ŞATO’DA- SARAY’DA YAŞAMIN SONU

17.11.2014         



İnsanoğlu, ilkel hayvan sürüsü yaşam tarzından, toplu bir arada yaşama geçtiğinde antik çağlardan itibaren bir çobana ihtiyaç duymuşlar. Biraz akıllı-yetenekli olan ağzı laf edeni kendilerine lider seçmişler. Lider olanda bu insan sürüsünü nasıl yönetirim diye kafa yorarken, önce yaşamlarını sürdürdükleri arazinin en yüksek tepesine, önce çadır, sonradan gelenler taş-taş üstüne koyarak kaleler, saraylar kurup başlarına taç altlarına taht kuruş astığım astık-kestiğim kestik deyip, itaatsizleri vahşi aslanlara yem etmiştir. Kendilerine yüksek tepelerde kayaları oyarak mezarlık yaparak saygınlıklarının devam edeceğini sanmışlar.
                İnsan beyni geliştikçe ve de ehlileştikçe taş devrinden, maden devrine çağ atlamış. Yontma taştan demir aletlerle savaşmaya, üstünlük yaratmaya çalışmışlar. Derken sanayi devrimi, buharlı motor, matbaa, tekerlek devrimi tamamlanmış. Günümüz bilgi çağına gelinmiş, bu gelişme böyle kısacık yazıyla anlatılacak kadar değil elbette, onbinlerce kitaba sağmaz. Bu arada bilhassa orta-çağda Batı’da şatolar, saraylar, kaleler de yaşamını sürdüren krallar, şahlar, padişahlar oluşmuş, bu yaşam tarzı doğu ülkelerini de etkilemiş, bizim padişahlarımızda Topkapı Sarayında, haremlik, selamlık, harem ağalık, saltanatından Dolmabahçe Sarayını ilk kez dış borç alınarak deniz doldurularak inşasıyla başlayan saray tutkusu, beylerbeyi Yıldız sarayları, küçük-su, huber ve birçok kasır la sürmüş gitmiş. Hiçbir padişah huzur ve mutlu bir hayat sürdürememiş. Saray entrikalarıyla zehir olup gitmiş. Sanayi devrimine yenik düşmüşler. Vatanı ve koskoca imparatorluğun sonunu hazırlamışlar. Yalnız Osmanlılar mı? Tüm imparatorluk yıkılmış. Yerini çağdaş. Laik, özgür insan almış. Saraylar yaptıran padişahın adıyla anılmaz, camiiler Sultanahmet, Beyazıt, Süleymaniye, Valide Sultan adlarıyla anılır.  Çünkü yaptıran kendi kesesinden yaptırmıştır. Aynı şekilde tüm Osman şehirlerinde ismiyle anılar camiler aynıdır.
                Saraya özenmek Ortaçağ da yaşamak anlamı taşır, dünyayı anlamamak, toplumsal gelişimi algılayamamaktır. Günümüz tarihindeki örnekler; ne Hüsnü Mübarek, ne Saddam Hüseyin, ne Kaddafi kaldı, nede saltanatları, nede sarayları.
                Hoşçakalınız…

886

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun