Ohhhhhh…

15.06.2015         tkoc@comu.edu.tr



           Aman haaaaa…
            Dostlar merhaba. Bu günkü duygularımı anlatmak için tek başlık yetmedi. Bu nedenle iki başlık atma ihtiyacı hissettim.
 
            Evet, Oh
            Yalnız ben değil gözlediğim kadarı ile bütün Türkiye seçim sonrasında bir hafifleme ve rahatlama hissetti.
            Kiminle konuşsam; Oh sakinlik ne güzelmiş, bağıran, hakaret eden kimse yok, kendimi sakin ve huzurlu hissediyorum diyor. Ben bu hisleri paylaşıyorum. Buna ek olarak bu rahatlamanın Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ve Çanakkale için Mart-Haziran 2015 çifte rahatlama yani çifte kavrulmuş lokum oldu. Hangi görevi yapıyor olursa olsun, herkesin birbirine saygılı davranmak zorunda olduğu gerçeğini hatırlattı mücadele/süreç/seçmen.
            Fakat işe tam bu anda “Aman haaaa” noktasına geliniyor.
            Toplum olarak kindar değiliz. İyi ki de değiliz.
İşte tehlike tam da burada başlıyor.
Tehlikeyi daha iyi anlamak için bir başka acıdan hareketle açıklamak istiyorum. Bildiğiniz gibi Özgecan katledilen kadın arkadaşlarımızdan biri. Bu günlerde bu katliamın mahkemesi var ve Özgecan’ın katili mahkemede olayı anlatırken ağlamış. Bir insanı katlederken ağlamayan katil olayı anlatırken ağlamış.
Bu örnekte olduğu gibi daha dünün failleri bu gün;
Mağdur,
Masum,
Sevecen,
Sempatik,
Demokrat,
… postuna/takiyesine bürünmüş durumdalar.
İşte dostlar “Aman haaaa…” noktası bu.
Bu maskelere kanacak mıyız?
Eğer bu ikiyüzlülüğe kanarsak kaybederiz dostlar. Eğer, biz kaybedersek bunlar bize, besledikleri ve bugün Irak ve Suriye’de insanlık suçu işleyen yaratıkların yaptıklarını yaparlar.
O halde;
Öldürülenleri,
Emri ben verdim denildiğini,
Faili meçhul bırakılanları,
Telefon konuşmalarını,
Önce “Bu paraları polis koymuş” dedikten sonra kılıf hazırlandığında faizi ile alınan paraları,
Halkı dövmelerini, dövdürmelerini,
Her türlü göreve yalnızca yandaşların getirilmesini,
Halka yapılan hakaretleri,
Kadının, farklı düşüncenin, farklı inancın, cinsel tercihin aşağılanmaya çalışılmasını,
Alınan ve dağıtılan rüşvetleri,
Giyinmemizden cinselliğimize kadar her şeyimize karışılmasını (Bunun sözlük karşılığı DİKTATÖRLÜK’tür),
Uludere’yi,
Soma’yı,
Ermenek’i,
4+4+4 ile çocuk gelin, kuma, işçi yapılan çocukları,
Dinselleştirilen eğitim ile ülkemizin karartılan geleceğini,
Ötekileştirmeyi,
Aşağılamayı,
Emeğimizin sömürülmesini,
Yandaş kurum, kuruluş, kişi, sendika, gazete, televizyon ne varsa bütün “çanak yalayıcıları”,
… ve daha nice pisliği unutma unutturma.
 
Eğer unutursak kaybederiz.
Bu aşamada öncelikli yapılacak şey, onların bu toplumda esirgediği, adil yargılanmalarını sağlamaktır.
 

1342

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun