Şimdi daha umutlu!!!

25.04.2016         tkoc@comu.edu.tr

Merhaba dostlar. Dilerim iyisinizdir. Ben mi? Ben iyiyim. İyiyim demek sanki ayıpmış ve bunu ifade ederken insanlık suçu işliyormuşum gibi geliyor ama iyiyim. İyiyim demekte neden bu kadar zorlanıyorum?

         

            Çünkü ülkeme ve dünyaya baktıkça her gün daha fazla kan aktığını ve işlenen insanlık suçlarının daha da arttığını görüyorum.

            O halde nasıl iyiyim diyebiliyorum?

            Çünkü umudumu kaybettiğimde her şeyimi kaybedeceğimi biliyorum.

            Umut mu dedim?

            Evet, UMUT dedim.

            Her zamankinden daha fazla umutluyum.

            Çünkü emperyalizm ve taşeronlarının bütün çirkinlikleri ortaya döküldü. En hızlı yandaş, yalama, yalaka, besleme her ne derseniz deyin artık onlar bile savunamıyorlar. Nasıl savunsunlar ki; hırsızlık, yalan, katliamlar, ölüm, ötekileştirme, ayrımcılık, tecavüz, soygun ve yalan nasıl savunulabilir ki. Biliyorum yaptıkları ve yaşattıkları yanında yazdıklarım yetersiz kalıyor ama hepsini yazamasam da herkes biliyor. Artık tükenmişliğin hırsı ile suç işliyorlar ve daha fazla suç işliyorlar. Dikkat ettiniz mi her yerde Haziran Devriminden bahsediyorlar. Çünkü suçları artıkça halktan daha fazla korkuyorlar.

            Umutluyum çünkü; insanlar artık halk 23 Nisanda anlamını bulan halkın egemenliği, 1 Mayısta anlamını bulan emek, 19 Mayısta anlamını bulan gençlik, 29 Ekimde anlamını bulan Cumhuriyet ilişkisi anlaşılmaya başlandı.

            Şimdiye kadar eksik olan 1 Mayısta anlamını bulan emek vermenin önemi anlaşılmamıştı.

            Şimdiye kadar ne yapılıyordu?

            Anadolu halkının birlikte verdiği mücadele olan Çanakkale ve Kurtuluş savaşları sonrasında; bilimsel veri ve yöntemlerin yol göstericiliğinde, yurtta ve dünyada barışı esas alan, tam bağımsız, diyalektik düşünebilen, köy enstitüleri örneğinde olduğu gibi emek veren bir yönetim şekli kurulmuştu. O halde sıra bunun güzelliklerini yaşamakta idi.

            İşte tam da bu noktada cumhuriyetin bilimsel veri ve yöntemlerin yol göstericiliği, yurtta ve dünyada barışın esas olması, diyalektik düşünme ve emek kısmı unutuldu.

            Geriye ne kaldı?

            Daha önce verilen emekler ile elde edilen kazanımları yaşamak, bu kazanımlar ile övünmek kaldı. Buna bağlı olarak düşünen ve sorgulayan herkes tehlike olarak görüldü. Oysa sorgulama doğayı anlama yöntemi olan diyalektik düşüncenin temelidir. Sorgulama doğru olan ve toplum çıkarına olan düşüncelere zarar vermez aksine geliştirir. Cumhuriyetten sorgulama ile sembolleşen bilimsel düşünce ve emek çıkarıldığında kokuşma başladı. Ve sonunda konuşma cumhuriyetin karşı devrimini yapacaklara yukarıda sıraladığım çirkinlikleri yapma fırsatı verecek noktaya ulaştı.

            Buna rağmen umutluyum.

            Çünkü mücadele ediyor, daha güzel bir yaşam ve gelecek için emek veriyorum.

            Ever sihirli sözcük EMEK.

            Umudumu daha da arttıran şey emek verirken yalnız değilim.

            Bu günlerde emekçi dostlar ile yukarıda ifade ettiğim bilinçten hareketle çok ama çok heyecanlıyız. Hele hele 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramına devlet tarafından geçiştirilme/unutturulma gayreti karşısında halkın ve bu günlerde en fazla acı çeken çocuklar tarafından sahip çıkılması bizi daha da heyecanlandırdı.

            Soru şu; Biz 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramını hakkını vererek kutlayabilecek miyiz?

            Elbette bu noktada akla “Bu kadar sorun ve çirkinlik içinde bayram kutlamanın sırası mı?” sorusu geliyor.

            Bana göre evet tam sırası.

            Çünkü 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramına sahip çıkmak demek; cumhuriyette eksik kalan ve eksik kaldığı için cumhuriyetin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya geldiği emek kavramını tekrar yaşamın ve cumhuriyetin kaçınılmaz bir parçası haline getirmektir.

            İşte bu nedenle dostlar 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramına hazırlanırken çok heyecanlıyız. Bu süreçte okulları dolaştığımızda eğitim ve bilim emekçilerinin bizim heyecanımızı paylaştıklarını görmek beni daha da umutlandırdı. İş yerlerinde, topluma ve bu sürecin baş hedefi olan eğitim ve bilim emekçilerine yönelen katliamlar ile oluşturulmak istenen yılgınlık ortamı oluşturma planlarının tutmadığını gözlemledik. Bu bizi daha da heyecanlandırdı.

            1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı etkinliklerinde olmak bir umut ve bu etkinliklere Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) ile katılmak umudu daha arttıran bir etmen.

            1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramına Eğitim Sen ile katılmanın önemini bir sonraki yazımda paylaşmak istiyorum. Çünkü konuyu kendi bütünlüğü içinde ve örnekleri ile anlatmam gerekiyor.

            Gelelim Çanakkale 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı etkinliklerine:

            Buluşma saat 15.00 da eski Salı pazarında. Devamını uzun uzun anlatmayacağım. Özetle diyeceğim bütün hazırlıklar tamam. Tek eksik olan sizsiniz. Bekliyoruz. Yukarıda sıraladığım çirkinlikleri oluşturanlar en çok Haziran 2013 Devriminden korktular. Haziran sürecinin barışçıl, güler yüzlü, kararlı, yaratıcı, esprili, “Birleşe birleşe kazanacağız” diyen, eli/yaşamı kirli olmayan herkesi kucaklayan, ötekileştirmeyen yaklaşımı ve binler on binler ile sokakta özgürleşmeye bekliyoruz.

 


651

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun