Pedalımda 5 Ülke.

05.01.2014         ercan@manyapi.com



Onları ilk gördüğümden Hindistan’dan yeni dönmüşlerdi. Bir televizyon programında yaşadıkları zorlukları, yolculuk sırasında çektikleri görüntüler eşliğinde anlatıyorlardı. Program bittiğinde “Benim çocuğumu böyle öğretmenler eğitebilecek mi acaba?” dediğimi hatırlıyorum. İki öğretmen bisikletleriyle dünyayı keşfe çıkmışlardı. Hem de ne çıkış. Türkiye’den Hindistan’a Almanya’dan Fransa’ya onlarca ülke, yüzlerce şehre gitmekten bahsediyorlardı. O günden bu yana gerek basından gerek sosyal medyadan sürekli takipçileri oldum. 2008 yılında Hollanda’dan Fransa’ya, 2012’de Orta Avrupa’da, 2012 yılında Hollanda’dan Türkiye’ye,  2013 yılda ise Almanya’dan Kutup dairesine pedal çevirdiler. Hem artık yalnız da değiller 2009 yılında dünyaya gelen küçük Tibet’te onlara eşlik ediyor. Bu sıra dışı çiftin yaptıklarını merak edenlere “Pedalımda 5 Ülke” kitabını mutlaka okumalarını tavsiye ederim.
Kitabın önsüzünde İnci ve Soner Sarıhan çiftinin kaleme aldıkları önsöz gerçekten etkileyici. “Bisiklet turu yapanın anlatamadığı yapmayanın tam anlayamadığı bir şeydir. Gezi tecrübesiyle ilgili yeni ve özgün bir şey söylemek ne kadar zor. Avcı toplayıcı ilk insandan göçer atalarımıza, İbni batuta’ya Marco Polo’ya Evliya Çelebi’den modern gezginlere kadar binlerce seyahatname yazarı, içlerindeki coşkuyu yolda olmanın nedenini ve yaşadıkları olağanüstü anları ne derece kelimelere dökebilmiş ki.
 
Shakespeare’ın dediği üzere “hayat bir oyun sahnesi” biz bu sahnede figüran olmak yerine başrolde oynamayı ve uzun metraj bir filimi çekmeyi tercih ettik. İş, ev,  alışveriş üçgeninde geçen hayatımızda hayaller hep erteleniyordu. 2005 yılında bu tekere bir çomak soktuk. Tüketim çılgınlığına ara verip Dünya’ya olan borcumuzu ödemek için ulaşım araçlarının en masumu olan bisikletle yollara düştük. Bu seçim kendi kendini gerçekleştiren bir kehanet oldu. Önce Akdeniz sonra Karadeniz sahillerinde döndü tekerlerimiz.
Türkiye turundan sonra hayallerimizi süsleyen İran-Pakistan-Hindistan-Nepal rotasıydı hedefimiz. Doğubayazıt’tan Pokhara’ya uzanan bu yolculuğumuzda topraklarından geçtiğimiz 5 ülkede sadece bedenimizi değil, ruhumuzu da uzun bir seyahate çıkardık. İnsanlığın yazgısına tanık olduk. Daha yola çıkmadan günlüklere dökülmeye başladı bilinçaltımızda harmanlanan düşünceler duygular. Hüzün mutluluk, yoksulluk ve zenginlik, huzur ve endişe her ülkede kılık değiştirerek farklı yüzlerle tekrar tekrar çıktı karşımıza. Belki de hepsi aynı şeydi zaten. İran’ın Siese Pol köprüsünden, Pakistan’ın kırmızı tuğla fabrikalarından, Hindistan’ın Altın Tapınağından geçen rotamızda bize yoldaşlık eden bir çift bisikletimiz ve tekerimizde taşıdığımız birkaç çul ve çapuldan başkası değildi. Çok hafiftik aslında.
Doğu coğrafyasının insanları ve efsunlu kültürleriyle ilişkimiz hem zihnimize hem de ruhumuza kazındı. Yol boyunca egomuzla, bisikletlerimizle, yolla, doğayla, insanlarla olan iletişimimizi aktardık yazıya. Sanki biz sabitmişiz de yaşananlar etrafımızdan süzülüp gidiyormuş gibiydi her an.”

2014

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun