Oradan öyle mi gözüküyor?

04.01.2015         tsavas@comu.edu.tr



Olaylara bakış açımızı ne yazık ki durduğumuz yer belirliyor. Nesnel olmak çok zor… Bu herkes için geçerli.
Kötü niyetli, çakal, yalnızca kendisini seven ve her an her türlü kötülüğü yapmaya hazır olanların dışındakiler için yazıyorum bunları. Yani Homo sapiens’likten insanlığa evrimini tamamlamış olanlar için bu eleştirilerim. İnsan olmayanlarla işim yok bu yazıda…
Kendimizi kolayca “en”lerin en eni haline getirebiliyoruz.
En çok acıyı ben çektim
En çok ben bekledim
En muhalif benim
En…
Hiç merak etmeyin, herkesten daha bir “en” her zaman bulunabilir. Ya da şimdi “ensin” de daha önce de “en” miydin? Hani sorum şu, senin başına gelmeden de “en” olabilmiş miydin? Yoksa başına belince mi “en” oldun?
Çoğunlukla başımıza gelince “en” oluyoruz. O zaman konuşmalarımıza da dikkat etmemiz gerekiyor. Özellikle de başkalarının neden “en” olmadıklarını sorgularken, eleştirirken. Bazen bu durumu şuna benzetiyorum, mükemmeli arıyoruz ama o mükemmel kimin mükemmeli? Tabi ki bizim!
Ha her dönem “en” olabilenler yok değil. Yani toplumsal sorumluluk iliklerine işlemiş olan güzel insanlarımız az değil. O güzel insanlarımızın çoğunun da “toplumsal sorumluluk” anlamında kimseyi zorlayamadıklarını da görüyorum.
Diğer yandan bir kısım “önder” kişi için toplumsal sorumlulukların mutluluk kaynağı olduğunu biliyorum. Zira başka türlü bu denli yoğun yapılamaz bu işler. Bunu bazıları belki kabul etmeyeceklerdir. Ama eminim, çok samimi olarak bunu kabul edecekler de vardır.
İtirazım şuna, hayatınızı toplumsal sorumluluk üzerine kurmuşsunuz. Önceliğiniz, hayatınız boyunca toplumsal sorumluluğunuz olmuş. Öyle ki bu uğurda birçok “ödevinizi” bir kenara bırakabiliyorsunuz. Haliyle başkalarından da benzer şeyler istiyorsunuz. İşte bu mümkün değil.
Bunun bir tık ötesi de var. Ütopyayı hedefleyen bazı insanlar, ütopyaya ulaşsalar dahi mutlu olamayacaklar. Onlar için mutlu olmak demek “toplum için mücadele” etmek sanki. Onların pragmatizmi yok. Onların grileri yok. Onların siyah ve beyazları var. Onların ütopyaları var. Onları esnetmek oldukça güç…
Hâlbuki esniyoruz sevgili kardeşlerim, esnemek zorundayız, herkesi kendimize benzetmemiz mümkün değil. Hatta bu yaklaşımla zarar da verebiliriz. Herkes salt toplumsal mücadele ile mutlu olmak durumunda değil. Hatta senin deyiminle, mutlu olabilmek için toplumsal mücadeleyi kazanmak zorunda bile değil birçok insan…
Ama herkes Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek mecburiyetinde, herkes dürüst olmak mecburiyetinde, herkes yardımlaşmak mecburiyetinde, herkes insan olmak mecburiyetinde…
Olayları salt durduğumuz yerden irdelersek yanlış yaparız. Bu tür bir bakış açısı beraber hareket edebilecek olanların beraber hareket edebilme yetisini de zedeler. Zedeliyor da zaten…
Yok kardeşim, biz herkesle duygudaşlık oluşturabiliriz. Herkesi durduğumuz yerden değil nesnel olarak değerlendirebiliriz. Ama cidden, bu durum insan olan herkes için geçerli.
Ortak yaşam için empati ve nesnelliğe ihtiyacımız var.

1054

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun