Samimiyet hapı lazım!

08.03.2021         akadirkenar@hotmail.com



Şimdi bu pandemi döneminde herşeyin hapına alıştık ya; E, B, C, Çinko, Magnezyum gibi, diyorum ki SAMİMET hapı da içsek nasıl olur! Çünkü normal şartlarda bu hapı içinde bulunduğumuz yaşam alanlarından elde edemiyoruz. Haliyle bünyemiz de üretmiyor. Al sana samimiyetsiz bir ELİT tabaka!..

Ama ben aşağıda gezindiğimde; bakkalda, kasapta, berberde, işçide, emeklide, memurda bu eksikliği görmüyorum nedense. Eksiklik sadece ve sadece elit kesimde. Ortam tam bir çadır tiyatrosu kıvamında. Hani eskiden `aç aç tiyatroları` vardı! Valla onlara benziyor görüntü! Bi de onlarda ne göreceğimizi bilirdik de, bunlarda onu da bilmiyoruz! Tövbe tövbe...

Aklıma gelmişken son zamanda hortlayan çok samimi turizm hamlesi var bir de! Eko Turizm diyorlar. Çanakkale`nin turizmini patlatacak `Eko-Turizm`. Arabalara konan yüksek volümlü hopörlerler gibi. Acayip eko geliyor her bir yandan!..

Mesajla gün kutlamak!

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günüydü. Maşallah herkes mesaj attı, kutladı. Ama aslında dün kutlanacak bir şey yoktu ortada. ANILACAK`tı emekçi kadınlar. ABD`deki tekstil işçilerinin canlı canlı yandığı günün anısına.

İşte artık bütün ulvi günlerde olduğu gibi yine MESAJ atarak kutladı sayın ahali. Karanfiller de eksik olmadı. Napalım bu kadar oluyor yaşama dair iş ve işlemlerdeki farkındalık. Ama Bozkırın Tezenesi Nejat Ertaş`ın verdiği mesajı hiç unutmuyoruz. Ne diyor kadınlarımız için, "Kadınlar insan, biz insanoğluyuz!" daha ne desin.

Bu KIRMIZI iyi bişey değil!

Artık iyice anladım ki, bu kırmızı renk iyi bişey değil. Ama, KIRMIZI renk! Alla morla karıştırmayın! Çünkü, uzun zamandır bu kırmızı renk hiç iyi yerlerde gözükmedi. Eskiden televizyonlarda yazı yazma geleneği olmadığı için açık saçık filmlere bir `kırmızı nokta` koyarlardı tamam olurdu. Yani sakıncalı film derlerdi. Çoluk çocuk görmesin falan..

Sonra Türkiye`deki seçimlerde gördük bu kırmızıyı. Kırklarelinden başlayıp aşagıya Akdeniz`e kadar inen sahil şeridi, her seçimde kırmızıya boyanırdı! Yunanın denize dökülüşü gibi diyenler bile olurdu!

Tabii işin aslı apacık ortadaydı; boğalar bile kırmızıyı görünce kızmıyor muydu? Bu kırmızı iyi bişey değil arkadaşlar. Salgın hastalıkta da tehlikenin adı kırmızı değil mi! Ödümüz kopmuyor mu, yeniden kızaracağız diye. Zaten doktorlarda hep söylüyor, kızartma yemeyin sağlığa zararlı diye!

Aç kapa, artema!

Reklama girdik ama olsun. Aç-Kapa, lafı oradan dilimize yerleşti herhalde. Ama şimdi esnafın beyninde yankı yapıyor bu laflar! `Acaba bizi yeniden kapatacaklar mı?` Mı mı mı mı...

Mezeleri kaç günlük yapsak? Dolabı doldurmayalım bari. Peynir ekmek, köfte, çacık idare etsinler canım. Rakıyı az içerler daha sağlıklı! Hesaplar da az gelir böylece. Hem akşam yemeğini yedide kesmek sağlık acısından çok faydalı...

Ulan bu bardak ne kadar da doluymuş be! Yarısı boş diyenler! Sizi gidiler sizi... İyilik de yaranmaz bu hainlere!..


1822

Yazarın daha önceki yazıları

Yazarın Arşivine ulaşmak için tıklayınız.
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER