Nereye kadar?

16.01.2017         tkoc@comu.edu.tr

Ne istiyorsunuz? Daha mı istiyorsunuz? Daha neye sahip olmak istersiniz? Nereye kadar? Yetmedi mi? Mutlu musunuz?

 

 

O kadar çok soru var ki kafamda sormak istediğim ama bu soruların muhataplarına bir türlü bu soruları sorma fırsatım olmuyor. Bu nedenle hiç olmazsa yazı ile sormak istedim.

Ev,

Araba,

Arsa,

Tarla,

Bağ-bahçe,

Parti,

Koltuk,

Makam-mevki,

Milyon olmadı milyar dolarlar,

Güç-İktidar,

Ada,

Ülke,

Deniz,

Dünya,

Alın sizin olsun. Zaten ya sizin ya da uşaklık ettiklerinizin bunlar.

Bakın ama dikkat edin sahip oldukça suratınız asılıyor. Daha bir mutsuz oluyorsunuz. Durmadan bağırıp çağırıyorsunuz. Yaşamınızın her anında ve yüzünüzde korku ve güvensizlik var. Farklı düşünenlerin hepsini ya işten atmışsınız ya da hapse atmışsınız. Devamında korku artmış ve koruma ordusunu arttırmışsınız. Farkında mısınız? Aslında kendi hapishanelerinizdesiniz.

En son ne zaman güldünüz?

Ama öyle reklamcılarınızın tarif ettiği ya da yalakalarınızın sırıttığı gibi değil öyle işte bir insan sıcaklığını hissederek.

Kıyıya vuran çocuk bedenleri,

Yurdundan edilen milyonlar,

Yaşamından koparılan canlar,

Anket sonuçlarına göre akıttığınız kanlar,

Sıra sıra dizilmiş tabutlar,

Öldüğünde bile inancına göre ayrım yapılan fidanlar,

Reklam malzemesi yaptığınız cenaze törenleri,

Bunların hiç biri sizin yüreğiniz sızlatmıyor ve gözünüzden yaş getirmiyor mu?

Bakın siz sahip oldukça çevrenizdeki karanlık çember insanları, doğayı yani yaşamı katlediyor.

Biliyor musunuz?

Bu dünyaya sahip olan olmadı.

Bu dünyaya egemen/sahip olmak isteyenlerin hepsi bir gün toprak oldu. Hatta daha önce ona tapanlar onların toprak olma sürecinde ilk terk edenler oldular.

O kadar kötülük yaptın ve artık geri dönemiyor musun?

Çık özür dile halktan.

İnsan olduğunu hatırla.

İnsan: Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı (tdk.gov.tr).

Hatta ve hatta insan olarak doğulmadığını, yaptıklarınla insan olunduğunu hatırla.

Düşün insan olup olamadığını.

Rahat uyuyabiliyor musun?

Uykunda bakmıyor mu? Gözünün içine. Denizin tuzlu suyunun artık yakmadığı ve gözleri açık gitmiş çocuklar.

Bütün bunları sana söylüyorum:

Savaş kararı alan, silah ticareti yapan, borsayı ölümlerden daha fazla önemseyen, gören ama susan, bana bir şey olmaz diyen, yandaşı olursam bana dokunmazlar diyen, ama başkaları da … yaptı diyen, çalıyor ama yol yapıyor diyen, bu fırsattan ne kapabilirsem kardır diyen, üstüne alınan, alınması gereken, onlardan olursam kesemi doldururum diyen, …, …, sen kendini benden daha iyi biliyorsun.

 

Hiç utanmıyor musun?

Bak utanmak nasıl tanımlanıyor: (nsz) Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, korkmak, mahcup olmak: “ Sıkılmak: “Hayır, edebiyattan değil, karşısında şimdiden aczini duyduğum okuyucudan utanıyorum.” -A. Haşim. 3. (-den) Çekinmek: “Birbirimizden utanarak karşı karşıya on dakika sustuk.” -Y. Z. Ortaç.

Çevrende güvenebildiğin kimse var mı hiç?

 


474

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun