Ortadoğu belası ve damatlar!

13.06.2017         

Bu beladan kurtuluş yok gibi! Ortadoğu belasından, bataklığından söz ediyorum.

 

 

Suriye-Irak-İran sınırları dolaylarında dolaşmak, ‘meşru müdafaa’ hakkını korumak, bunu dünyaya, kendi kamuoyuna anlatmanın ötesinde bir durum var ve Türkiye artık Ortadoğu denen bataklığın tam ortasında, ülkeyi yönetenler kendileri ile birlikte coğrafyayı, içinde yaşayan bireyleri, halkları da bu bataklığın içine sürükleyerek çekiyor.

 

İktidarın kendini dâhil ettiği Ortadoğu pazarlığının son aşamasında Türkiye’nin kazancı-kaybı ne olur?

Bu sorunun cevabı şimdilik yok, ancak büyük bir kazanca hitap etmediği kesin.

İç politikada olduğu gibi dış politikadaki belirsizlik nedeniyle ülkenin büyük ve hatırı sayılır bir kesiminin gelecek kaygısını görmezden gelen bir yönetim anlayışının Suriye’deki yanlışını kabul etmesine rağmen birkaç adım daha öteye giderek Katar’a kadar uzanması kaygının boyutlarını daha da artırmış görünüyor.

&

İçeride ve dışarıda ‘kavgacı’ bir yönetim anlayışı ile sonuca gitme çabalarının yansımalarına bakıyoruz; Bütün kesimlere sirayet eden ‘kavgacı’ toplum modeli yaratıldı.

Adaletten yana ‘Adil’ beklentiler boşa çıkmış vaziyette.

Ahmet Hakan’ın deyimiyle; ‘Adalet Mülkün damadı’ oldu.

AK Partililer dahi bu kadar sabır gösterebildi, damatlar konusunda sabır sınırları zorlandığı için tepkiler zirve yapmış durumda. Adaletsizlik vicdanı zorlayınca vicdan harekete geçiyor doğal olarak.

Osmanlıdan sonra hiç tanık olmadığımız ‘damat’ meselesinin ağır gündemini tarihin tekerrürü olarak mı değerlendirmek lazım, yoksa içinden çıkılmaz hale gelen ilişkilerin yumağı olarak mı değerlendirmek lazım?

&

Damatların özgürlüğünün sınır taşlarının durduğu yerin tespitini bir türlü yapamazken, görevlerine dönmek için Ankara Yüksel caddesinde İnsan Hakları Anıtının önünde açlık grevine giderek masum bir hak arayışı eylemi yapan iki eğitimcinin sınır taşlarını cezaevi hücresine diken anlayış bununla da yetinmiyor, İnsan Hakları Anıtının etrafını bariyerlerle çevirip gözaltında tutuyor, daha doğrusu bulunduğu alanda tutukluyor, 24 saat polis nöbeti ile taçlandırıyor!

 

Sanırım Dünyada il ve tek örnektir İnsan Hakları Anıtının rehin alınma olayı.

Demek ki neymiş?

Etkili-yetkili birilerine damat olmak varmış bu dünyada!


196

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun