Nihayet umut…

06.02.2017         tkoc@comu.edu.tr

İnsanlık tarihi önemli dönüm noktaları yaşadı. Bu dönüm noktaları değişik şekillerde tanımlanabilir. Ama bana göre insanın insan olma çabasına başlaması en önemli dönüm noktalarındandır.

İnsanın biyolojik olarak nasıl insan olduğu bilimsel veriler ile hayli net bir şekilde açıklanmış durumda. İnsanlık tarihi gündeme gelince hep savaş, birbirine egemen olma veya kan dökme çabalarından bahsetmiyorum. Ben daha çok insanın bilinç olarak kendisini keşfinden bahsediyorum. Bana göre en önemlisi ve en gereklisi budur.

Sanayi devrimi ve devamında gelişen kapitalizm ve emperyalizm insanın kendisini keşfetmesi değil birbirini boğazlaması üzerine inşa edilmiştir.

Emperyalizm kolay sömürebilmek için temel hedefin emeğinin karşılığını alarak hem kendisi hem de başkası ile barış içinde yaşamak olduğunu unutturmuştur. Bunun yerine emperyalizm insanlara birbirini ve/veya doğayı yok etmeyi hedef haline getirmiştir.

Bu durumun sonucu insanlar için kin, nefret ve kan ama sömürenler için sahip olma ve kâr olmuştur. Kâr ve kan insanlığın gününü ve geleceğini yok etmiştir ve yok etmeye devam etmektedir.

Gelelim esas soruya; Bu kadar açık gerçeğe, emperyalizmin bu çirkin yüzüne, rağmen emperyalizm kendisini bir iyilik meleği olarak pazarlayabiliyor.

İşte asıl sorulması gereken soru bu.

Emperyalizm bu çirkinliği insanların oluşturduğu inanç, kültürel kimlik, etnik aidiyet ve benzeri insanın insan olmasını güzelleştirmesi, geliştirmesi gereken özelliklerini birbirini katletmesinin gerekçesi haline getirmiştir. Emperyalizmin bunu yapabilmesi için en önemli şart insanları aç ve bilgisiz bırakması gerekmektedir.

Formül hayli basit: Aç ve bilgisiz bıraktığın insanları birbirine düşür ki kimse senin onların ekmeğini çaldığını fark etmesin.

Bu oyun dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de büyük bir maharetle sergileniyor.

Emperyalizmin bu bildik yöntemleri ile parçaladığı Osmanlı İmparatorluğundan arta kalan parçalar sömürü için kolay lokma haline getirilmiştir. Ama Anadolu halkı bu oyunu kardeşlik ve dayanışma kültürü ile bu oyunu bozarak emperyalizme karşı antiemperyalist Kurtuluş Savaşı vermiştir.

Devamında; devrimler, aydınlanma, hukuk, adalet, barış, …, …, güzel arayışlar. Ha tam gerçekleşmiş mi? Sosyal dönüşüm ve/veya değişimler çok hızlı gerçekleşmiyor. Ama en azından bunun arayışı içine girilmiş.

Bu durumda emperyalizm ne yapar?

Emperyalizmin çözümü belli: Böl ve yönet.

Nasıl bölünecek?

İnsanı insan yapan kültürel ve düşünsel farklılıklar/özellikler bölme, birbirine düşürme gerekçesi olarak kullanılmıştır.

Ama unutulan bazı gerçekler var. İnsanlar bütün baskı ve zulme rağmen iyi ve güzeli arayışından vazgeçmemiştir. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan itibaren başlayan demokrasi, insan hakları, kadın hakları, adalet, demokrasi gibi arayışlar insanlarımızda insan olma ve insanca yaşama konusunda silinemez tortular bırakmıştır.

Biliyorsunuz Türkiye bir anayasa referandumuna hazırlanıyor. Bu anayasa değişikliği; hukukun üstünlüğü, hukuk karşısında herkesin eşitliği, insan hakları, doğanın korunması, egemenliğin millette olması, barış, düşünce özgürlüğü, inanç özgürlüğü ve demokrasi adına gerçekleşmiş bütün kazanımların yok edilmesi anlamına gelmektedir.

Bu kadar olumsuz gelişme halktan nasıl gizleniyor?

Emperyalizmin her zaman kullandığı inanç, kültür ve kimlik farkı ile bölme ve esas hedefini gizleme oyunu sahnede.

Ama.

Ama artık bu oyun tutmuyor.

Dikkat edin.

Bu haklar, özgürlükler ve adaleti askıya almayı hedefleyen değişikliğe HAYIR diyenlere bakın.

HAYIR diyenler aralarındaki farklılıklara bakmadan ve kendi siyasi, kültür, inanç gibi onları güzelleştiren özelliklerini öne çıkarmadan demokrasi için emek veriyorlar. Herkes demokrasi, adalet, güçler ayrılığı, haklar, özgürlükler gibi güzel değerlerin arayışı içine girmiş durumda.

İşte bu umut.

İşe bu Kurtuluş Savaşı mayasının tuttuğunu ve antiemperyalist mücadelenin devam ettiğini gösteriyor.

Anadolu halkı kardeşliğin değerini çok iyi biliyor ve buna inatla sahip çıkıyor.

Halk; ekmeğine, yuvasına, yavrusuna, yaşamına, umuduna, huzuruna, kişiliğine, kimliğine ve ülkesine sahip çıkıyor.

Bakın HAYIR diyenlere.

Bir de siz değerlendirin.

Bana göre durum bu.

Şimdi “Bu kurtuluş savaşına nasıl katkıda bulunabilirim?” diye düşünmenin zamanıdır.

Şimdi bu gerçekleri bir kişiye daha, bir kişiye daha anlatma zamanıdır.

 

 


531

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER