Pısırık kabadayı!!!

10.04.2017         tkoc@comu.edu.tr

Bir haller, bir şeyler oluyor anlayamıyorum.

 

 

Eviriyorum, çeviriyorum, oradan olmadı buradan yorumluyorum ama anlayamıyorum. Bu kadar olmaz diyorum.

Sizinle bu gün bir davranış tarzını paylaşmak istiyorum.

Baştan söyleyeyim ben bu davranış tarzını “Pısırık kabadayı” olarak tanımladım. Bu davranış tarzı; Zayıf ya da gücünün yeteceğini sandığına karşı “Kabadayılık” tasla, gücün karşısında ise yalvar, özrü dile, çıkar sağlayarak o güce yaranmaya çalış. Şeklinde işliyor.

Bu kadar mı?

Hayır, bu kadar değil?

Bu davranış tarzının temel amacı aslında hiçbir gücü olmadığı halde kendisini güçlü göstermektir. Bu nedenle bu ikiyüzlü tarzını devam ettirebilmek için herkesin güçlü olarak tanımladığı kişi veya kurumlara karşı, güç kaynaklarının görmediği yerde kabayılanmak ama onların olduğu yerde pısırık olmak şeklinde gerçekleşiyor.

Bu davranış tarzı; hem kabadayılanması ile hem de pısırıklığı ile temelden bir “Kişiliksizlik” davranışı örneğidir.

İşte tam da bu noktada:

- Biz bunları pek çok örneği ile biliyoruz. Neden anlatıyorsun? Diye sorduğunuzu düşünüyorum. Hatta devamında zamanında birazda burun kıvırarak izlediğimiz “Şaban filmleri” olarak değerli Kemal Sunal’ın filmlerinden biliyoruz diyorsunuz. Hemen aklınıza Aziz Nesin’in “Zübük” romanı ve aynı romandan gerçekleştirilen film geliyor her halde.

İyi de. Bu ülke Aziz Nesinden bu yana çağ atladı ve hatta “Yeni Türkiye” olmadık mı?

Biz eğitimde 4+4+4 ve Fatih Projesi gibi başarılar (!) ile çağ atlamadık mı?

IMF’ye borcumuzu ödeyip başka ülkelere borç verir duruma gelmedik mi?

Her yere yollar, köprüler, tüneller yapmadık mı?

… daha neler yaptık devlet büyükleri (bu kavram ne anlama geliyorsa?) her gün ülkenin çağ atlamasından, gelişmesinden bahsetmiyor mu?

O halde hem kişiler olarak hem de devlet olarak bu çelişkili ve bir mantık ile açıklanamayan davranışlar içindeyiz?

Güçlünün karşısında haklarımızı elde etmek ve korumak içi mücadele etmiyoruz ama zayıf gördüklerimizi ezmek ve/veya sömürmek için yapmadığımızı bırakmıyoruz.

Oysa ne kabadayılığa ne de pısırıklığa gerek var.

Friedrich Nietzsche;

İyi olmak için cennete ihtiyacımız yok!

Ahlak,

size ne söylenirse söylensin doğru olanı;

din ise

doğru ne olursa olsun,

size söyleneni yapmaktır.

diyor…

Bu davranış tarzı eskiden çok dar kapsamlı olarak düşünülür ve bu tiplere “Uyanık enayi” denirdi.

Neden uyanık enayi denir di?

Çünkü herkes bu tiplerin ikiyüzlülüğünü bilir ve bu tip davranışlara pirim vermez idi.

Bu iyi de güncel durumda bu kişiliksiz davranış tarzı işe girmenin, görevde yükselmenin, makam ve mevki sahibi olmanın, para kazanmanın temel şartı oldu.

Haydi, çirkinliğin bu kadarını “Biz bu çıkar ilişkilerine bulaşmayız ve alnımızın terini yeriz olur biter.” diye düşünerek geçebiliriz.

Ama artık durum bu boyutta değil.

Güncel durumda çürüme o boyuta geldi ki tanımlamaya çalıştığım kişiliksiz davranış tarzını göstermeyen kişiler saldırılar yaşanıyor.

Çünkü doğru davranış tarzı kişiliksiz davranış tarzlarının anlaşılmasına neden oluyor.

İşte tam da bu noktada sorulması gereken soru:

Neden bu kişiliksizce davranışlar yaygınlaşıyor ve genel bir toplumsal davranış haline geliyor?

Bana göre bu özellikle isteniyor.

Çünkü bu tanımlamaya çalıştığımız kişileri kolay yönetir ve sömürürsünüz.

Bunu gerçekleştirmek için de kişi ve toplum öncelikle ÜRETİM’den uzaklaştırılıyor. Çünkü üreten kişi ve toplumlar güçlüdür. İyi ama ÜRETİM için EMEK vermeniz gerekir. Devamında ise EMEK verip ÜRETTİĞİNİZDE karşılığını almak için mücadele edersiniz. Üretimden gelen güç mücadelenin ve devamında kişilikli davranışın temelini oluşturur.

İşte tam da bu noktada özellikle 24 Ocak 1980 kararları, 12 Eylül Faşizmi ve devamında gerçekleştirilen politikaların hem hedefi hem de gerçekleşme durumu daha iyi anlaşılıyor.

1980 sonrasında ÜRETİM aşağılandı ve TÜKETİM pompalandı.

Üretmeden tüketmek istediğinizde önce hazırdakini yersiniz sonra da borç alırsınız. Güncel durum da Türkiye hem devlet olarak hem de halk olarak elindeki avucundakilerin hepsini tüketti ve artık ödeyemez noktaya gelecek kadar borçlandı.

İşte bu nedenle bu “Pısırık kabadayı” ilişkisinin her aşamasındaki birbirini alkış tutarak bu çirkin ilişki ağının sürmesi için katkı veriyor.

Bu çirkin kısırdöngünün devam etmesini istiyor muyuz?

Elbette HAYIR

 

 

 

 

 


533

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER