Şimdi değilse hiç!!!?

06.11.2017         tkoc@comu.edu.tr

Ne yazacağımı şaşırmış durumdayım. Ya ben olayları yanlış değerlendiriyorum ya da toplumda tam bir akıl tutulması yaşanıyor.

 

 
Benim gördüklerim:
Huzur yok.
Herkes gölgesinden korkuyor.
İşsizlik ve enflasyon rekor kırıyor.
Her gün güzel ülkemizin bir köşesinde ölüyoruz.
Hukuk askıya alınmış.
Anayasa fiilen uygulamadan kaldırılmış durumda.
İnsan hakları ve özgürlüklerin lafını bile etmek hapse girmek için gerekçe olabiliyor.
Bir taraftan açlıktan zorunlu tasarruf yaptırılmaya çalışılıyor bir tarafta israf diz boyu.
Demokrasinin bütün kurumları askıya alınmış.
Her konuda kararı tek bir kişi alıyor.
İktidar başarısız oldukça değişik yerlerde savaşa girme çabası veriyor.
İnanç, milliyet, etnik kimlik ne bulunursa siyaset malzemesi yapılıyor.
Bunlar da yetmedi mi şimdi ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk oy avcılığı için kullanılıyor.
İktidarda kalmak için her şey kullanılıyor.
Binlerce insan yayınlanan listeler ile işlerinden edildi. Bu insanların hukuk kanallarını kullanma ve hatta neden işten atıldıklarını bilme hakları bile yok.
İşini istediği için insanlar ölüme yatıyor ama kimsenin umurunda değil.
Üniversite kavramı ayaklar altında.
Üniversitelerdeki akademik yükselmelerin bile nasıl olacağı bile siyasilerin malzemesi oluyor.
Ne olacak liseye/üniversiteye gidecek çocuklarımızın hali?
Sınav olacak mı olmayacak mı?
Olacaksa nasıl olacak hala belli değil.
Ne oldu TEOG, YKS ve her ne ise sınavlar? Ne olacağı belli değil.
Eğitim öğretim dönemi başlamış ama sınav sistemleri keyfe göre değiştiriliyor.
Hani bu ülkede demokrasi vardı ve karar verirken bilimsel verilere göre verilirdi.
Okullar, hastaneler ve hatta bütün kamu kurumları dindar ve kindar ekip ile doldurulmuş durumda.
Toplumu bölerek birbirine düşürerek siyaset yapılıyor.
Ne siyaseti gerçek anlamda demokrasi ve siyaset yapılmasının bütün kanalları tıkanıyor.
İsteniyor ki; insanlar meşru hak arama yolları dışına çıksın ve hemen ezelim.
Demokrasi gibi bir hedef olmadığı için toplumun bütün kurumları kirletilmiş durumda.
Bu toplum hala bir taraftan deyim yerinde ise “Açlıktan ağzımız kokarken” bir taraftan  “….. bizi kıskanıyor”, “Eyyyyy ……..”, “Yerli …, …., … yapacağız”, “Lider …”, “Önder …” gibi masallar ile yönetilmeyi demokrasi sanıyoruz.
Daha ne sayayım?
Ülkemde bütün bunlar yaşanırken biz 10 Kasım anma etkinliklerine katılacağız.
Utanmayacak mıyız?
Ben şimdiden bu kaygı içindeyim.
Her an insanlık ile ülkemizin emek, demokrasi ve barış mücadelesine katkıda bulunanlar karşısında sorumluluğumuzu hissediyoruz. Bununla birlikte Tam Bağımsız bir ülkenin kuruluş sürecinin emekçilerini Atatürk’ü anma etkinliğinde bir kez daha hatırlayacağız.
En büyük hatamız demokrasi mücadelesini yani siyaseti vekâlet ile yapabileceğimiz sanmamız oldu.
Birisini seçtiğimizde her şeyin bittiğini ve demokrasinin gerçekleştiğini sandık.
Güya seçtik ve devamında yan gelip yattık.
Oysa biliyoruz ki demokrasi dediğimiz ve ortaoyunu haline gelen sürecin HİÇ BİR AŞAMASINDA gerçek anlamda SEÇİM’in gerçekleşmediğini biliyoruz.
Çok iyi bilmeliyiz ki ulaşmak istediğimiz hedefin niteliği kadar o hedefe ulaşmak için gittiğimiz yolun niteliği de önemlidir. Kirli yöntemler ile temiz hedeflere ulaşılamaz. Bir hedefe ulaşılsa bile o hedef kirlenmiş olur.
Diğer taraftan bilmeliyiz ki “Bir kurtarıcının gelip kurtarması” bize yutturulan bir yalan. Çünkü Kurtuluş Savaşı Anadolu halkının ortak emeği ile başarıya ulaştı. İşte bunu anlamak zorundayız.
Evet, evet şimdi zamanı, tam zamanı.
Hatta geç bile kaldık.
Artık kımıldayalım ve hatta koşmaya, ter akıtmaya başlayalım.
Yaşamımızın her aşamasına sahip çıkalım.
Geçmişin hikâyelerini anlatarak siyaset yapamayız. Yapsak da işe yaramaz.
Çünkü eğer şimdi yaşamımıza ve ülkemize sahip çıkmazsak bundan sonra hiçbir şansımız olmayacak.
Yöntem çok net:
"Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir doğma, hiçbir kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır... Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, bilimin gelişimini inkar etmek olur..."
Haydi laf değil iş yapma zamanı.

253

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

Bu nasıl Müdür?
17.11.2017    9204
O Müdüre suç duyurusu!
19.11.2017    2413
Dev ihale nefes kesti!
16.11.2017    2174
Yılın nikahı
20.11.2017    1927