SİYASİ GERİCİLİĞİN YOĞUNLAŞMASI VE HARAMİ EKONOMİSİ

21.01.2019         iensar_68@mynet.com

Seçim sathı mahalline girdik ya; basına yansıyanlar bile "alavere dalaverenin bini bir para" diyebileceğimiz ölçülere varmış?

  

            Hayali seçmenden seçmen kaydırmalara, kasabaların nüfuslarından fazla seçmen sayısı icat etmeye, akıl sınırlarını zorlayan bol miktarda katakulliye… Yani ne ararsan seçim pazarında. Sadece anayasal hükümler, seçim yasalarına uygunluk, seçimde adalet gibi evrensel normların yoksunluğu…

            Peki neden? En önce verilmesi gereken en basit cevap; iktidar bloku seçimleri kaybetmek istemiyor. Durum vahim, korku dağları aşmış… Bir kez daha soralım; peki, göz göre göre bunca hilenin hurdanın, alaverenin dalaverenin, gece yarıları torba yasa çıkarır gibi bir arada toplanmasının sebebi ne?

            Cevabını biz verelim… Çünkü bu ülkede harami ekonomisinin kuralsızlığı işlemektedir. Suyun başı tutulmuş, ekonominin çarkları “hep bana hep bana” dönüyor…

Baksanıza memleketin tank fabrikası kim vurduya getirilmiş… Ortada açıklanmış bir ihale yok; satılmış mı, kiraya mı verilmiş, bedelsiz mi verilmiş? Bilen yok… Bir yandaş, bir de Katar şeyhliğinin adı var. Sanki babalarının çiftliğinden mal dağıtıyorlar. Sanki o, Türk Silahlı Kuvvetlerine mühimmat üreten bir fabrika değil de babalarının çiftliği gibi…

Enflasyon almış başını gitmiş… Millet geçim derdinde… İktidarı eline tutanlar ulufe dağıtıyor sanki! Sanki fabrika değil de batan geminin malları!..

İşin püf noktası burası. Siyasi gericiliğin her gün giderek yoğunlaşması, anayasanın, yasaların yok sayılması, bir an önce her yolu deneyerek “çalıntı atla Üsküdar’ı geçme” hırsının ve uyanıklığının arkasında yatan harami ekonomisinin gelip duvara dayanmış olması… İktidar blokunun hesap vermemek, anayasa ve yasaları hiçe sayarak yaptığı bütün uygulamaların “bedelini ödememek” için iktidarda kalmalarına duydukları yaşamsal ihtiyaç… Onlara iktidar gerekiyor, siyasi gericiliği hayatın her alanında yoğunlaştırıp kuralsız bir baskıyla devranlarını ve düzenlerini sürdürmeye ihtiyaç duyuyorlar!.. İktidarda bir çözülme başlarsa bunun nereye kadar gideceğini kestirememenin yarattığı büyük korku…

Bu genel tablo içerisinde emekçi yığınlara ise demokrasi gerekiyor, hukuk gerekiyor, eşitlik ve özgürlük gerekiyor! İktidar blokunu geri püskürtmek; harami ekonomisine son vermek, bağımsız demokratik bir ülkede insanca yaşamak talebi şimdi her zamankinden daha büyük bir önem taşıyor.

Bir kez daha yineleyelim, bu talepler, emekçiler için asgari talepler düzeyindedir. İktidar blokunun söylemlerinin çizdiği çerçevenin dışına çıkarak; onun bütün propagandalarına, uygulamalarına, seçim atraksiyonlarına tam karşıdan, tam cepheden karşı çıkmadan, cepheden bir mücadeleyi örmeden başarı şansının olmadığı bilinmelidir!

Öyle iktidarın sıkıştığı yerlerde; “millilik” adına, “devletçilik” adına sağ seçmene(!) şirin görünmek adına can simidi olacak açıklamalar, sadece siyasi gericiliğin yoğunlaşmasına ve harami ekonomisine hizmet eder.

Adım adım siyasetten ekonomiye, kültürden sanata emekçilerin nefes alabileceği bütün alanların nasıl daraltıldığını, Türkiye’nin neredeyse bu çevreler için yaşanılmaz kılındığı gerçeği her gün yeniden ve yeniden gözümüzün içine batacak ölçüde açığa çıkmaktadır.

Ve hala biz, egemen siyasetin yarattığı dalga üzerinde yaptığımız manevralarla gemiyi limana getireceğimizi sanıyoruz!.. Bütün muhalif cepheler açısından daha da önemlisi, muhalif cephenin ana gövdesi açısından bütün paradigmaların yeniden gözden geçirilerek değiştirilmesi ve en küçük birimler dahil olmak üzere, programa bağlanmış siyasi gerici bloku püskürtecek çeşitlendirilmiş bir yığınsal karşı koyuşa, şimdi bu tarihsel “an” içerisinde daha çok ihtiyaç olduğunu söylemeliyiz. 31 Mart seçimlerinin diğer bütün seçimlerden daha özel bir anlam taşıdığı perspektifiyle mücadeleyi yükseltmeye, birleşmeye ve cesaretle ileri atılmaya, gelecek adına bir zorunluluğun bilinciyle davranmamızın gerekliliği orta yerde durmaktadır!

Kısacası, harami ekonomisi kuralsız siyaseti, kuralsız siyaset harami ekonomisini besleyen, bir bütünün karşılıklı etkileşim içerisinde olan iki yönünü ifade etmektedir.

Eğer karşı konulmazsa, eğer mücadele edilmezse, eğer egemen siyasetin saldırılarına ve ekonomik politikalarına tam cepheden yığınsal karşı koyuşlar gerçekleştirilemezse ve seçimlere bu inançla ve birlikte ve cesaretle girilmezse siyasi gericiliğin giderek daha çok yoğunlaşmasına ve harami ekonomisinin devam etmesine engel olunamayacağı açıktır…


392

Yazarın daha önceki yazıları

Yazarın Arşivine ulaşmak için tıklayınız.
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER