Sınırlarınızı Gözden Geçirin

22.02.2015         ercan@manyapi.com



“Çocuğun beynini devlet yıkayacağına aile yıkasın, eğitim aslında bir beyin yıkamadır”. Ali Nesin’in eğitim sistemi hakkındaki düşüncelerini okuyunca ne kadarda halkı bir yanı var dedim.  Daha doğduğumuz ilk andan itibaren başlamıyor mu yasaklar ve engeller? İlk ailemizden sonra da okullarda öğreniyor muyuz sınırlarımızın ne olduğunu?  Birlikte yaşayıp ortak toplumsal değerlere sahip olmak, aldığımız eğitim sınırlarımızı da belirlemiyor mu?  Aykırı düşünmeyi, soru sormayı zaman içinde kaybediyoruz. Artık beynimizin içinde onlarca sınır ile yaşamaya başlıyoruz. Onun içindir ki dünyada sınırlarını zorlayan çok az insan var. Onlar değil mi yaptıkları ile değişimi sağlayanlar, insanlığın ortak gül bahçesine bir gül dikenler? Eğitimde, bilimde, sanatta, sporda…
 
 
Benim en çok sevdiğim ve etkilendiğim; dünyadaki on dört sekiz bin metrenin üzerindeki dağların tamamına yeni rota açarak çıkmayı başaran dağcı Polanya’lı Jerzy Kukuczka’ya neden dağlara çıkıyorsunuz diye sorduklarında –oradalar da onun için çıkıyorum demiş. 1980 li yıllara kadar çıkılmaz denilen, insanın yaşama şansının olmadığı öne sürülen oksijen oranının üçte bire düştüğü bu zirvelere bir insanın –oradalar da onun için çıktım demesi gerçekten çok etkileyici.  Birilerinin çıkıp olmaz denilen, yapamazsın denilen, yaşama şansının olmadığı öne sürülen bir şeyleri denemek için yola çıkması çok önemli. Jerzy’in anılarını kaleme aldığı “benim dikey dünyam” bitirdiğimde günlerce etkisinden çıkamamıştım.
 
 
 
2009 Ağustos ayında Anadolu’nun en yüksek zirvesine çıkmak için efsaneleri ile ünlü Ağrı Dağına gittik. Beş gün olarak planladığımız bu ekspedisyon bize çok hoş bir sürpriz sunmuştu. Zirve günü bir dünya rekor denemesi yapılacaktı. Dövme sanatçısı Ahmet İlker Kaya İngiliz bir dağcının sırtına denizden en yüksek noktada dövme yapmayı deneyecekti.  Gece eksi on beş derecede saat iki gibi yola çıktık. Sekiz saatlik zorlu bir tırmanışın ardından zirvedeydik ve hava çok soğuktu. O anda dövme yapmak oksijenin azaldığı ve nefes alıp vermenin çok zor olduğu, havadan buz yağdığı bir ortamda hem sporcu hem de sanatçı için sınırların epey zorlanması anlamına gelecek bir denemeydi. İngiliz dağcının orada soyunması vücut ısısını çok hızlı düşüreceğinden hipotermiye girmesine hatta ölmesine yol açabilirdi. Ancak korkulan olmadı ve sırt çantasında sekiz saat taşıdığı sıcak suyu içmek yerine dövme yapmak için kullanan sanatçının, mutluluğu, enerjisi bizlere kadar geçti. Orada olmak çok heyecan ve keyif vericiydi.  O gün orada bir kez daha anladım ki çaba sarf edip, inanıp, aşk ile yola çıkınca birçok zorlu engelleri aşmak pekâlâ mümkün.
 
Oysa hepimizin ne kadarda çok zorlaması gereken sınırları, kırması gereken ön yargıları var değil mi?
 
Bir insan olmaz denilen onca şeyin ardından neden gider? Neden kendisini arkadaşlarını tehlikeye atar? Jerzy Kukuczka gibi neden bir şeyler için ölümü göze alır?  Neden kitap yazmak için gecelerce uykusuz kalır? Neden aşkı için dağları deler?.......
 
Bu soruların cevabını Suat Salih nede güzel vermiş:
   

 
Yetmedi
 Minareler alçak geldi,
 Kuleler alçak.
 Çıktım dağlara,
 Değmedi elim göklere.
 Çaresiz
 Tırmanmak istiyorum
 Üstüne
 Kendi başımın
...

1104

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

Tarih yerine AVM
18.01.2017    2505
Çanakkale’de su kesintisi
19.01.2017    896