşir.
Askerlerimiz dünyanın her bir köşesinde jandarmalık yapabilir.
Vergi kaçırma birincilerine madalya verilebilir.
En iyi/okkalı küfreden iş adamı ticaret bakanı olabilir.
“Yok canım sende bu kadar da olur mu?” dediğimiz her şey olmuyor mu?
Oluyor.
Bunlar yeni bir gelişme mi?
Elbette hayır.
12 Eylül 1980 darbesi, daha doğrusu 24 Ocak 1980 kararları sonrasında hep “Yok canım bu kadar da olmaz” dediğimiz şeyler olmuyor mu?
Oluyor.
Bu süreç önemli ölçüde 12 Eylül sürecinde başladı. Bu arada hani 12 Eylül darbesini gerçekleştirenler yargılanıyordu ya işte o dava düşmüş. Gerçekten mi? Nereye düşmüş? Demeyin dava hiç kimseye hiçbir ceza vermeden dava kapanmış mış mış da mış mış.
Daha neler olacak neler…
Ama iyi olacak.
Neden?
Çünkü alanlarda haykırdığımız “Hak verilmez alınır” da olduğu gibi “Demokrasi verilmez kazanılır” gerçeğini öğreneceğiz. Belki bu arada Türkiye’ye de demokrasi getirmek isteyenler olabilir.
Çünkü Türkiye’de ve dünya da emek verilerek gerçekleştirilen kazanımların kıymeti biliniyor.
Ülkemiz demokrasisi için de çok emek verdik ama geldiğimiz yer ortada.
Bütün bunlar bizi insan olma, insanlar ve doğa uyum içinde insanca yaşama mücadelemizden vazgeçirecek mi?
HAYIR
Ders alacağız ve nasıl ki 12 Eylül karanlığını aşmışsak bu olumsuzlukları da bütün insanlarla birlikte aşmayı başaracağız.
Bu sefer hayallerimizi gerçekleştirme olasılığımız daha fazla. Çünkü “Bir musubet bin nasihatten iyidir” sözünden hareketle halkın gerçekleri görme olasılığı artacak.
Çünkü yaşanalar insanlık dışı…

574

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER