Püf noktası…

17.08.2015         tkoc@comu.edu.tr

Merhaba. Ülkem ve emeğim üzerine örtülmeye çalışılan karanlığa inat güzel bir güne ve geleceği paylaşmak umuduyla merhaba.

 

 

İki noktadan hareketle Türkiye “Her toplum hak ettiği şekilde yönetilir” sözünün test edildiği noktada. Diğer bir ifadeyle “Zurnanın zırt dediği yer”deyiz. Nedir bu dönüm noktaları?

Birincisi: Bundan sonra demokrasi ile mi yoksa diktatörlük/sultanlık/monarşi adını siz belirleyin onunla mı yönetileceğiz. Dönüm noktasındayız. Sakın bundan önce demokrasi mi vardı gibi tartışmalara girmeyelim. Ben bundan sonrasını diyorum.

İkincisi ise; emeğimizin mücadelesini verecek miyiz vermeyecek miyiz?

Bu iki nokta ayrı ayrı ifade edilmekle birlikte aslında aynı anlama gelen emek ve demokrasi mücadelesinin bileşenleridir. Diğer bir ifadeyle konu bir bütündür.

Bu birbirini tamamlayan iki konuda neden “Zurnanın zırt dediği nokta”dayız?

Bir açıklama: “Türkiye’nin yönetim sistemi değişmiştir. Fiili gücüm var.” Evet gerçekten “Ben darbe yaptım diyor.”

Bir diğer açıklama; “Memura 2016 için 4+4 ve 2017 için ise 3+3 veriyoruz. Şimdi sizi dinleyemem. Çünkü kontrolümdeki sendika ile Cuma namazına gidiyoruz.”

Bütün bunları tamamlayan bir diğer durum; “Daha önce, Millet iradesi diye çok oy aldım ama 7 Haziran seçimleri sonuçlarını beğenmedim/tanımıyorum, bu nedenle tekrar seçim yapalım.” Bu durumu aslında kibarca ifade ettim. Aslında durum halka dönüp; “Çocuklarını rehin aldım, değişik bahanelerle, hepsini birbirine öldürtebilirim. Bak hatta şimdiden yüzlercesini öldürttüm. Benim diktatörlüğümü kabul edersen en azından şimdilik öldürmem.” denilmektedir. Yaşanan olaylar ve “Türkiye’nin yönetim sistemi değişmiştir. Fiili gücüm var.” İfadesini bir arada değerlendirince bana göre başka bir sonuç çıkmıyor.

 

Dostlar tam da bu noktada; diktatörün demokrasi maskesinin altındakini göremeyip ve görenleri de aşağılayarak, devrimcilik adına (!), destek verenlere, emek mücadelesini bölüp emek mücadelesi verenlere saldırmaktan başka bir iş yapmayanlara, uzun uzun pek çok şey söylemem gerekiyor ama yapmayacağım.

Şimdi zaman:

Özgürlüklerin bedeli; isteyenlerin sayısı arttıkça azalır, azaldıkça artar.

İfadesini anlama ve yaşama geçirme zamanıdır.

Dostlar bu ifadeyi, yaklaşık 20 yıl önce, birlikte konferansa katıldığım bir arkadaşımdan duymuştum. Bu ifade beni çok etkiledi ve kullanır oldum. Bu yazıyı yazarken araştırdım ama ilk kim söylemiş bulamadım.

Ne istiyoruz dostlar?

Emeğimizin karşılığını.

Özgürlüklerimizi.

Laik bir yaşamı.

Amasız ve eksiksiz bir demokrasi.

… Bu maddeler çoğaltılabilir ama gerektiğinde bu dört madde hepimizi kapsar.

 

Dostlar bu toplum bunu başardı. Dikkat edin diktatör heveslileri yakın zamanda en fazla Gezi Devrimi ve 8 Haziran 2015 de korktular. Bu iki kazanım sürecinin ortak özelliği emek ve demokrasi mücadelesi verenlerin ortaklaşmalarıdır. O halde bize düşen; Birleşik emek ve demokrasi mücadelesini yükseltmektir.

Şunu biliyoruz ki emek vermeden değer yaratılamaz.

Dostlar bu yazdıklarımı ve daha fazlasını siz biliyorsunuz. Ama bana göre bildiğimiz bu doğruların yaşama geçmesi için yeteri kadar emek vermiyoruz.

Bana göre işin püf noktası budur.

Şimdi birleşik emek ve demokrasi mücadelesi için çalışma yani emek verme zamanıdır. Yaşadığım sürece bu temel amaçla kapınızı çalacağım. Haydi ayağa kalkalım ve FAŞİZM’e dur diyelim.


977

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

Tarih yerine AVM
18.01.2017    2501
Çanakkale’de su kesintisi
19.01.2017    882