Roşia Montană Çevre Şenliği

23.08.2014         tsavas@comu.edu.tr



Roşia Montană Transilvanya Alplerinin batısında, Apuseni dağlarında yer alan ve Avrupa’en önemli altın rezervlerinin bulunduğu bir belde; yörede 2000 yıldır altın madenciliği yapılmakta... Herodot İskit boylarının yörede altın çıkardığından söz etmektedir. Yöre zengin altın varlığı nedeniyle milattan sonra 106 yılında Roma ili yapılmış. Ortaçağın sonlarında Macar kralları yöreye Alman Saksonları, Macar ve Sekel göçmenleri getirerek altın madenciliğini devam ettirmişler. 18. yüzyılın ortalarında, Osmanlı tehdidinden kurtulan Avusturya-Macaristan kraliçesi Maria Theresia yöreye Alman maden işçilerini getirmiş. Dağ köylerinin yaşam biçimlerinde Almanların izlerini görmek mümkün… O dönemde yöre, Monarşinin en önemli finans kaynaklarından biri haline gelmiş. Ardından bağımsız Romanya için de madenler mali bir omurga oluşturmuş.

Yörede Kanadalı bir şirketin metalik madencilik açısından hem çevre hem de yöre insanları açısından saldırgan bir projesi uluslar arası çapta protestolara neden olmuş. Protestolar, özellikle 2000 yılında Ukrayna sınırına yakın Baia Mare de maden atık gölü setinin yıkılması ve akarsuların, özellikle Tuna nehrinin siyanürle kirlenmesi, kirliliğin 2000 km uzağa taşınması nedeniyle zaten hassas olan yörede ve Avrupa’da büyük ses getirmesine neden olmuş. Rumen çevre gönüllüleri konuya dikkat çekmek için Roşia Montană’da 2004 yılından bu yana bir çevre şenliği düzenliyorlar; amaçları özellikle altın madenciliğinde siyanürün Avrupa Birliği çapında yasaklanması.

Bu yıl Şenliğe, Çanakkale Çevre Platformu olarak biz de davetliydik. Rumen çevre gönüllüleri ile iletişimimizi İbrahim Gül ve Doç. Dr. Ekrem Tufan sağladılar. Dr. İlhan Pirinçciler işin yüreklendiricisi oldu. Şenlikte aynı zamanda forumlar da gerçekleştirildi. Bu forumlar çerçevesinde Çanakkale’de metalik madencilik ve termik santraller sorunu ve mücadelesi konusunda Prof. Dr. Murat TÜRKEŞ tarafından bir de sunum gerçekleştirildi. Öte yandan özellikle Çanakkale Çevre Platformunun en hızlı aktivistlerinden birisi olan İbrahim Gül’ün gayretleri ile Şenliğe damgamızı vurduk desek yalan olmaz…
Rumen aktivistler siyanürün yasaklanması amacıyla uluslararası bir kampanya planlıyorlar. Kampanya toplantısına biz de katıldık. Toplantı bana göre çok verimliydi. Soruna ne denli sistematik yaklaştıklarını gördük. Kampanya doğrudan sonuca yönelik; yani herhangi bir yerde maden işletmeciliğine bugün karşı çıkabilir ve engelleyebilirsiniz, ancak yarının ne getireceği belli olmaz. Fakat eğer siyanürle altın madenciliğini hukuken yasaklatabilirseniz o zaman uzun vadeli olarak altın madenciliğini engellemiş olursunuz.

Toplantı yeni fikirlere zemin hazırladı. Örneğin öyle ya da böyle bir altın sektörü var, bunu yadsıyamayız. Ancak tarihsel süreçte insanlığın oluşturduğu altın sektörü gerçeği ile madenciliği sanırım artık birbirinden ayırabiliriz. Zira dolaşımda ya da stokta olan altın azımsanmayacak düzeyde; dolaşıma ya da altın stokuna madenlerin katkısının ne olduğunu net bilmiyorum, ama şenliğin sloganlarından birisi olan “daha fazla altına ihtiyacımız yok” bu katkının düşük olduğunu düşündürtüyor. Buradan “altın geri dönüşümü” konusuna gelebiliriz. Altın için geri dönüşüm konusunu bu güne değin hiç düşünememiştim doğrusu. Ancak Murat hocanın da hatırlattığı üzere ülkemizde, kuyumculukta zaten bir geri dönüşüm faaliyeti söz konusu... Altın geri dönüşümcülüğü devam edecektir.

Çanakkale çok şanslı! Çanakkale halkının yaşam alanlarını savunmak için, zamanını ve parasını düşünmeden harcayan çevre gönüllülerine sahip; daha da önemlisi bu gönüllülerin mangal gibi yüreklerinin olması… Bu nedenlerle Çanakkale Çevre Platformu başarılı ve bu başarıyı sürdürebilmek için daha ileri gayretleri var.

Çakma çevreciler (!) bunları yapıyor; gerçek çevrecileri (!) bir görsek…

1220

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun