Ölmüşlerimizin ruhuna değsin!

25.03.2021         akadirkenar@hotmail.com



Bundan 40 yıl önce Ajda Pekkan ve Erol Evgin pop müziği söylerken, pet şişe de su içmezdik! Nilüfer`in boğuk sesinde kendimizden geçerken, Seyyal Taner`de içimizde başka bir kıvılcım çakardı. Barış Manco bile henüz marka olmamıştı. Ve biz suyu çeşmeden içerdik! Sanatcılar gibi çeşit çeşit markası yoktu suyun. Sadece `kaba su`, `tatlı su` birde Kazdağlarımızın eteklerinden akan, çeşitli madenlerden süzülen sodalı suyumuz vardı. 
 
Ve o yıllarda biz suyu içmekle de kalmaz, çeşmenin başında aşık olur Türkü yakardık. "Çeşmenin başına bir güzel inmiş, eğilmiş zülfünü suya düşürmüş. Mevlam bu güzeli kime yar etmiş" derdi Ferdi Tayfur.. Şimdiki gençler bilmez o günleride şarkıları da! Çünkü onlar suyu pet şişede ve de damacanada gördü. 
 
Büyüklerimize bir bardak su vermek çok kutsaldı yine o günlerde. Küçücük ellerimizle taşıdığımız bir bardak suya hayır duaları alırdık. `Berhudar ol evladım" denirdi. "Su gibi aziz ol" denirdi. "Su verenlerin çok olsun" denirdi. Ve su o kadar kutsal birşeydi ki, mevlit yerine geçerdi! Bir bardak suya `Ölmüşlerinin ruhuna değsin` diyerek hayır duası alırdık. 
 
Bu hafta başı `Dünya Su Günü`ydü. Herhalde haberiniz olmuştur. Dünyada ve Türkiye`de suyun değerini kaybedenler çok iyi biliyor. Bakın bundan iki ay öncesi sussuz kalma tehkilemiz vardı. Barajlarımız bomboştu. Çanakkalemizin tek su kaynağı Atikhisar`da, çamurla karışık bir avuç su kalmıştı ki, belediyenin arıtma tesisi kendini patlacak seviyeye gelmişti! O yüzden yeni bir `Arıtma tesisi` yapımı hızla devam ediyor. Her sabah güne yüzümüzü yıkayarak başladığımız suyun değerini ne yazık ki, bilmiyoruz. 
 
Dünya genelinde `taharet` denilen şeyi biz Türkler yıllardır biliriz ve yaparız. Ama elin Fransızı bilmez mesela. O yüzden de dünyanın en güzel parfümlerini icat etmişlerdir. Neden? Biryerlerindeki kokuyu altetmek için! 
 
Evet, su olmazsa biz olmayız. Anamızın karnında bile suyun içinde canlanır büyürüz. Su olmazsa, sadece insanlar değil, hayvanlar ve de bitkiler de olmaz. Onun için, `Dünya Su Günü` deyip geçmek istemedim. Su gibi AZİZ insanlar olalım hepberaber. Suyumuzun değerini bilelim. 
 
Pek zora gelemeyiz ama...!!
Çanakkale olarak, çekirdek çitlenbik aile yapılarımızla kendi halinde yaşayıp giden bir memleketizdir. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmayı da çekirdek ailemiz içinde çocukluktan öğrendiğimiz için çok hayal kırıklığı da yaşamayız. Kısacası zora gelmez, zoru da sevmeyiz. Ama bu salgın hastalık döneminde bir çoğumuz gerçekten zor günler geçiriyor. Esnafımız perişan. Sanatçımız, sanatkarımız çaresiz. 
Ve bu dönem tek bir care var, dayanışma ve de yardımlaşma. Her zamankinden farklı bir dönem bu. Onun için, lütfen gözlerimizi kapatmayalım! Etrafımızda ne oluyur ne bitiyor bir bakalım. Bu günlerde gelir geçer. Hepimize dost, arkadaş, akraba lazım. Duyarlı olmakta hiç gecikmeyelim. 
 
Hepinize güzel bir hafta sonu diliyorum. Karı kışı da atlattık. Önümüz bahar. Sağlıkla güzel günlerimiz olsun. 

3219

Yazarın daha önceki yazıları

Yazarın Arşivine ulaşmak için tıklayınız.
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER