Örtü, perde, havuç…???

11.01.2016         tkoc@comu.edu.tr

Bu günlerde hep şaşkınlıklarımı yazmak zorunda kalıyorum. Nasıl şaşırmayayım ki?

             Elde akıllı telefon sosyal medyada gezinti yapıyor. Giydiği, yediği içtiği, konuştuğu, izlediği, dinlediği, konuştuğu, tükettiği/beğendiği her şey yabancı ama O milliyetçi. Düşündüklerinin aşağıdaki anlamlarını biliyor mu acaba?

            milliyetçilik, a.Maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı, ulusçuluk, ulusalcılık, nasyonalizm (www.tdk.gov.tr).

Milliyetçilik, ulusçuluk, ulusalcılık ya da nasyonalizm, kendilerini birleştiren dil, tarih veya kültür bağlarından bir üstyapı oluşturabilmiş sosyal birikimlerin adı olan millet veya ulus olarak tanımlanan bir topluluğun yaşama ve ilerleme ülküsünün toplumların ve insanlığın gelişmesini sağladığına inanan görüştür (https://tr.wikipedia.org/wiki/Milliyet).

19. yüzyıl başlarından itibaren Avrupa`da, 20. yüzyılda ise tüm dünyada egemen siyasi düşünce tarzı olmuştur. Dünya siyasi haritası bu dönemde milliyetçilik ilkelerine göre biçimlendirilmiştir (https://tr.wikipedia.org/wiki/Milliyet).

Milliyetçilik konusunda Benedict Anderson, Ernest Gellner, Eric Hobsbawm, Elie Kedourie gibi karşıtların yanı sıra, Anthony Smith` Nev Nikolayeviç Gumilev gibi tarafsız yazarların teorik çalışmaları olmakla birlikte konu henüz teorik bir dayanağa kavuşturulamamıştır (https://tr.wikipedia.org/wiki/Milliyet).

Irkçı, İnsan ırklarının renk ve fiziki şekil esas alınarak birbirlerinden üstünlüğünü temel alan Irkçılık felsefesini benimsemiş kişilere verilen addır. Irkçı insanların göstermiş olduğu bu tutuma ise "ırkçılık" adı verilmektedir.

Irkçılık genel olarak çeşitli insan ırkları arasındaki biyolojik farklılıkların kültürel veya bireysel meseleleri de tayin etmesi gerektiğine ve doğal sebeplerle bir ırkın (çoğunlukla kendi ırkının) diğerlerinden üstün olduğuna ve diğerlerine hükmetmeye hakkı olduğuna duyulan inanç veya bu değerleri kabul eden doktrindir. Ortaya çıkış nedenleri arasında çoğunlukla ekonomik nedenleri olması yanı sıra düşünsel nedenlere de dayanmaktadır.

            Öncelikle belirtmem gerekir ki canlıbilim/biyoloji başta olmak üzere bilime göre canlılar arasında güncel kullanımında milliyet ve/veya ırk temelli bir ayrım yoktur.

            Yukarıda da ifade edildiği gibi milliyet/ulus kavramı yaklaşık 200 300 yıllık geçmişi olan bir kültürel tanımlamadır. Kültürel tanımlamada bile bütün insanlığın bu kadar iç içe geçmişliğinde ve özellikle Anadolu’da ırkçılığa kadar giden milliyet tanımlamasının bir anlamı yoktur. Bu tanımlama burjuvazinin yani paranın kontrol edebileceği pazarın sınırlarını belirlemek için kullandığı bir tanımlamadır. Bununla birlikte kişi kendisini nasıl ifade ediyorsa odur.

            Bu kadar uzun uzun tanımlamadan sonra gelelim güncel duruma. Güncel durumda burjuvazi düne kadar kitleleri istediği Pazar sınırlarına tutmak için kullandığı kavramı pazarını genişletmek için kullanıyor. Güncel durumda şirketler yani burjuva ve/veya emperyalizm için ulus devletlerin sınırları engel oluşturmaya başlayınca işin şekli değiştirildi.

            Örnek üzerinde konuşalım. Ortadoğu ve daha güncel durumda Suriye konu olunca bütün Çok Uluslu Şirketler (ÇUŞ) istediği gibi bu pazara geliyor ve buranın kaynaklarını sömürüyorlar. Ama konu Suriye halkının can güvenliği ve/veya diğer sorunları nedeniyle Avrupa ve/veya başka ülkelerde yaşaması olunca o zaman milliyet, din, mezhep farklılıklarından hareketle ulusal sınırlar akla geliyor.

            Güncel durumda da ülkemizde siyaset milliyetçilik/ırkçılık temelinde neredeyse her türlü siyasi yapıyı yedeklemiş evrensel hukuk, anayasa, yasa ve bunların ötesinde haklar ve özgürlükler temelinde yeri olmayan işler yapıyor. Gelecekte bütün bu sorunlar aşıldığında yaşananlar insanlık bakımından nereye konur bilemiyorum. Bununla birlikte esas anlamadığın konulardan birisi daha dün “Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldık” diyen bir siyasi iradenin bunu yapması ve herkesin de buna inanması.

            Bana göre yer yer insanlık suçu aşamasına kadar gelebilen, olaylar yaşanıyor. Bununla birlikte egemenler tarafından Çok Uluslu Şirketlere yeni pazarlar hazırladığı sürece sorun olarak algılanmıyor.

            Diğer taraftan da hızla devam eden LAİKliğin yok edilmesi çalışmaları var. Bu sürecin bu şekilde yönetilmesinin temel amacı bana göre LAİKliğin yok edilmesidir. Bununla birlikte en hızlı laiklik savunucuları bile bu oyunun peşine takılmış durumda. Oyunun bundan sonraki final perdesi LAİKlik üzerinden böl ve yönet yönteminin sahneye konulmasıdır.

            Şu anda oynanan bütün trajedin gerçek amacı, örtü/perde olarak kullanılmasıdır. Bu süreçte laik milliyetçi temelli düşünen fakat laik olduğunu iddia edenlere de süreç bir havuç olarak sunuluyor. YERSENİZ!!!

            Bence yiyoruz.

 


1014

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun