SİZİN BUZDAĞINIZ NE KADAR DERİN ?

13.06.2013         



Haberlerde hep görürüz. Adam küçük bir çocuğa tecavüz ettikten sonra onu öldürmüştür. Yakalanıp da, götürüldüğü zaman, ``şeytana uydum``, ``nefsime hakim olamadım`` der ve yüzünü kapar...en çok da kızdığım şey budur. O suçu işlerken, ar duyguların nerede idi ??
Birçok insanı dürtüleri idare eder. Bu dürtülerdir birçok kişinin beynini durduran.
 
Avusturyalı ünlü psikoanalist Sigmund Freud (1859-1936), kişiliğimizi belirleyen üç yapı taşından bahseder. Bunlardan biri arzu, dürtüler ve  haz; digeri ben = ego, başka bir diğeri de ben üstü = süper ego. Dürtü (yani id)yapı taşını, doğuştan kazanırız der Freud. Açlık, cinsel arzular, şiddet ve saldırganlık dürtüleri gibi örneğin. Bunlar ilkel dürtülerdir ve bir an önce doyuma kavuşmayı beklerler, bilinç dışı olmaları hasebiyle, kontrolümüz dışında olurlar genellikle.
Ben ise, utanmaz arlanmaz, kontrol edilebilemeyen bu dürtülere dizgin vurmaya çalışan insanın kendi egosudur. Mantık da diyebiliriz. Burada ben, bir kontrol mekanizması gibi çalışır. Sadece haz odaklı yaşamaya çalışsak, vay halimize..dolçe vita..güzel mi olurdu; bilmem ??
Ben üstü, yani süper ego ise tam bir kontrol sistemi, ama dışarıdan gelen bir sistem. Dini ve etik kurallar, aile terbiyesi, edinilen tecrübeler, yasalar vs. bu süper egoyu oluşturur ve idin yüklediği arzu ve dürtüleri tatmin niyetinin daha başında, hemen sorgulamaya geçer. Biraz da bir gümrük memuru gibidir.
 
İşte, bu üç yapı taşıkişiliğimizi belirliyor Freud`a göre. Bu üçlünün eşit dağılımı, bir sorun yaratmazken, birinin güçlü ve etkin olması durumunda, kişilik bozulmaları ortaya çıkıyor. Eğer, Ben, id ile ben üstü arasında denge kuramazsa, kaygı, umutsuzluk, şiddet, gerginlik, öfke, hüzün, hayal kırıklığı, stres yaratıyor. İd sürekli ve derhal tatmin istediğinden bu  bir gerginlige yol açıyor; diğer ikisi de ``yapma-etme, yahu ayıptır, yaşına-başına bak, haramdır`` diyerek, dizginlemeye çalışır, dururlar.
 
Ben üstünü çok yoğun yaşayan insanların, din kurallarını hep öne çıkartarak, id ve ben ögeleriyle bir çatışmaya girmeleri ve  tüm yaşam tarzlarını bu ögeye odaklamaları sonucunda, kişi köktendinciliğe kadar gider. Tüm yaşamlarını dini kurallar bağlamında düzenlerler. Ben ve id tümüyle baskı halindedir. Bu her toplumda vardır. Ben üstü, uhrevi elementler taşımasına rağmen, din için insan öldürme  duyguları bu ben üstü tarafından beslenir. Bu yüzden tarihte birçok din savaşı da olmuştur. Yüzbinlerce insanın öldüğü, Haçlı Seferleri, Avrupa`daki 1618 ile 1648 yılları arasında süregelen 30 Yıl Savaşları, Şii-Sünni çatışmaları akla ilk gelen fenomenlerdir.
Her hrıstiyanı bir cehennemlik, her müslümanı bir canlı bomba gibi görmeye kadar giden bir düşünce tarzı o kadar yaygındır ki, yaşadığımız sosyokültürel çevremizde. Bu olguyu toplumun her katmanında görür ve hayretlere düşeriz.
 
Bu üç öge bizim sosyokültürel, politik, sosyal ve (hatta) ekonomik statümüzü, kimliğimizi belirler.
 
Freud, insanların bilinç seviyelerini bir buzdağına da benzetir ayrıca. Suyun üzerinde kalan, en üst bölge düşüncelerimizle, algılarımızla oluşan esas bilincimizdir, yani ben =egodur. Suya yakın bölgede ise süper ego = ben üstü vardır, ön bilinç bölgesidir. Suyun altında kalan ise, bilinmeyenlerdir, yani id`dir ve bilinç dışıdır, yukarıda sözü geçen her türlü dürtüdür. Bilinç dışılıkların artmasının nereye varacağını, varabileceğini söylemeye gerek yok sanırım.
 
Ben yapı taşının, her iki kavramla sürekli bir çatışma içinde olduğu kesin. İçimizdeki şeytan ile uhrevi kavramlar arasında bir köprü kurma vazifesini can siperane yüklenmiştir benimiz. Bazı şeylerden feragat etmeyi her zaman başaramayan ben = ego, bazen de bilinçdışılığa çıkıveriyor hınzırca. Bu kaçamakların artması ise, hangi yapı taşının üstünlük kazanmasına bağlı.
 
Herkesin kendisine ait bir buzdağı vardır mutlaka. Ne kadarı suyun üzerinde, ne kadarı suyun altında bilinmez. Derin sularda, büyük bir kesimi su altında olan, tehlikeli buzdağları ile karşılaşmamanız ümidi ve dileğiyle, id ve süper egonuza mukayyet olun.
Bu yazılanları da illaki kabul etmeniz de şart değil, nitekim..

4382

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun