Oyunu görmek

06.06.2017         tkoc@comu.edu.tr

Ne oyunu? Kimin oyunu?

 

 
 
Bu gün düşüncelerimi birkaç örnek olay üzerinden paylaşmak istiyorum.
Örnek olaylar;
Gezi Devrimi
7 Haziran Darbesi
15 Temmuz Darbesi
16 Nisan Devrimi veya Darbesi
5 Haziran ikiyüzlülüğü
Süreç
ve Umut Eğitim Sen
 
Mayıs-Haziran 2013 sürecinde özelde Taksim Gezi Parkında genelde Türkiye’de bir şeyler oldu. Ne oldu derseniz. Bana göre emperyalizmin “Böl ve yönet kalıpları” kırıldı. Gezi Devrimi ile ilgili çok şey söylenebilir ama polisin gazına karşı farklı görüşte olanların birlikte direnmesi işin püf noktasıdır. Bu durumu da sembolize eden fotoğraf BDP’li (Şimdiki HDP) , Atatürk Milliyetçisi ve MHP’li üç kişinin polisin gaz saldırısına karşı birbirini koruduğu fotoğraftır. Gezi Devriminde halk emperyalizmin böl ve yönet oyununu bozmuştur.
 
Gezi Devrimi halk bileşenlerinin ortak emeği ile 7 Haziran 2015 seçimlerinde kazanılan demokratik seçim zaferini hazırladı. Bunun üzerine AKP fiilen anayasayı askıya alarak ve hatta devamında oluşturduğu kaos ortamı ile 1 Kasım 2015 seçimlerinde halkı tehdit ederek seçim kazandı (!). 
 
1 Kasım 2015 seçimlerinde dökülen bu kana rağmen seçimi kazansa da AKP demokrasinin kırıntılarından dahi rahatsızdı. Bu nedenle anayasayı askıya alarak Türkiye fiilen tek kişi tarafından yönetilmeye devam edildi. Bu süreçte “bu yollarda beraber/paralel” yürüdüklerinin darbesi ile karşılaştı (15 Temmuz 2016). 15 Temmuz 2016 darbesi için “Bu hareket, Allah’ın bize büyük bir lütfudur” denilerek tek adamlığın hazırlıklarına başlandı. Öncelikle kalan hukuk kırıntıları bile askıya alındı. Devamında “Olağan Üstü Hal (OHAL)” şartlarında “ileri demokrasi” için 16 Nisan 2017 Referandumu gerçekleştirildi. 
 
16 Nisan 2017 böl ve yönet ile birbirine düşürülmeye çalışılan halkın tek adam rejimine, bütün baskılara rağmen, açık bir şekilde ve büyük bir çoğunlukla HAYIR dediği demokrasi zaferidir. Bununla birlikte “Evet’in” kazandığı ilan edildi. Yüksek Seçim Kurulu yasayı çiğnedi, Anayasa Mahkemesi kılıfı hazırladı ve bütün bunların sonucunda ilan edilen referandum sonuçları konusundaki hukuksuzluk ve şaibeler hiçbir şekilde açıklanamıyor. Özetle “hukukun üstünlüğü değil üstünlerin/gücün hukuku” uygulamaya konuldu. Daha net bir ifade ile demokrasiye darbe yapıldı.
 
Bu arada her sorun halledildi de ona sıra gelmiş gibi zeytinlikler ile ilgili yasa hazırlıkları var. Zeytinlikleri imara açan ve 76 madde olarak Meclis Sanayi Komisyonu`na gelen tasarı, komisyonda yeni eklenen 7 farklı maddeyle 83 maddelik torba tasarıya dönüştü (Sözcü 1 Haziran).
Çiftçi-Sen (Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu), Üretim Reform Paketi Kanun Tasarısı Taslağı’ndaki “zeytinliklerin sanayiye açılmasına olanak sağlayan maddeleri” ile ilgili aşağıdaki kaygılarını dile getiriyor (Birgün).
1. Kanun tasarısı “25 dekar altındaki zeytinliklerin zeytinlik olmadığı” iddiasını taşıyor ve 3573 sayılı kanunun 20. maddesini fiili olarak ortadan kaldırmak istiyor. Halbuki Türkiye de 25 dekarın üstünde zeytinlik alan bulmak güç. 25 dekarın altında kalan alanlar talana açık olacak.
2. Kanunla binlerce dekar tarım arazisi enerji, maden, turizm ve inşaat yatırımları için yok edilebilecek. Termik santraldan toplu konuta, turizm projelerinden maden çıkarma arama faaliyetlerine değin birçok proje zeytinlik alanlarda gündeme gelecek.
3.Değişiklikle nükleer ve termik santralların da önü açılacak.
4.Sağlıklı gıdaya erişim hakkı yok olacak.
5.Çiftçinin üretimi engellenecek ve bu şekilde halkın geçim kaynağı elinden alınmış olacak.
İşte şimdi her şey hazır ve 5 Haziran Dünya Çevre Gününü kutlayabiliriz…
Dostlar dünya da yaşanan süreç sömürüsünü derinleştirmek isteyen Çok Uluslu Şirketlerin yani emperyalizmin her türlü aracı kullanarak sömürge ülkelerde her türlü demokratik hakkı kısıtlaması ve özlük haklarını daraltmasıdır. Dikkat ederseniz bu kadar sorunun yaşandığı ülkelerde şirketlerin işleri hiç bozulmuyor ve silah başta olmak üzere ticaret devam ediyor. 
 
Gelelim yazının başlığı ve baştaki sorulara;
Ne oyunu?
Kimin oyunu?
Gizli saklı bir şey yok. Oyun emperyalizmin yerli taşeronlar ile birlikte yürüttüğü bir oyun. Bu oyunun sahnelenmesi sürecinde “böl ve yönet” en fazla kullanılan yöntem.
İşte dostlar püf noktası bu; birlik olursak kazanırız.
Tam da bu noktada Türkiye’de kamu emekçilerinden eğitim ve bilim emekçilerinin birlik mücadelesinin taşıyıcısı olan Eğitim Sen (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası) genel kurulu yapıldı. Eğitim Sen genel merkezinin kongresinde bütün eğitim ve bilim emekçilerini temsil edecek bir yönetimin şekillenmesi bu kadar olumsuzluk içinde bir umut oldu.
Birlikte mücadele edebildiğimizi gördüğümde umutlanıyorum. Demek ki birlik ve dayanışmaya emek verildiği sürece demokratik, laik ve barış içinde bir yaşam kurmamız mümkün.
Olay oyunu görmeye ve birlik olmaya kalıyor.

371

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun