Normal insanlar, aykırı insanlar ve çakallar

02.07.2014         tsavas@comu.edu.tr



Normal insanlar sabah işine gider; işini yapar. İş yerinde iş arkadaşlarıyla iletişim kurar, bazılarıyla kurmaz. Öğle yemeğine çıkar, iş arkadaşlarıyla öğle yemeğinde sohbet eder. Mesai bitiminde evine gidebilir, hava güzelse kordona çıkar. Bir kafede oturur, çay, kahve içer ya da bira. Evine gelir, evinin işlerini görür, yemek yer. Televizyon izler ya da internete girer veya kitap okur. Normal insan dostlarıyla buluşur, evinde, onların evlerinde ya da dışarıda. Normal insan akrabalarını ziyaret eder, oturduğu kentte ya da başka kentlerde. Normal insan tatile çıkar, denize girer. Normal insan çocuklarıyla oynar.
Bütün bunlar normal normal sürsün diye bazıları biraz aykırılıklar yapar. Normal insanlarla dertleri olmaz. Kimseyi kırmaz. Onlarca normal dostu vardır. Dostlarını sever; dostları da onu. İnsanlara karşı sevecen, dost, koruyucudur. Kötü günlerinde yanlarına koşar, yalnızca iyi günlerinde değil. Aslında o da normal normal yaşamak ister ama işte bazı konularda duyarlılığı normal insanlardan bir tık yukarıdadır. Bu duyarlılık nedeniyle başına dertler açılır. Normal insanlardan farklı olarak başı derde girdiğinde içine kapanmaz, mücadele eder; sonuna kadar. Bu mücadelenin yalnızca kendi için olmadığını da bilir; tüm normal insanlar için mücadele eder. Bu nedenle dostları onu yalnız bırakmazlar zaten. En azından manevi desteklerini daima hissettirirler.
Bir de hastalıklılar vardır. O kadar hastalıklıdırlar ki yaşamın içinde delice duranları çekemezler. Komplekslidirler, şeref ve onur bilmezler, çünkü insan değillerdir.
Hastalıklıdırlar... Aynı zamanda isimlerini yazamayacak kadar korkak... Bir o kadar da sinsi... Onurlu ve yürekli insanların varlığı onları daha da hasta eder, yönlerini şaşırtır, stratejilerini kaydırır.
Kuyrukları apış aralarında gezmişlerdir yıllarca... Hala kuyruklarını dik tutamazlar. Ama ulurlar, ulurlar ve diş gösterirler...
"Hoşt, başınızı yiyin inşallah"...
Rektör adayı
Bir grup eski tanıdık rektör adayı arıyorlarmış kendilerine. Bir önceki rektörlük seçimlerinde önemli rol oynamış birine teklif etmişler, gel rektör adayımız ol, diye. O da hadi, bakın işinize, demiş.
Neden böyle demiş acaba diye sormaya gerek var mı? Yok, ciğerlerini biliyor çünkü bunların, bunlar satıcı; satıcılar bilirsiniz, fiyatını buldu mu satar!
Bu sefer işiniz biraz zor. Çünkü herkes ciğerinizi biliyor.
Bakın kimseyi bulamazsanız ben adayınız olurum.
Bir şartla tabi ki, gözüme görünmeyeceksiniz!
Cübbeli Ahmet Hoca
Cübbelinin son vaaz videolarından birini izledim internette. Valla hayranım ben bu adama, tam stand up tarzında vaazları. Videoda İŞİD teröristlerine saydırıyordu. O kadar mantıklı şeyler söylüyordu ki, anlatamam. Örneğin, nasıl adamın başını kesip de top oynarsınız, diyordu. Kendi kendinize nasıl karar verdiniz öldürdüğünüz insanların kâfir olduğuna, diyordu. Bir insanı öldüren 7 milyar insanı öldürmüş gibi olur, diyordu. Bir de anekdot ekledi; bir arkadaşıyla birlikte bir meyhanenin önünden geçiyormuş, arkadaşı demiş ki, şunların hepsini keseceksin. Hacı ağabey, demiş Cübbeli, sen ne kadar oldun bu yola gireli; 10 yıl oldu, demiş beriki, e o zaman 11 yıl önce seni de kesmek lazımdı, diye yanıtlamış Cübbeli.
Süper değil mi?
Teröriste terörist diyemeyen devletlilerimize duyurulur...

1643

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun