Oh be nihayet…

03.10.2016         tkoc@comu.edu.tr

Türkiye çok ilginç bir süreçten geçiyor.

 

 

            Bu süreç ile ilgili olarak en sağlıklı değerlendirmeler daha sonra yapılan araştırmalar ile olacak. Bununla birlikte siyaset konusunda uzman olmasam da bir emekçi olarak bu sürecin özelliklerini aşağıdaki maddeler ile kısaca özetleyebilirim:

Hukuk yok.

Demokrasi yok.

Haklar yok.

Özgürlükler yok.

Adalet yok.

Güvenlik yok.

Mutluluk yok.

Baskı var.

Anayasanın çiğnenmesi var.

Evrensel sözleşmelerin yok sayılması var.

Tek adamlık var.

Bir taraftan milli irade derken halkı/insanları aşağılama var.

Yoksulluk var.

İşsizlik var.

Açlık var.

Savaş var.

Ölüm var.

Sömürü var.

Emperyalizm var.

Durumun genel özeti bu. Benim gördüğüm bu, belki yanlış görmüşümdür. Eğer yanlış görmüş isem beni uyarırsanız sevinirim.

 

İyi de bu şekilde bir manzara çizdikten sonra nasıl oluyor da yazıya “Oh be nihayet..” diyerek başlayabiliyorsun diye soracaksınız sanırım.

Evet, haklısınız yazıyı yazarken bana da tuhaf geldi ama konunun bir başka yönü var. Biz Eğitim Sen olarak, daha önceki örgütlülüklerimizle birlikte, 100 yılı aşan geçmişimizde hep emek, demokrasi ve barış düşmanlarının hedefi olduk. Bu durum AKP döneminde doruk nokrasına ulaştı. O kadar ki 5 Ekim 2015 tarihinde 101 arkadaşımızı kaybettiğimiz bir katliamın hedefi haline getirildik.

15 Temmuz FETÖ darbesi sonrasında önce bir süre gerçekten FETÖ ile uğraşılıyor görüntüsü oluştu. Daha sonra da iktidar Kanun Hükmünde Kararnameler ile kendisi muhalefet eden herkese yöneldi. Bu kapsamda emek, demokrasi ve barış mücadelesi denilince Eğitim Sen ve KESK bileşenleri akla geldiği için bu kurumlar hedef haline getirildi.

Eğitim Sen ve KESK olarak 12 Eylül karanlığını yırtan bir mücadelenin adıyız. Bu süreçte, her zaman olduğu gibi, eğitime, bilime ve emekçilere sahip çıkma mücadelemiz egemenleri rahatsız etti. Mücadelemizin yasal yollar ile engellenememesi nedeniyle her türlü hukuksuzluktan katliamlara kadar yapılmadık iş kalmadı.

Egemenler ve uşaklarının kullandıkları yöntemlerden birisi ise karalama kampanyaları yürütmek oldu. Yürütülen karalama kampanyaları sırasında geldikleri son nokta üyelerimizin bir kısmını FETÖ bir kısmını da PKK üyesi olmak veya destekçisi olmaktan açığa aldılar.

İşte tam bu nokta iyice saçmaladıklarının ve artık yönetememe sorunları olduğunun kesin kanıtıdır. Diğer taraftan da Eğitim Sen ve KESK olarak bizim içinde bir fırsatın doğduğu andır.

Öncelikle belirtelim ki bizler emek, demokrasi ve barış mücadelemizde şiddet koca, baba, kardeş, devlet, erkek, faşizm, mafya, terör örgütü, tarikatçı, …, …, her kimden gelirse gelsin karşıyız. Yıllardır da şiddete karşı, haklar, özgürlükler, adalet ve barış mücadelesinin en önünde olduk.

İyi de bu işin “Oh be nihayet” kısmı nerede?

Haydi, bakalım kanıtlayın.

Şimdiye kadar bir dedikodu ve/karalama kampanyası ile işi yürütüyordun. Şimdi işler değişti. Buyur kanıtla ve mahkemelerde ve hatta uluslararası mahkemelerde kanıtla ve kanıtlarsan hepimizi birden işten at.

Ama öyle ben dedim de öyle oldu.

Yetkim var KHK çıkardım oldu.

Emrettim attırdım.

Ben ne istersem yaparım arkadaş.

Benzeri şeyler ile olmaz o işler. Önce oldu sanırsın ama olmaz. Biz ne diktatör heveslileri gördük.

Bu iddiaları bize yani üyelerimize yönelterek bir iş yaptın ve artık kaçınılmaz bir şekilde hukuk alanına girdin.

Ha unutma hukuk alanından çıktığın an sen de yoksun. Yıllardır paralel yürüdün seni kandıranlar da yok.

Bizler eylem ve etkinliklerimizi de bilimsel araştırmalarımız titizliği ile yaparız. Evrensel hukuk, anayasa ve yasalar ile meşruiyetten gücünü almayan hiçbir işimiz yoktur.

Bize bu suçlamaları yöneltenler bu durumu bir de kendiniz için düşünün.

Ha birde hatırlatalım; Bizleri emir ile kurdurduğunuz ve bizleri bölmek için kullandığınız sendikalar gibi mi sandınız. O sarı sendikalar üyeleri henüz bir hukuki süreçten hareketle mahkûm olmamışken muktedir emretti diye onlara selam bile vermiyorlar.

Eğitim Sen ve KESK olarak, bazı yapılanmaların aksine, şiddet veya taciz, tecavüz gibi konularda suçlananlar dışında her üyemizin yanındayız.

Şimdi ulusal ve uluslararası alanda vereceğimiz hukuk mücadelemizle sizi kendi karanlığınıza hapsedeceğiz. Eğitim ve bilim ile uğraşmak yerine bunlar ile uğraşmak zorunda kalacağımız için üzgünüz ama bu mücadele de gelecekteki nitelikli eğitim ve bilim üretimi ortamlarının temelini oluşturacak. Bu sürecin sonucunda eğitimden başlayarak yaşamın her alanında en korktuğunuz şey olan Laiklik yerleşmiş olacak.

İşte o zaman uzun bir “Ohhhhhhhhhh” çekeceğiz. Ama bu sürecin yolunu açtığınız için “Oh be nihayet”.

 

 


552

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun