Nereye gidiyoruz?

27.04.2015         tkoc@comu.edu.tr



           Çocuk, çocuklar, çocuklarımız bizim devamımız mıdır?
            Yoksa bizlerden de bir şeyler öğrenecek ama kendi özgür düşüncesi ve emeği ile kendi yaşamını kuracak bireyler midir?
            Bu sorunun yanıtı aynı zamanda çocuğa ve/veya insana saygıdan ne anladığımızın ipuçlarını da veriyor. Bu soruya ne yanıt verdiğimiz konusunda saatlerce konuşabilir ya da yazabiliriz. Bununla birlikte anlamı çok iyi bilinen “Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz” diye bir söz vardır.
            O halde Türkiye’de güncel durumda çocuklara, çocuk haklarına ve buradan hareketle insana ve insan haklarına bakış açısının ne olduğunu anlatacak örnekler sıralamak işitiyorum:
Eğitimi özelleştiriyorlar. Yani bir çocuğun alabileceği eğitimi ailesinin parası belirleyecek. Hani zorunlu eğitim parasızdı ve her bireyin kendisini geliştirecek eğitimi alma hakkı vardı? Fırsat eşitliği ne oldu?
Eğitimi piyasalaştırıyorlar. Çocuk ve insan olmaktan gelen temel hakları şirketlerin kar malzemesi yapılıyor. Daha net bir ifade ile çocuklarımız Pazar malzemesi yapılıyor. Haklar alınıp satılır yani paran kadar kullanılır olduğunda hak olmaktan çıkmaz mı?
Çocuk gelinleri çoğaltıyorlar. Çocuğu çocuk olarak değil de kadın ya da erkek olarak görüyoruz. Bu kafa ile daha ileri gittiğimizde insana insan olarak değil de cinsiyeti, dini, mezhebi, tarikatı, aşireti, milliyeti, partisi, takımı ve bunlar gibi tercihlerinden doğru bakıyor ve görüyoruz. Kafa bu olunca yasalar bakımından da bir kılıf hazırlayıp çocukları sapkınlıklarımıza kurban etmeye devam ediyoruz. Hani on sekiz yaşını tamamlayıncaya kadar her birey çocuktu ve hakları vardı?
Sapkınlıkları artıyorlar. Bir 23 Nisan törenlerinde çocukların etek boylarına kafayı takan Milli Eğitim Müdürü töreni engellemeye çalışıyor, fakat velilerin itirazı üzerine törene izin vermek zorunda kalıyor. Bu olayın yeri önemli değil ama zamanı önemli. Bu olay 2015 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramında gerçekleşiyor. Çocukları bir cinsel obje olarak görüp etek boyu ve kol uzunluğu gibi konularda yasaklar getiren ilkellik çocuğu özgürleştirir mi yoksa köleleştirir mi?
Çocuk işçileri çoğaltıyorlar. Meslek liselerini sanayi kuruluşlarını kontrolüne teslim ettik. Bir taraftan zorunlu eğitim ve çocuklar çalıştırılamaz diyor bir taraftan da çocukların emek gücünün sömürülmesinin önünü açıyoruz. Bunları yaptığınızda çocukların gözünün içine bakabiliyor musunuz?
Düşünce özgürlüğünü engelliyorlar. Bu ifade aslında yetersiz kaldı. Tamı tamına düşünmeyi öğrenmesini engelliyoruz. Düşünemeyen, düşünmeyi bilmeyen bir bireyin düşünce özgürlüğü olur mu? Sessiz sedasız bir karar ile çocukların kuran kurslarına gitme yaş sınırı kaldırıldı. Bu doğrultuda bir başka hazırlık daha yapıldı. Aslında zorunlu olması gereken okul öncesi eğitim tamamen Milli Eğitim Bakanlığı ilgi alanı dışına bırakıldı. Bu neyin hazırlığı diye anlamaya çalışırken olayın aslı anlaşıldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin iki kararına bağlı olarak Zorunlu Din Dersini kaldırması gereken Milli Eğitim Bakanlığı okul öncesi eğitimi tamamen Diyanet İşleri Başkanlığına/Bakanlığına devrediyor. Bence daha sonra yapılacak iş Milli Eğitim Bakanlığının Diyanet İşleri Başkanlığına/Bakanlığına bağlanmasıdır. Hani Türkiye Cumhuriyetinin Anayasasında din tercihi yoktu?
Cezaevlerini çocuklar ile dolduruyorlar.
Çocuğa yapılan cinsel saldırıya değişik gerekçelerle ceza indirimi ya da diğer bir ifade ile teşvik uyguluyorlar.
Çocukları ailesinin kimliği nedeniyle öldürüyorlar.
Çocukları köle olarak alıp satıyorlar.
……
……
İşte tam da bu ortamda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutladık.
????????
Ne oluyor ne yapılmaya çalışılıyor?
 
            Bu sürecin sonrasında 1 Mayıs İşçi Bayramı ve devamında 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını kutlayacağız!
 
            Bence eğer Mart, Nisan ve Mayısın arkasından HAZİRAN’ı getiremeyeceksek bu şekli ile bu bayramların hiç birini kutlamayalım.
            Ama eğer Mart, Nisan, ve Mayısın arkasından HAZİRAN’ı getirebilecek ve buradan hareketle kutladığımız her bayrama hakkını verebileceksek bu bayramlardan hiç vazgeçmeyelim.
            Bence başarabiliriz.
Hatta bir basamak kaldı.
Haydi, çocuğuna ve yaşamına sahip çık.
Kalk ayağa ve mücadeleye katıl. Bunun için önce Çanakkale’de 14.30 da Eski Salı Pazarında toplanacak 1 Mayıs coşkusuna katıl.
Katıl değiştirelim.

1398

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

Maç D Smart’ta
23.08.2017    47